Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Meclis Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. CHP'deki mutlak butlan kararının arından yaşanan koltuk krizine değinen Erdoğan, muhalefete sert sözlerle yüklendi. "Siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz" diyen Erdoğan, CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk operasyonlarına da değindi. Erdoğan, "Mustafa Kemal'in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir" ifadelerini kullandı. Öte yandan Erdoğan çiftçilere müjdeyi de kürsüden duyurdu.
İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:
Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti grubundaki şu muhteşem kardeşlik tablosunun özellikle de siyaseti marjinalize etmeye çalışanlara örnek olmasını temenni ediyorum. Kurban Bayramı sonrasındaki bu ilk buluşmamız vesilesiyle farizasını yerine getiren kardeşlerimizin ibadetlerinin Cenab-ı Hak katında makbul ve mebrur olmasını niyaz ediyorum. Değerli dava arkadaşlarım, yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak, güçlenerek hamdolsun devam ediyor.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığına hafta sonu bir kere daha şahitlik ettik. Halkımız pazar günü Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat'taki aradaki beldelerde belediye başkanlarını ve meclis üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. Yapılan ara seçimlerde 6 beldenin 4'ünde AK Partimizin, birinde ise ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi'nin adayı ipi göğüslemiştir. Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır. Öncelikle hemşerilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağbaşı beldesinde Mustafa Karadağ'ı, Tokat Yolüstü beldesinde Mustafa Altın'ı, Gümüşhane Tekke beldesinde Kemalettin Demirkıran'ı, Nevşehir Mustafapaşa beldesinde Mustafa Özer'i canı gönülden tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakınız burada 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablonun önemli bir yönüne dikkatlerinizi çevirmek istiyorum. Malumunuz bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasındaydılar. Otobüslerle o şehirden bu şehre sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor, kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Ama sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular. Daha düne kadar avazı çıktığınca bağıranların üç gündür sesi soluğu çıkmaz oldu. Ne konuşan var ne seçimler hakkında yorum yapan var ne de galeyana getirdikleri vatandaşlarımızdan çıkıp özür dileyen var. Aslında benzer bir yüzsüzlüğe biz 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk.

O günleri hepimiz dün gibi hatırlıyoruz. Nelerle karşılaşmadık ki? Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde utanmadan çıktılar, "Öndeyiz," diyerek halkımıza yalan söylediler. Kampanya döneminde sipariş anketler vasıtasıyla seçmenlerini manipüle etmeye kalktılar. Seçim sonuçları kesinleştikten sonra bile yanıldıklarını kabul etmek yerine milleti suçladılar; hatayı kendilerinde değil, milletin tercihlerinde aradılar. Yaşadıkları ağır hezimete rağmen siyasetin, sosyal medyanın yankı odalarından ibaret olmadığını bir türlü anlayamadılar. Bugün de aynısını yapıyorlar. Faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese ve her şeye kesen bu kibir abidelerine sadece şunu söylemek isterim: Beyler kusura bakmayın, siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz.
Sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun bunların zihniyetindedir. Bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz boyunca defalarca yenildiler, defalarca yanıldılar; fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler.

Kıymetli kardeşlerim, son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar. Aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhulet ve sükunetle çözmek yerine kimi zaman bizi, kimi zaman mahkemeleri, kimi zaman da medyayı suçlayarak yine kendilerine toz kondurmuyorlar. Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik: CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir.

Kardeşlerim; "Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim," diyenler aynı şekilde kendileridir. Dün "halkın umudu" dediklerine bugün "hain" damgası vuranlar da kendileridir, başkası değildir. Tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta, belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir.
Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştir. Dikkat ederseniz partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık. Medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik. Aynı tavrımızı koruyoruz.

CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan Jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa, "Boş ver, Araplara paranı kaptırma." diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz Batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikâyet eden mandacılarladır.
20 milyon ton depo kapasitesi ve 600'ün üzerinde alım merkeziyle hububat alımları için hazırlıklarını tamamlamıştır. Üreticimizin bir gram dahi ürünü ziyan olmayacak. Ofis, kendisine getirilen bütün ürünleri alacaktır. Ayrıca Ofis, ürün teslimini müteakip 21. günden itibaren ürün bedeli ödemelerine de başlayacaktır. Yeni hasat döneminin tüm çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Üreticilerimizi ilgilendiren bir hususu daha burada paylaşmak isterim. Son dönemde bölgelerimizde yaşanan savaşlar ve çatışmalar sebebiyle üretim girdilerinde artışlar yaşanmıştır. Bu da çiftçilerimizin maliyetlerine olumsuz yansımıştır. Çiftçilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla önemli bir karar aldık. Bu yıl için açıkladığımız temel destek ve planlama desteği tutarımızı, İran kriziyle birlikte girdi maliyetlerinde oluşan aşırı artışları göz önüne alarak güncelliyoruz; destek tutarlarımızı buna göre artırıyoruz. Şimdiden hayırlı, bereketli olsun diyorum.
Bir diğer haberimiz bölgesel yatırımlara yöneliktir. Geçen yıl başlattığımız Yerel Kalkınma Hamlesi Programı'nın ilk çağrısı kapsamında 303 projeyi desteklemeyi kararlaştırdık. Tarımdan turizme, madencilikten imalat sanayisine; farklı sektörlerdeki 185 milyar liralık özel sektör yatırımları ile yerelde kalkınmayı hızlandıracak, şehirlerimizin potansiyelini harekete geçireceğiz. Aynı programın geçen ay sona eren ikinci çağrısına yapılan toplam 1156 başvuruyu ülkemizdeki yatırım iştahının bir işareti olarak görüyoruz.