Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. "Çerçi dükkânı gibi; yok yok... Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet; ne ararsan hepsi var" diyerek CHP'ye yüklenen Erdoğan "Terörsüz Türkiye" sürecine de değindi. Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yeni aşamayı duyuran Erdoğan, "Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz." dedi.
İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı şu eşsiz sevdanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün bir kez daha, AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma; partimize ve hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyorum. Cenab-ı Allah'a, şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum.

Kavganın, bel altı vuruşların ve karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bugünlerde; kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi, inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz.
Sevgili kardeşlerim, değerli yol arkadaşlarım; AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye siyasetine kazandırdığımız seviye, bilhassa son zamanlarda kendini daha fazla hissettiriyor. İç politikadan dış politikaya her alanda, partimiz ve ittifakımız ile diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor. Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hâkimken; biz uyum içinde, ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz.

Dikkat ederseniz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Tahriklere rağmen, muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde; hangi siyasi görüşten, hangi kökenden olursa olsun millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.
86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da 'dostlar alışverişte görsün' anlayışıyla değil; tüm kalbimizle, buna yüreğimizi koyduğumuz için yapıyoruz. Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara ve kirli senaryolara boyun eğmeden; cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru, inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün bir hususun altını önemle çizmek durumundayım. İstiklal Harbimizi sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi; millete hizmet mücadelesinin kurmay aklıdır, merkez üssüdür, lokomotifidir. Meclisimiz bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse bunun kazananı, sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur; halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur. Bu mesuliyet bilinciyle, Meclis çatısı altındaki yasama görevimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız.

Yakın dönemde; halkımızda şikayetlere konu olan fahiş site aidatlarından Türkiye'nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Her birinizi fedakârane gayretlerinizden ötürü yürekten tebrik ediyorum.
Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız.
Tabii burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken, maalesef muhalefet Meclisi tıkama alışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor. İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclise taşıyanlar eklenmiştir.

Yüce Meclis; siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle, son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz.
Sabahın dokuzunda gelip salon işgal edeni mi ararsın; birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın; dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın? Dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini, bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın? Tekmili birden mevcut! Çerçi dükkânı gibi; yok yok... Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet; ne ararsan hepsi var. 'Mizahı olmayanın kendisi mizah olurmuş' derler ya; karşımızdaki manzara tam olarak bu.

Şimdi değerli kardeşlerim, kuşkusuz her siyasi parti kendinden sorumludur. Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece, biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi, bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi hâline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız.

Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar, son günlerde maalesef buna evrilmiş; Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince 'Cumhuriyeti biz kurduk' diye, Atatürk'ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de rehin alıyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim; biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz.
Sizlerle terörsüz Türkiye sürecine dair bazı önemli değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle şunu bir kez daha ifade etmek durumundayım. Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz terörsüz Türkiye sürecimizde hamdolsun önemli merhaleler katettik. 23 Ekim'de yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettik. Terörsüz Türkiye süreci geride bıraktığımız 22 yıllık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçti. Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye'nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara'nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu.

Sürecin sağladığı müspet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Burada sadece şunu söylemekle iktifa ediyorum. Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz ileride daha net görülecektir.
Maalesef bölgemizin içinden geçtiği dinamik jeopolitik, hem aynı anda pek çok krize vaziyet etmemizi hem de çok hassas olmamızı elzem kılıyor. Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan Meclis'in takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz.