Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda önemli mesajlar verdi. Erdoğan, AK Parti'nin sadece siyasi bir parti almadığını aynı zamanda bir dava hareketi olduğu söyledi. Törende; Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve İYİ Parti'den istifa Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, AK Parti'ye geçti.
Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
"11 milyon 500 bini aşkın üyemizle sadece Türkiye'nin değil dünyanın en büyük en yaygın siyasi hareketlerinden biriyiz. Bizim tasavvurumuzda üyelik sadece bir kayıt işleminden ibaret değildir. Bizde üye demek millete hizmet mücadelesine nefer yazılmak demektir.
Biz sadece siyasi bir parti değiliz, aynı zamanda bir dava hareketiyiz. Biz aynı ideallere inanan, aynı istikbale yürüyen bir gönül hareketiyiz.
AK Partimize yönelik teveccüh her seviyede katlanarak artıyor. Huzur arayan, kardeşlik ve dayanışma arayan, şehrine, ilçesine, beldesine hizmet etmek isteyen hemen herkes, bu ailenin bir ferdi olarak bu çatı altında siyaset yapmayı arzu ediyor.

Pazartesi bir ilçe belediye başkanımızı, dün ise bir milletvekilimizi saflarımıza dahil ettik. Bugün de yeni belediye başkanlarımızı bağrımıza basacağız.
86 milyonun her bir ferdi bizim nazarımızda eşittir. Aynı değerdedir. Oy versin ya da vermesin. Bizi desteklesin veya desteklemesin. Hiçbir ayrım yapmadan aynı derecede hizmete ve hürmete layıktır. Biz siyaset yaparken de hizmet ederken de daima bu anlayışla hareket ettik. Karşımızdaki kim olursa olsun saygıyı elden bırakmadık. Muhatabımızı rencide edecek incitecek, gönlünü kıracak hiçbir davranışın içinde olmadık.

Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil sorumluluk makamlarıdır. Vatandaşımızın karşısına çıktığımızda esnafımızın kapısını çaldığımızda da görevimiz gereği kamu gücünü kullandığımızda da taşıdığımız emanetin ağırlığıyla mütenasif hareket etmek zorundayız.
28 Şubat döneminde darbecilerin kadrine uğrayan insanlarımızın bir daha aynı zorbalığa maruz kalmaması için de milletimizden yetki aldık. 23 yıldır bu konuda çok büyük hassasiyet gösterdik. Ne bir başkasının hayat tarzına müdahale ettik, ne de kendini bu ülkenin sahibi gören küstah azınlığın hayat tarzı dayatmasına müsaade ettik, ne bir başkasının inancına karıştık, ne de Jakoben zihniyetin günümüzdeki temsilcilerinin insanımızın inancına karışmasına eyvallah ettik.
Hükümet olarak 2026 Türkiye'sinde halen 28 Şubat döneminin özlemiyle hareket eden bu ülkeyi tapulu mülkü gibi gören baskıcı zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum"