Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kilo vermek için karmaşık diyet listelerine, kalori hesaplarına veya yasaklı yiyeceklere ihtiyacınız olmayabilir. Bilim insanları, vücudun biyolojik saatiyle uyumlu tek bir kuralın, metabolizmayı baştan aşağı yenilediğini kanıtladı: Akşam 19.00'dan sonra mutfağın kapısını kilitlemek. Popüler kültürde "aralıklı oruç"un bir parçası olarak bilinen bu yöntem, sadece kilo vermeyi değil, hücresel temizliği (otofaji) başlatarak vücudun gençleşmesini sağlıyor. İşte 30 gün boyunca gece yemeyi kestiğinizde vücudunuzda gerçekleşen o zincirleme sağlık devrimi.
Modern yaşam tarzı, bizi gece geç saatlere kadar uyanık kalmaya ve dolayısıyla geç saatlerde atıştırmaya itiyor. Televizyon karşısında yenen meyveler, çayın yanındaki kurabiyeler veya gece yarısı bastıran açlıkla yapılan kaçamaklar... Bu alışkanlıklar masum gibi görünse de, vücudumuzun binlerce yıllık biyolojik ritmine (sirkadiyen ritim) savaş açmak anlamına geliyor. İnsan vücudu, güneş battıktan sonra sindirim sistemini yavaşlatıp "onarım ve bakım" moduna geçmek üzere programlanmıştır. Ancak biz gece geç saatte vücuda besin (özellikle karbonhidrat ve şeker) gönderdiğimizde, pankreasımız "dinlenmem gerek" derken zorla insülin salgılamaya başlar. Bu durum, onarım sürecini durdurur ve yağ depolama sürecini başlatır. Uzmanlar, akşam yemeğini en geç 19.00'da sonlandırıp ertesi sabah kahvaltısına kadar (yaklaşık 12-14 saat) sadece su, şekersiz çay veya kahve tüketilen bir "gece orucu"nun, vücut için en etkili ilaç olduğunu belirtiyor.
Gece yemeği kestiğinizde vücudunuzda gerçekleşen ilk ve en hızlı değişim, kan şekeri ve insülin seviyelerindeki dengelenmedir. Yemek yedikten sonra yükselen insülin hormonu, vücuda "enerjiyi depola" emri verir ve yağ yakımını bloke eder. Siz saat 19.00'da yemeği kestiğinizde, gece yarısına doğru insülin seviyeniz dip seviyelere iner. Vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için kandaki şekeri kullanamaz hale gelince, depo yakıtlarına, yani yağlara yönelir. Özellikle gece uykusu sırasında, vücut temel fonksiyonlarını sürdürmek için doğrudan yağ depolarını yakmaya başlar. "Uykuda zayıflamak" efsanesi, aslında bu biyolojik mekanizmanın ta kendisidir. 30 gün boyunca bu kurala uyan kişilerde, özellikle bel ve göbek çevresindeki inatçı yağlanmalarda gözle görülür bir azalma meydana gelir.
Gece açlığının en büyük ödülü, Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi'ye Nobel Ödülü kazandıran "Otofa" (Autophagy) mekanizmasıdır. Otofaji, kelime anlamıyla "kendi kendini yemek" demektir. Vücut, uzun süre aç kaldığında (genellikle son yemekten 12-14 saat sonra), hasarlı hücreleri, bozuk proteinleri ve toksinleri temizleyerek bunları enerjiye dönüştürür. Yani vücut, kendi içindeki çöpleri geri dönüştürür. Ancak sindirim sistemi sürekli çalıştığında, vücut bu temizlik işine vakit ayıramaz. Akşam 19.00'da yemeği kestiğinizde, gece uykusunda otofaji süreci maksimum seviyeye çıkar. Bu süreç, cildin yenilenmesinden bağışıklık sisteminin güçlenmesine, hatta Alzheimer ve kanser gibi hastalıklara karşı koruyucu kalkan oluşturulmasına kadar hayati bir rol oynar. 30 günün sonunda cildinizin daha parlak, zihninizin daha berrak olmasının sebebi bu hücresel detokstur.
Gece geç saatte yemek yemenin en büyük zararlarından biri, büyüme hormonunu (HGH) baskılamasıdır. "Gençlik iksiri" olarak da bilinen büyüme hormonu, yetişkinlerde yağ yakımını sağlar, kas kütlesini korur ve dokuları onarır. Bu hormon, en yoğun şekilde gece uykusunun ilk evrelerinde salgılanır. Ancak kanda insülin yüksekse (yani geç saatte yemek yediyseniz), büyüme hormonu salgılanamaz. İnsülin ve büyüme hormonu birbirine düşman iki hormon gibidir; biri varken diğeri sahneye çıkamaz. Akşam yemeğini erken kesmek, gece boyunca büyüme hormonunun zirve yapmasını sağlar. Bu da sabahları daha dinç uyanmanıza, kaslarınızın daha hızlı toparlanmasına ve yaşlanma belirtilerinin yavaşlamasına yardımcı olur.
Mide doluyken uyumaya çalışmak, vücudun dinlenmesini engeller. Sindirim sistemi çalışırken vücut ısısı düşmez, kalp atış hızı yavaşlamaz ve derin uykuya geçiş zorlaşır. Ayrıca dolu mide, reflü riskini artırarak uyku kalitesini bozar. Saat 19.00 kuralına uyduğunuzda, yatağa girdiğinizde sindirim işlemi bitmiş olur. Vücut, enerjisini sindirime değil, beyin ve organların onarımına harcar. Bu rutini uygulayanlar, sabahları yataktan kazınarak değil, kendiliğinden ve enerji dolu bir şekilde uyandıklarını belirtmektedir. "Sabah yorgunluğu" sendromunun en büyük ilacı, boş bir mideyle uyumaktır.
Bu sisteme başlamak isteyenler için ilk 3-4 gün zorlu olabilir. Vücut, alışkın olduğu saatlerde "ghrelin" (açlık hormonu) salgılayarak sizi mutfağa yönlendirecektir. Bu anlarda bir bardak su, bitki çayı (papatya, melisa) veya sade maden suyu içmek, açlık atağını bastırmak için yeterlidir. 30 günün sonunda ise vücut bu yeni ritme tamamen adapte olur ve akşam saatlerinde açlık hissetmemeye başlar. Akşam 19.00'dan sonra yemek yemeği kesmek, sadece bir diyet değil, vücudunuza verebileceğiniz en büyük "yenilenme" hediyesidir.