Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Her sabah işe veya okula gitmek için telefonunuzun alarmını saat 07:00'ye kurarsınız. Gece boyunca derin bir uyku çekersiniz, ancak sabah gözlerinizi aniden açtığınızda saate bir bakarsınız: 06:55. Alarmın çalmasına sadece dakikalar kalmıştır ve siz cin gibi uyanmışsınızdır. Çoğu insan bu durumu "altıncı his", "tesadüf" veya "şanssızlık" olarak değerlendirir; 5 dakika daha uyuyamadığı için hayıflanır. Oysa bu sinir bozucu zamanlama bir tesadüf değildir. Vücudunuzun iç saati (Sirkadiyen Ritim), her sabah o çirkin alarm sesinin çalacağını öğrenmiş ve bu şok edici uyanışı engellemek için "PER" adında özel bir proteini dakikası dakikasına salgılamaya başlamıştır.
Modern insan, uyanmak için çalar saatlere veya akıllı telefonlara güvenir. Ancak bedenimiz, milyonlarca yıllık evrimi boyunca güneşe ve ışığa göre programlanmıştır. Beynimiz, aniden çalan ve odanın sessizliğini yırtan bir alarm sesinden kelimenin tam anlamıyla "nefret eder". Çünkü derin uykudayken aniden yüksek bir sesle uyanmak, beynin ilkel bölgeleri için "yırtıcı bir hayvan saldırısı" veya "hayati bir tehlike" (Savaş ya da Kaç) anlamına gelir. Bu şokla uyanmak kalp atışlarını fırlatır, tansiyonu yükseltir ve güne aşırı stresli başlamanıza neden olur. Bedenimiz ise stresten hiç hoşlanmaz; her şeyin yumuşak ve öngörülebilir olmasını ister. Siz aylarca aynı saatte alarm kurduğunuzda, vücudunuz bu "travmayı" engellemek için kendi savunma mekanizmasını geliştirir ve alarmdan hemen önce sizi gizlice uyandırır.
Hücrelerimizin içinde "Sirkadiyen Ritim" adı verilen 24 saatlik bir biyolojik saat tıkır tıkır çalışır. Bu saatin akrebi ve yelkovanı, PER (Period) adı verilen bir proteindir. PER proteininin seviyesi gün içinde sürekli değişir. Akşam saatlerinde seviyesi düşer, kalp atışlarınız yavaşlar, kan basıncınız azalır, vücut ısınız düşer ve uykuya dalarsınız. Gece boyunca bu proteinin seviyesi düşük kalır.
Ancak sabah uyanma vaktiniz yaklaştığında, beynin hipotalamus bölgesindeki "Suprakiazmatik Çekirdek" (SCN - iç saatimizin merkezi) yavaş yavaş mesaiye başlar. Eğer her gün 07:00'de uyanıyorsanız, SCN bu saati ezberler. Sizi o çirkin alarm sesinin şokundan korumak için, uyanmanızdan yaklaşık bir saat önce (06:00 civarı) PER proteini seviyesini artırmaya başlar.
PER proteininin artmasıyla birlikte, vücutta muazzam bir kimyasal hazırlık başlar. Beyniniz böbrek üstü bezlerine sinyal göndererek Kortizol (stres ve uyanıklık) hormonunu salgılatır. Kortizol yavaş yavaş kana karışır. Vücut ısınız yaklaşık yarım derece yükselir. Kalp atışlarınız hızlanmaya, kan basıncınız artmaya başlar. Vücut, uykunun o derin felç halinden çıkıp "uyanıklık moduna" pürüzsüz bir geçiş yapar. Siz rüya görürken, içeride bu hazırlıklar o kadar kusursuz bir zamanlamayla ilerler ki; alarmın çalmasına 5 dakika kala kortizol seviyeniz zirveye ulaşır ve gözleriniz kendiliğinden açılır. Vücudunuz adeta size şunu söyler: "Ben seni kendi yöntemlerimle, yavaşça ve sağlıklı bir şekilde uyandırdım. O korkunç alarma ihtiyacımız kalmadı."
Bu sistemin ne kadar kusursuz çalıştığını, alarm kurmadığınız hafta sonu sabahlarında da görebilirsiniz. Cumartesi sabahı "Bugün öğlene kadar uyuyacağım" diye yatağa girersiniz ama gözleriniz yine tam 06:55'te açılır. Bunun sebebi, PER proteininin ve biyolojik saatin hafta içi veya hafta sonu ayrımı yapamamasıdır. Rutini bir kez ezberlediğinde, o otoyola girer ve her sabah aynı saatte kortizol pompalamaya devam eder. Bu durum, bedeninizin ne kadar sağlıklı ve ritminin ne kadar düzgün çalıştığının bir kanıtıdır. Aslında sinir bozucu olan erken uyanmak değil, mükemmel işleyen bir makineye sahip olmaktır.
Alarmdan 5 veya 10 dakika önce uyandığınızda yapılan en büyük hata, "Daha 5 dakikam var" diyerek gözleri tekrar kapatıp uykuya dalmaya çalışmaktır. Hatta alarm çaldığında "Ertele" (Snooze) tuşuna basıp uyumaya devam etmek, güne yapılabilecek en büyük ihanettir.
Siz tekrar uykuya daldığınızda, beyin yeni bir uyku döngüsüne (ki bu döngü yaklaşık 90 dakika sürer) baştan başlar. Ancak 5 dakika sonra o alarm çaldığında, beyninizi yeni başladığı derin uyku evresinden vahşice çekip çıkarmış olursunuz. Buna tıpta "Uyku İnersisi" (Uyku Sarhoşluğu) denir. Hormonal hazırlık (kortizol yükselişi) tamamen sıfırlanmış ve boşa gitmiştir. Yataktan sanki dayak yemiş gibi yorgun, baş ağrısıyla ve agresif kalkarsınız. Gün boyu kendinize gelemezsiniz.
Bu yüzden, alarmdan önce gözlerinizi açtıysanız, vücudunuza teşekkür edin ve yataktan çıkın. O 5 dakikalık süreyi esnemek, yatakta gerinmek ve yeni güne zihinsel olarak hazırlanmak için kullanın. Bırakın alarm, siz zaten ayaktayken sadece bir hatırlatıcı olarak çalsın. Teknolojinin bedeninizi yönetmesine izin vermek yerine, biyolojik saatinizin ritmine saygı duymak, sabahları kahveden bile daha fazla enerji verecektir.