Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ağız ve diş sağlığının en büyük düşmanı olan, gülüşleri gölgeleyen ve diş etlerinde kanamalara yol açan diş taşları, milyonlarca insanın ortak kabusudur. Sabah akşam en pahalı macunlarla diş fırçalansa bile, dişlerin arka yüzeylerinde ve diş eti çizgilerinde o sarımsı, sert tabakanın oluşması çoğu zaman engellenemez. İnternette dolaşan tehlikeli videolara aldanıp bu sertleşmiş plakları evdeki kesici aletlerle kazımaya çalışmak ise diş minesinde geri dönüşü olmayan, devasa fiziksel hasarlar meydana getirir. Oysa doğanın sunduğu, mutfak dolaplarında tamamen masum bir şekilde bekleyen bazı basit malzemeler, o taşlaşmış yapının kimyasal bağlarını içten içe zayıflatma ve parçalama gücüne sahiptir.
Günde iki kez düzenli olarak fırçalanan dişlerde bile tartar oluşumu gözlemlenmesi birçok kişide büyük bir hayal kırıklığı oluşturur. Ancak bu durumun sebebi yetersiz fırçalama değil, ağız içindeki tükürük bezlerinin çalışma prensibi ve tüketilen gıdaların geride bıraktığı görünmez kimyasal atıklardır. Diş taşı, tıbbi adıyla kalkulus, aslında bir gecede ortaya çıkmaz; sinsi ve yavaş ilerleyen biyolojik bir sürecin son halkasıdır. Ev ortamında bu taşlaşmış yapıları fiziksel olarak kazımadan, tamamen kimyasal tepkimelerle çözündürecek o muazzam formüller hayat kurtarıcı bir role sahiptir.
Diş taşlarını eritmek konusunda doğadaki en agresif ve en etkili çözümlerin başında ceviz kabuğu gelir. Ceviz kabuğunun yapısında bulunan yoğun antibakteriyel bileşenler ve özel asitler, kalsiyum birikintilerini çözmek için muazzam bir kimyasal çözücü görevi üstlenir. Bu yöntemi uygulamak için yaklaşık kırk gram temiz ceviz kabuğu, bir su bardağı içme suyunun içerisine atılarak yirmi dakika boyunca kısık ateşte kaynatılır. Su tamamen soğuduktan sonra süzülür ve geriye koyu renkli, şifalı bir sıvı kalır. Temiz bir diş fırçası bu suyun içerisine batırılarak on dakika boyunca bekletilir. Fırça suyu iyice emdikten sonra, dişler bu suyla sert darbelerden kaçınılarak yaklaşık beş dakika boyunca fırçalanır. Günde üç kez düzenli olarak uygulanan bu yöntem, sadece birkaç gün içerisinde o kaya gibi sert tartar tabakasının pamuk gibi yumuşayarak fırça darbeleriyle pul pul dökülmesini sağlar.
Fiziksel bir aşındırıcı kullanmak, diş taşlarını yerinden oynatmak için oldukça etkilidir ancak kullanılan aşındırıcının diş minesinden daha yumuşak olması hayati bir önem taşır. Bu noktada susam tohumları, ağız içi sağlığında gizli bir kahraman olarak devreye girer. Bir tatlı kaşığı dolusu kavrulmamış susam tohumu ağza alınır ve macun kıvamına gelene kadar yavaşça çiğnenir. Tohumlar yutulmadan ağızda tutulurken, tamamen kuru bir diş fırçası yardımıyla dişler fırçalanmaya başlanır. Çiğnenmiş susam tohumları, diş yüzeyinde son derece güvenli ve hassas bir zımpara etkisi meydana getirir. Susamın pütürlü yapısı tartarları yerinden sökerken, tohumun içinden çıkan doğal yağlar da diş minesini besleyerek üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturur ve yeni plak oluşumunu bıçak gibi keser.
Diş taşlarının oluşabilmesi için ağız içinin asidik bir ortama sahip olması gerekir. Şekerli ve asitli yiyeceklerin tüketimi bu ortamı mükemmel hale getirir. Ağızdaki bu asit dengesini anında nötralize eden, tartarın en büyük düşmanı ise mutfakların o ucuz ve sıradan iki malzemesi olan sodyum bikarbonat ve ince deniz tuzudur. Bir çay kaşığı karbonat ile yarım çay kaşığı tuz küçük bir kapta karıştırılır. Islatılmış diş fırçasının ucu bu kuru karışıma batırılarak dişler nazikçe fırçalanır. Karbonat ağızdaki asidi anında sıfırlarken, ince tuz kristalleri diş eti çizgisine gizlenmiş tartarları moleküler düzeyde zayıflatır. Karışımın mikroskobik düzeyde oluşturduğu kimyasal köpüklenme, ulaşılması en zor alanlardaki bakterileri bile parçalayarak dışarı atar. Haftada sadece bir veya iki kez uygulanması gereken bu yöntem, pürüzsüz diş yüzeylerine ulaşmanın en hızlı yoludur.
Meyve ve sebzelerin içinde doğal olarak bulunan C vitamini ve malik asit, diş taşlarına karşı uygulanan en tatlı ama en yıkıcı silahlardan biridir. Özellikle çilek ve domates, içerdikleri yoğun asit dengesi sayesinde ağız içindeki kalsiyum birikintilerini çözündürme konusunda inanılmaz bir performansa sahiptir. Büyük bir çilek püre haline getirilir veya bir dilim domates doğrudan diş taşlarının yoğun olduğu bölgelere sürülür. Meyvenin suyu o bölgede yaklaşık beş dakika boyunca bekletilir. Bu bekleme süresi, meyvenin içindeki doğal asitlerin tartarın kimyasal bağlarını eritmesi için fazlasıyla yeterlidir. Süre dolduğunda ağız içi karbonatlı bir suyla veya sade ılık suyla iyice çalkalanarak asit kalıntılarından arındırılır. Bu yöntem, diş etlerindeki kanamaları durdururken diş yüzeyindeki sarı lekeleri de sihirli bir dokunuşla silip atar.
Bahsedilen bu doğal yöntemler, evde uygulanabilecek en güvenli ve en etkili ağız bakım rutinleridir. Ancak bu işlemleri yaparken aceleci davranmak ve asitli kürleri her gün uygulamak, diş minesinde geri dönülemez erimelere yol açabilir. Karbonat veya limon gibi aşındırıcı gücü yüksek maddelerin kullanımı haftada maksimum iki gün ile sınırlandırılmalıdır. Ayrıca, yumuşayan diş taşlarını kürdan, metal ataç veya dikiş iğnesi gibi sivri cisimlerle kanırtarak çıkarmaya çalışmak, diş etlerinde devasa enfeksiyon alanları oluşturur. Evde uygulanan bu efsanevi rutinler, diş taşlarının kemikleşmesini engellemek ve mevcut taşları yavaşça eritmek içindir. Yıllarca birikmiş, dişin köküne kadar inmiş kaya gibi sert tartar tabakalarının nihai temizliği için, bu ev yapımı çözümlerle taşlar iyice yumuşatıldıktan sonra bir diş hekiminin ultrasonik cihazlarla yapacağı profesyonel dokunuşa başvurmak, o porselen gülüşü bir ömür boyu kalıcı hale getirecektir.