Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kış aylarının getirdiği hastalıklar iyileşse de geriye kalan o inatçı, boğazı yırtan kuru öksürük bir türlü peşinizi bırakmıyor mu? Geceleri uyutmayan, sosyal ortamlarda zor durumda bırakan ve göğüs kafesinizi ağrıtan bu durumdan kurtulmak sandığınızdan daha kolay olabilir. Uzmanlar, kimyasal şuruplara sarılmadan önce mutfağınızdaki doğal malzemelerin gücünden faydalanmanızı öneriyor. İşte boğazdaki tahrişi anında alan, öksürük krizlerini bıçak gibi kesen ve ciğerlerinizi rahatlatan o etkili doğal yöntemler ve uygulama sırları.
Soğuk algınlığı veya grip gibi enfeksiyonları atlattıktan haftalar sonra bile devam eden kuru öksürük, modern yaşamın en yaygın ve en rahatsız edici sağlık şikayetlerinden biridir. Tıbbi olarak "post-viral öksürük" olarak da adlandırılan bu durum, hava yollarındaki iltihabın tam olarak iyileşmemesi veya boğazdaki hassasiyetin devam etmesi nedeniyle ortaya çıkar. Balgam üretmeyen, sadece boğazda bir gıcıklanma hissiyle başlayan ve krizler halinde gelen bu öksürük, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Gece uykularını bölen ve gün boyu yorgunluk hissi yaratan bu döngüyü kırmak için vücudun kendi iyileşme mekanizmasını destekleyen doğal yöntemler, çoğu zaman en etkili çözüm olmaktadır. Doğanın sunduğu antienflamatuar ve yumuşatıcı özler, tahriş olmuş boğaz dokusunu sararak öksürük refleksini baskılayabilir.
Meyve reyonlarında görmeye alıştığımız ananas, içeriğindeki bromelain enzimi sayesinde öksürükle savaşta beklenmedik bir müttefiktir. Bromelain, sadece sindirimi kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda boğazdaki iltihabı ve mukusu parçalayarak solunum yollarını rahatlatır. Taze ananas yemek veya doğal ananas suyu içmek, kuru öksürüğün şiddetini azaltabilir. Bununla birlikte, en eski ve en basit yöntemlerden biri olan tuzlu su gargarası da asla ihmal edilmemelidir. Bir bardak ılık suya yarım çay kaşığı tuz ekleyerek yapılan gargara, ozmoz etkisiyle boğaz dokusundaki fazla sıvıyı ve ödemi çeker. Bu işlem, boğazdaki şişliği indirir, virüs ve bakterileri temizler ve tahrişi azaltarak öksürük refleksini sakinleştirir. Günde birkaç kez tekrarlanan tuzlu su gargarası, iyileşme sürecini önemli ölçüde kısaltabilir.
Yüzyıllardır bilinen en eski ve en etkili öksürük ilacı şüphesiz baldır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da boğaz tahrişine karşı önerilen bal, doğal bir demulcent yani yumuşatıcı görevi görür. Boğazın iç yüzeyini ince bir film tabakası gibi kaplayarak, öksürüğe neden olan gıcıklanma hissini ve tahrişi anında yatıştırır. Özellikle koyu renkli karabuğday balı veya kestane balı gibi antioksidan açısından zengin türler, enfeksiyonla savaşta daha etkilidir. Balın etkisini artırmak için C vitamini deposu limon ile birleştirmek ise mucizevi bir etki yaratır. Ilık bir bardak suyun içine bir tatlı kaşığı bal ve yarım limon suyu ekleyerek hazırlanan karışım, hem boğazı nemlendirir hem de bağışıklık sistemini destekler. Ancak buradaki kritik nokta suyun kaynar olmamasıdır; kaynar su balın yapısını bozarak şifalı etkilerini azaltabilir. Bu karışımı özellikle gece yatmadan önce tüketmek, gece boyu süren öksürük krizlerini engellemede büyük rol oynar.
Kuru öksürük tedavisinde adı az bilinen ancak etkisi çok büyük olan bir diğer bitki ise hatmi çiçeği köküdür. Bu bitki, suyla temas ettiğinde müsilaj adı verilen jelimsi bir madde salgılar. Bu madde, tüketildiğinde boğazın tahriş olmuş bölgelerini fiziksel olarak kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturur. Tıpkı bal gibi çalışan ancak bitkisel kökenli olan bu mekanizma, öksürüğü tetikleyen sinir uçlarının uyarılmasını engeller. Hatmi çiçeği kökünü ılık suda bekleterek hazırlayacağınız çay, özellikle konuşurken veya yutkunurken acı veren, tahriş kaynaklı kuru öksürüklerde anında rahatlama sağlar. Uzmanlar, bu bitkinin sentetik öksürük şuruplarına en güçlü doğal alternatiflerden biri olduğunu vurgulamaktadır.
Mutfağımızda genellikle sadece baharat olarak kullandığımız kekik, aslında solunum yolları hastalıkları için kullanılan en güçlü bitkilerden biridir. İçeriğindeki timol ve karvakrol gibi bileşenler, bronşlardaki kasları gevşeterek hava yollarını açar ve öksürük spazmlarını hafifletir. Kuru öksürükle mücadelede kekik çayı demlemek, boğazdaki o rahatsız edici kazınma hissini ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Öte yandan zencefil, güçlü anti-inflamatuar özellikleri sayesinde boğazdaki şişliği ve iltihabı azaltarak iyileşme sürecini hızlandırır. Taze zencefili ince dilimler halinde kesip kaynar suda demleyerek elde edilen çay, boğazdaki yangıyı alır. Bu iki bitkinin gücünü birleştirmek isteyenler için zencefil ve kekiği birlikte demlemek, solunum yolları üzerinde çift yönlü bir rahatlama sağlar. Zencefilin ısıtıcı etkisi ve kekiğin ferahlatıcı aroması, öksürük refleksini bastırmada oldukça etkilidir.
Kuru öksürüğün en büyük düşmanlarından biri kuru havadır. Özellikle kış aylarında kaloriferlerin çalışmasıyla evdeki nem oranı düşer ve bu da boğazın kurumasına, dolayısıyla öksürüğün şiddetlenmesine neden olur. Yatak odasında bir hava nemlendirici kullanmak veya radyatörlerin üzerine su dolu kaplar koymak, solunum yollarının nemli kalmasını sağlayarak gece öksürüklerini azaltır. Ayrıca uyku pozisyonu da öksürük yönetiminde kritik bir öneme sahiptir. Dümdüz yatmak, geniz akıntısının boğazın arka duvarında birikmesine ve öksürük refleksinin tetiklenmesine yol açar. Başın altına ek bir yastık koyarak hafifçe yükseltilmiş bir pozisyonda uyumak, bu akıntının yönünü değiştirerek daha kesintisiz bir uyku uyumanıza yardımcı olur.