Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kötü kolesterolle mücadele etmek için avuç dolusu ilaç içmeye ya da lezzetsiz, kısıtlayıcı diyetlere mahkum olmaya gerek kalmayabilir. Uzmanlar, haftada sadece bir kez tüketildiğinde bile damarları temizleyen, kötü kolesterolü (LDL) bıçak gibi kesen o mucizevi besini açıkladı. Omega-3 deposu bu gıda, kalp dostu özellikleriyle sağlığınızı koruma altına alırken, damar sertliğine karşı da en güçlü doğal kalkanı oluşturuyor.
Kalp ve damar hastalıklarının bir numaralı tetikleyicisi olan yüksek kolesterol, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik, stres ve yanlış beslenme alışkanlıklarıyla birleşince milyonlarca insanı tehdit eden sessiz bir tehlikeye dönüşüyor. Damar duvarlarında biriken plaklar, zamanla kan akışını yavaşlatarak ani kalp krizi ve felç riskini artırıyor. Pek çok kişi kolesterolü düşürmek için katı diyetler uygulasa veya hemen ilaç tedavisine başlasa da, doğanın sunduğu bazı süper besinler bu süreci inanılmaz derecede hızlandırabiliyor ve vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmasını devreye sokuyor. Yapılan son bilimsel araştırmalar, özellikle soğuk denizlerde yaşayan yağlı balıkların, içerdikleri benzersiz yağ asitleri sayesinde damar duvarlarında biriken plakları temizlediğini ve kan değerlerini kısa sürede ideal seviyeye çektiğini kanıtladı. İşte haftada tek bir porsiyonla kalbinize kalkan olan o besin ve tüketim sırları.
Balık tüketmeyenler veya bitkisel beslenmeyi tercih edenler için ise doğanın sunduğu en güçlü alternatif ceviz ve keten tohumudur. Ceviz, bitkisel Omega-3 formu olan alfa-linolenik asit (ALA) bakımından doğadaki en zengin sert kabuklu yemiştir. Kahvaltılarda veya ara öğünlerde tüketilecek 2-3 tam ceviz, damar iç duvarının (endotel) fonksiyonlarını iyileştirerek esnekliğini artırır ve kolesterolün damar duvarlarına yapışıp plak oluşturmasını engeller. Benzer şekilde keten tohumu da yoğurt veya salatalara eklenerek kolesterol düşürücü etkisinden faydalanılabilir. Bu bitkisel kaynaklar, hayvansal kaynaklar kadar hızlı bir emilim sağlamasa da, düzenli ve disiplinli tüketimde uzun vadeli ve güçlü bir koruma kalkanı oluşturur.
Eğer somon damak tadınıza uymuyorsa veya daha ekonomik bir alternatif arıyorsanız, soğuk suların diğer sakinleri olan uskumru ve sardalya da aynı mucizevi etkiyi gösterir. Özellikle sardalya, küçük boyutuna rağmen doğadaki en yoğun Omega-3 kaynaklarından biridir. Besin zincirinin alt basamaklarında yer aldığı için ağır metal ve cıva tutulumu en az olan balıklardan biri olması, onu sağlık açısından daha da güvenilir kılar. Kılçığıyla birlikte tüketilebilmesi sayesinde kemik sağlığı için kritik olan kalsiyumu da vücuda kazandırır. Bu balıklar, karaciğerin yağlanmasını engelleyerek vücudun kolesterol üretimini dengeler. Uzmanlar, bu balıkların haftalık beslenme rutinine eklenmesinin, damar sertliğiyle savaşta en az ilaçlar kadar etkili bir destekleyici tedavi olduğunu vurguluyor.
Kolesterolü düşürme ve kalp sağlığını koruma konusunda akla gelen ilk ve en etkili besin, şüphesiz somon balığıdır. Somon, içerdiği yüksek miktardaki Omega-3 yağ asitleri, özellikle EPA ve DHA sayesinde vücutta mucizevi etkiler yaratır. Bu yağ asitleri, "iyi kolesterol" olarak bilinen HDL seviyesini yükselterek, damarlarda biriken kötü kolesterolün (LDL) karaciğere taşınmasını ve vücuttan atılmasını sağlar. Yani somon, adeta damarlarınızın içinde çalışan bir temizlik ekibi gibi görev yapar. Ayrıca trigliserit seviyelerini düşürerek kanın akışkanlığını artırır ve pıhtılaşma riskini azaltır. Uzmanlar, haftada sadece bir porsiyon (yaklaşık 150-200 gram) ızgara veya fırında pişirilmiş somon tüketmenin, vücudun ihtiyaç duyduğu sağlıklı yağları alması ve kalp krizi riskini yüzde 30 oranında azaltması için yeterli olduğunu belirtiyor. Bu etki, düzenli tüketimle kalıcı hale geliyor.
Kolesterolü düşürmek isterken yapılan en büyük ve en tehlikeli hata, bu sağlıklı besinleri yanlış pişirme yöntemleriyle tüketmektir. Somon, uskumru veya hamsi gibi yağlı balıkları bol yağda kızartmak, içlerindeki hassas ve sağlıklı yağların yapısını bozar, onları okside eder ve trans yağ oluşumuna neden olabilir. Bu durum, kolesterolü düşürmek bir yana, vücuttaki iltihaplanmayı artırarak kolesterolü daha da yükseltebilir. En ideal pişirme yöntemleri fırınlama, ızgara veya buğulamadır. Balığın yanına bol yeşillikli, limonlu ve az sızma zeytinyağlı bir salata eklemek, C vitamini sayesinde balıktaki minerallerin ve Omega-3'ün emilimini artırarak faydayı ikiye katlar.
Balık tüketiminin etkisini maksimize etmek için, öğünlerinizi lifli gıdalarla desteklemeniz gerekir. Yulaf ezmesi, arpa, baklagiller, patlıcan ve bamya gibi çözünür lif (beta-glukan ve pektin) içeren besinler, sindirim sisteminde jel benzeri bir yapı oluşturur. Bu yapı, safradaki kolesterolü bağlayarak emilmeden vücuttan atılmasını sağlar. Haftada bir gün balık ziyafeti çekerken, diğer günlerde yulaf, avokado ve zeytinyağı ağırlıklı bir beslenme planı uygulamak, kötü kolesterolle savaşta kesin zafer kazanmanızı sağlar. İlaçsız ve doğal bir şekilde kalp sağlığınızı korumanın en garanti yolu, bu besin kombinasyonlarını yaşam tarzı haline getirmektir.