Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Milyarlarca dolarlık devasa bir endüstri olan ilaç sektörü, her yıl piyasaya zayıflattığı, kan şekerini düzenlediği veya sindirimi hızlandırdığı iddia edilen binlerce yeni kimyasal takviye, sentetik vitamin ve zayıflama hapı sürüyor. İnsanlar daha ince bir bele ve daha sağlıklı bir bedene kavuşmak için bu sentetik kapsüllere avuç dolusu para döküyor. Oysa doğanın kendi laboratuvarında asırlar önce formüle ettiği, muhtemelen şu an sizin de mutfak dolabınızın karanlık bir köşesinde unutulmuş halde duran öyle inanılmaz bir mucize var ki; tıp dünyası onun etkilerini yeni yeni kabullenmek zorunda kalıyor.
Sirke, insanlık tarihi boyunca bir gıda olmaktan ziyade her zaman bir "şifa kaynağı" olarak kullanılmıştır. Hipokrat'ın hastalarını tedavi etmek için kullandığı, Roma askerlerinin güç bulmak için içtiği elma sirkesi, günümüzde salatalara tat vermek için kullanılan sıradan bir sos muamelesi görüyor. Ancak burada bahsettiğimiz şey, marketlerde satılan o cam gibi berrak, pastörize edilmiş ve fabrikasyon sirkeler değil; içinde "Sirke Anası" denilen o bulanık tortuyu barındıran, çiğ ve doğal fermente (ev yapımı) elma sirkesidir.
Elma sirkesini bu kadar olağanüstü kılan şey, fermantasyon sürecinde elmadaki doğal şekerlerin bakteriler tarafından parçalanarak dönüştürüldüğü "Asetik Asit"tir.
Asetik asit, insan vücuduna girdiği anda sindirim sistemi üzerinde adeta bir trafik polisi gibi çalışmaya başlar. Özellikle karbonhidrat (ekmek, makarna, pirinç) içeren bir yemek yediğinizde, midenizdeki enzimler bu yiyecekleri hızla parçalayarak şekere çevirir ve kana karıştırır. Ancak yemekten hemen önce sisteminize asetik asit (sirke) girdiğinde, bu asit midedeki karbonhidrat parçalayıcı enzimlerin (amilaz) çalışmasını bilinçli olarak yavaşlatır. Yiyecekler midenizden bağırsaklara çok daha yavaş bir tempoda geçer. Mide boşalmasının bu şekilde gecikmesi, uzun saatler boyunca tok kalmanızı sağlayan en önemli biyolojik hamledir.
Tip-2 diyabet hastalarının veya insülin direnciyle savaşanların en büyük kabusu, yemek sonrası yaşanan o ani kan şekeri fırlamaları ve hemen ardından gelen o korkunç uyku hali (şeker düşmesi) krizleridir.
Bilimsel araştırmalar, yemeklerden önce tüketilen doğal elma sirkesinin, yemek sonrası kan şekeri yükselmesini %30 ila %40 oranında baskıladığını kesin olarak kanıtlamıştır. Asetik asit, kas hücrelerinin kanda dolaşan glikozu çok daha hızlı bir şekilde emmesini sağlayarak kanı temizler. Bu özelliğiyle elma sirkesi, insülin direncini kırmak için yazılan dünyanın en popüler diyabet ilaçlarıyla (metformin) neredeyse benzer bir mekanizmayla çalışır. Kan şekeriniz dalgalanmadığında, o dayanılmaz tatlı krizleri, gece buzdolabına saldırma istekleri ve yemek sonrası ağırlık çökmeleri tamamen tarih olur.
Bu mucizeden tam anlamıyla faydalanmak için onu rastgele değil, disiplinli bir şekilde tüketmeniz gerekir. "Günde 3 kez" kuralı, metabolizmayı gün boyu aktif tutmanın şifresidir.
Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeğinden tam 20 dakika önce, büyük bir bardak ılık içme suyunun içine sadece 1 yemek kaşığı doğal, bulanık elma sirkesi ekleyin ve için. Mideye önden gönderilen bu asetik asit öncüsü, birazdan yiyeceğiniz yemeğin glisemik indeksini düşürmek için pusuya yatar. Aynı zamanda asetik asit, karaciğerdeki yağ yakıcı genleri uyararak vücuda "Yağ depolamayı bırak, mevcut yağları enerji olarak yak" komutunu verir. Özellikle karın boşluğunda biriken ve iç organları saran o tehlikeli "Visseral Yağ" (göbek yağı) tabakasının parçalanmasında elma sirkesinin hızı, tıp dünyasını bile şaşkına çevirmektedir.
Bu muazzam faydalarının yanında, elma sirkesi güçlü bir asit olduğu için kullanımında çok dikkatli olunması gereken hayati kurallar vardır: