Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Banyoda işinizi bitirdikten sonra sifona basıp, arkanızı dönüp çıkmak, milyonlarca insanın üzerinde düşünmeden yaptığı otomatik bir reflekstir. Ancak mikrobiyologlar, bu masum hareketin banyoda görünmez bir "biyolojik patlamaya" neden olduğu konusunda yıllardır uyarıyor. Bilimsel adıyla "Toilet Plume" (Tuvalet Tüyü/Bulutu) olarak bilinen bu olay, sifonun yarattığı basınçla birlikte dışkı ve idrar partiküllerinin aerosol haline gelip havaya saçılmasıdır. Ve bu partiküllerin ilk hedefi, genellikle klozetin hemen yakınında, açıkta duran diş fırçanızdır. İşte her sabah dişlerinizi fırçalarken aslında neye maruz kaldığınızın mide bulandıran gerçeği.
Tuvalet hijyeni denince akla klozeti çamaşır suyuyla ovmak gelir. Ancak hijyen, temizlemekle değil, kirletmemekle başlar. 1975 yılında mikrobiyolog Dr. Charles Gerba tarafından keşfedilen ve o günden beri sayısız deneyle kanıtlanan "Klozet Aerosol Etkisi", modern banyoların en büyük tasarım hatasını ve kullanıcı ihmalini gözler önüne seriyor. Sifona bastığınızda, su haznesinden gelen tazyikli su, klozetin içindeki atıklarla (dışkı, idrar, kusmuk vb.) şiddetle çarpışır. Bu çarpışma, gözle görülemeyen milyonlarca mikroskobik su damlacığının (aerosol) havaya fırlamasına neden olur. Eğer kapağı kapatmadan sifona basarsanız, banyonuzun içinde adeta bir "bakteri havai fişeği" patlatmış olursunuz.
Yüksek hızlı kameralar ve lazer ışıklarıyla yapılan deneyler, açık klozetten fırlayan damlacıkların 2 metre yüksekliğe kadar ulaşabildiğini göstermiştir. Bu yükseklik, bir insanın boyunu ve banyodaki tüm rafları aşar.
Daha da kötüsü, bu damlacıklar havada asılı kalır. Büyük damlalar hemen yere düşerken, 5 mikrometreden küçük aerosoller saatlerce banyonun havasında süzülmeye devam eder. Siz sifona basıp çıktıktan sonra, bir sonraki kişi banyoya girdiğinde bu havayı solur. Yapılan ölçümlerde, havaya saçılan bu partiküllerin içinde E. Coli (koli basili), Norovirüs, Salmonella ve hatta Covid-19 virüsünün bulunabildiği kanıtlanmıştır.
Banyoda havaya saçılan bu partiküllerin eninde sonunda konacağı bir yere ihtiyacı vardır. En ideal yüzeyler ise nemli ve pürüzlü alanlardır. İşte diş fırçası, bu tanıma uyan en mükemmel hedeftir.
Çoğu evde diş fırçaları, lavabonun üzerindeki bir bardakta, başları açık şekilde durur. Lavabo ise genellikle klozetin hemen yanındadır. Toilet Plume etkisiyle havaya karışan dışkı partikülleri, yerçekimiyle süzülerek diş fırçanızın kılları arasına yerleşir. Fırçanın sürekli nemli olması, bu bakterilerin orada hayatta kalmasını ve üremesini sağlar. Siz sabah uyanıp dişlerinizi fırçalamak istediğinizde, aslında bir önceki gece havaya saçılan tuvalet atıklarını ağzınıza götürmüş olursunuz. Manchester Üniversitesi'nin araştırmasına göre, açıkta duran diş fırçalarının %60'ında dışkı kaynaklı bakterilere rastlanmıştır.
Tehlike sadece diş fırçasıyla sınırlı değildir. Banyoda asılı duran yüz ve el havluları da bu aerosollerden nasibini alır. Havluların lifli ve nemli yapısı, bakterileri hapseder. Yüzünüzü kurularken, bu patojenleri cildinize ve gözlerinize bulaştırabilirsiniz. Aynı şekilde açıkta duran makyaj malzemeleri, lens kutuları ve tıraş bıçakları da bu görünmez yağmurun altında kirlenir.
Bu biyolojik kirlilikten korunmanın yolu çok basittir, ancak alışkanlık haline getirilmesi gerekir.
Modern banyolar ne kadar şık olursa olsun, klozet kapağı bir dekorasyon ürünü değil, bir hijyen bariyeridir. Onu açık bırakmak, tuvaletinizi banyonun geri kalanıyla paylaşmak demektir.