Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Türk mutfağının ayrılmaz ikilisi olan patates ve soğan, marketten alındıktan sonra genellikle aynı sepete, aynı dolaba veya balkondaki aynı çuvala konulur. "Yemeklerin vazgeçilmezi" oldukları için kaderleri de bir sanılır. Ancak gıda mühendisleri ve toksikologlar, bu masum görünen depolama alışkanlığının ciddi sağlık riskleri taşıdığını belirtiyor. Yan yana gelen bu iki sebze, salgıladıkları gazlar nedeniyle birbirlerini çürütüyor ve zehirli toksinlerin üremesine neden oluyor. İşte mutfaktaki o tehlikeli ittifakın bilimsel yüzü.
Mutfak düzeni yaparken estetik kaygılar veya yer tasarrufu nedeniyle patates ve soğan sepetleri genellikle üst üste veya yan yana dizilir. Hatta pek çok "patates-soğanlık" ürünü, bu iki sebzeyi aynı ortamda saklamak üzere tasarlanmıştır. Ancak biyolojik olarak bakıldığında, patates ve soğan birbirinin en büyük düşmanıdır. Doğru koşullarda saklandığında aylarca dayanabilen bu sebzeler, yan yana geldiklerinde haftalar içinde bozulur, filizlenir ve insan sağlığını tehdit eden kimyasal reaksiyonlara girer. Eğer siz de "Patateslerim neden hemen yumuşuyor?" veya "Soğanlarımın içi neden geçiyor?" diye soruyorsanız, cevabı saklama yönteminizde aramalısınız.
Bu tehlikeli etkileşimin başrolünde "Etilen Gazı" vardır. Soğanlar, doğal solunum süreçlerinin bir parçası olarak dışarıya etilen gazı salgılar. Bu gaz, aslında bitkilerin olgunlaşmasını sağlayan doğal bir hormondur. Ancak patates, etilen gazına karşı aşırı hassas bir sebzedir.
Patatesleri soğanların yanına koyduğunuzda, soğanlardan yayılan bu gaz, patatesin biyolojik saatini hızlandırır. Patates, "büyüme zamanım geldi" sanarak hızla olgunlaşmaya ve filizlenmeye başlar. Normalde karanlık ve serin bir yerde uyku modunda kalması gereken patates, etilen gazı yüzünden strese girer, kabuğu büzüşür ve o bildiğimiz beyaz/yeşil filizleri vermeye başlar.
İşin sadece "bozulma" boyutu ekonomik bir kayıptır, ancak sağlık boyutu çok daha ciddidir. Etilen gazı etkisiyle hızla filizlenen ve kabuğu yeşile dönen patateslerde "Solanin" adı verilen bir glikoalkaloid madde birikir. Solanin, patatesin kendini böceklere karşı korumak için ürettiği doğal bir zehirdir.
Yeşillenmiş ve filizlenmiş patatesleri yediğinizde, vücudunuza yüksek miktarda solanin almış olursunuz. Bu madde pişirilse bile (haşlama veya kızartma) tamamen yok olmaz. Solanin zehirlenmesi; baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal ve ileri vakalarda halüsinasyon ile sinir sistemi bozukluklarına yol açabilir. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan yaşlılar ve çocuklar için bu durum daha risklidir. Uzmanlar, üzeri yeşillenmiş veya aşırı filizlenmiş patateslerin kesinlikle tüketilmemesi ve çöpe atılması gerektiğini vurguluyor.
Patates ve soğanın birbirine verdiği zarar tek taraflı değildir. Patatesler de bünyelerinde yüksek oranda nem barındırır. Soğanlar ise kuru ve havadar ortamları sever. Patateslerin yaydığı nem, soğanların dış kabuklarının yumuşamasına ve kök kısımlarının küflenmesine neden olur.
Bu nemli ortamda üreyen küf mantarları (özellikle siyah küf), soğanların içten içe çürümesine yol açar. Dışarıdan sağlam görünen bir soğanı kestiğinizde içinin vıcık vıcık olduğunu veya kötü koktuğunu görüyorsanız, bunun nedeni muhtemelen yanındaki patatesin yaydığı nemdir. Çürüyen soğanlar ise etrafa daha fazla gaz ve bakteri yayarak, yanındaki sağlam patatesleri de bozar. Bu bir kısır döngüdür.
Peki, bu iki sebzeyi nasıl saklamalıyız?
Mutfağınızdaki bu küçük değişikliği yaparak, hem gıda israfının önüne geçebilir hem de ailenizi görünmeyen bir gıda zehirlenmesi riskinden koruyabilirsiniz.