Poşet çay içenleri üzecek araştırma! Çay değil, adeta zehir içiyormuşuz

Şubat 15, 2026 17:00
1
Poşet çay içenleri üzecek araştırma! Çay değil, adeta zehir içiyormuşuz

Ofiste, evde veya kafede pratik olduğu için tercih ettiğimiz "sallama çay" veya "süzen poşet", aslında sağlığımız için sandığımızdan çok daha büyük bir tehdit oluşturuyor. Birçoğumuz o şık, üçgen veya piramit şeklindeki poşetlerin ipekten veya kağıttan yapıldığını sanırız. Ancak bilim insanları, sıcak suyla buluşan o poşetlerin, çayınıza lezzetle birlikte milyarlarca görünmez mikroplastik ve nanoplastik parçacığı saldığını kanıtladı. "Plastik çorbası" içtiğinizi fark etmeden tükettiğiniz bu hormon bozucu kimyasalların vücudunuzda yarattığı tahribat, çay keyfinizi kursağınızda bırakacak.

2
Poşet çay içenleri üzecek araştırma! Çay değil, adeta zehir içiyormuşuz

Çay, suyla birlikte dünyanın en çok tüketilen içeceğidir ve Türk kültürü için bir yaşam tarzıdır. Geleneksel demleme çayın yerini, modern yaşamın hızıyla birlikte "poşet çaylar" almaya başladı. Özellikle "premium" olarak pazarlanan, ipeksi dokuya sahip, piramit şeklindeki poşetler, çayın daha iyi demlenmesini sağladığı iddiasıyla rafları doldurdu. Ancak McGill Üniversitesi'nden kimya mühendislerinin yaptığı sarsıcı bir araştırma, bu poşetlerin masumiyetini yerle bir etti. Araştırmacılar, marketten rastgele seçtikleri 4 farklı markanın plastik poşet çaylarını inceledi. Sonuçlar dehşet vericiydi: Tek bir poşet çay, 95 derece sıcaklıktaki suya daldırıldığında, suya yaklaşık 11.6 milyar mikroplastik ve 3.1 milyar nanoplastik parçacığı salıyordu. Bu rakam, şimdiye kadar gıdalarda tespit edilen en yüksek mikroplastik seviyelerinden biriydi. Yani bir bardak poşet çay içtiğinizde, aslında gözle görülmeyen bir plastik okyanusunu yudumluyorsunuz.

3
Poşet çay içenleri üzecek araştırma! Çay değil, adeta zehir içiyormuşuz

NEDEN KAĞIT DEĞİL DE PLASTİK?

Eskiden çay poşetleri, abaca bitkisinin liflerinden elde edilen doğal kağıttan yapılırdı. Ancak kağıt poşetler, sıcak suda kolayca yırtılabiliyor ve çayın aromasını tam olarak suya veremiyordu. Gıda endüstrisi, daha dayanıklı, şeffaf (içindeki yaprakların görülebildiği) ve estetik duran "naylon" ve "polietilen tereftalat" (PET) bazlı poşetlere geçiş yaptı. Dokunduğunuzda ipek hissi veren o piramit poşetlerin çoğu, aslında pet şişelerle aynı hammaddeden üretilen plastiktir. Plastik, oda sıcaklığında stabil olsa da, kaynama noktasına yakın (95-100 derece) sıcaklıktaki suyla temas ettiğinde moleküler yapısı bozulmaya başlar. "Hidroliz" ve "termal degradasyon" denilen bu süreçte, poşetin yapısındaki polimer zincirleri kırılarak suya karışır. Bu parçacıklar o kadar küçüktür ki, çıplak gözle görülmezler ancak vücut hücrelerine nüfuz edebilirler.

4
Poşet çay içenleri üzecek araştırma! Çay değil, adeta zehir içiyormuşuz

NANOPLASTİKLERİN TEHLİKESİ

Mikroplastikler (5 milimetreden küçük) sindirim sistemi tarafından büyük oranda atılabilirken, asıl tehlike nanoplastiklerdir (1 mikrometreden küçük). McGill Üniversitesi'nin araştırmasında tespit edilen 3.1 milyar nanoplastik parçacığı, bağırsak duvarından geçerek kan dolaşımına karışabilecek boyuttadır. Kan yoluyla karaciğere, böbreklere ve hatta beyne taşınabilen bu parçacıklar, vücut için tam bir "Truva Atı" görevi görür. Hücre içine girdiklerinde oksidatif strese (hücre yaşlanması ve hasarı), inflamasyona (iltihaplanma) ve bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesine neden olabilirler. Ayrıca plastiklerin üretiminde kullanılan fitalatlar ve bisfenol-A (BPA) gibi kimyasallar, "endokrin bozucu" özellik taşır. Bu maddeler, östrojen ve testosteron gibi hormonları taklit ederek kısırlık, obezite, tiroid bozuklukları ve kanser riskini artırır. Özellikle hamile kadınların ve gelişim çağındaki çocukların bu tür plastik yüküne maruz kalması, genetik hasarlara bile yol açabilir.

5
Poşet çay içenleri üzecek araştırma! Çay değil, adeta zehir içiyormuşuz

KAĞIT POŞETLER DE MASUM DEĞİL

"Ben plastik değil, klasik kağıt poşet kullanıyorum" diyerek rahatlayanlar için de kötü bir haberimiz var. Kağıt poşetlerin sıcak suda dağılmadan bütün kalabilmesi için, kağıt hamuruna "Epikchlorohydrin" (Epiklorohidrin) adı verilen bir kimyasal reçine eklenir. Bu madde, kağıdın ıslakken yırtılmasını önleyen güçlü bir bağlayıcıdır. Ancak epiklorohidrin, suyla temas ettiğinde kanserojen olduğu bilinen "3-MCPD" adlı bir bileşiğe dönüşebilir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, bu maddeyi "olası kanserojen" sınıfına almıştır. Ayrıca birçok kağıt poşetin yapıştırılma yerlerinde (ip ve etiketin olduğu kısım) polipropilen plastik yapıştırıcılar veya zımba telleri kullanılır. Yani tamamen "doğal" görünen bir kağıt poşet bile, eser miktarda plastik veya kimyasal içeriyor olabilir.

6
Poşet çay içenleri üzecek araştırma! Çay değil, adeta zehir içiyormuşuz

ÇÖZÜM: GELENEKSEL DEMLEME VE METAL SÜZGEÇLER

Peki, çay keyfimizden vaz mı geçeceğiz? Elbette hayır. Çözüm, aslında en başa, yani geleneksel yöntemlere dönmekte yatıyor. Dökme çay (yaprak çay) kullanmak, hem lezzet hem de sağlık açısından en güvenli yoldur. Çayınızı porselen veya cam demlikte demlemek, plastik riskini sıfıra indirir. Eğer pratiklik sizin için vazgeçilmezse, poşet çay yerine paslanmaz çelikten yapılmış, tekrar kullanılabilir metal çay süzgeçleri veya silikon (gıda sınıfı, ısıya dayanıklı) aparatlar kullanabilirsiniz. Bu süzgeçlerin içine dökme çay koyarak kendi "güvenli poşetinizi" oluşturabilirsiniz. Böylece hem milyarlarca plastik parçacığını yutmaktan kurtulursunuz hem de doğaya her gün milyonlarca atık poşet bırakmamış olursunuz.