Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Çocukluk anılarımızın en renkli sahneleri, bayram sabahları erkenden kalkıp en güzel kıyafetlerimizi giydikten sonra kapı kapı dolaşarak topladığımız o rengarenk şekerler ve mendillerle doludur. Misafirliğe gidildiğinde ilk iş olarak kolonya tutulur, hemen ardından o şık kristal kaseler içinde çikolatalar, lokumlar veya baklavalar ikram edilir. Çoğumuz bu durumu sadece basit bir "misafirperverlik" kuralı veya çocukları sevindirmek için uydurulmuş modern bir alışkanlık sanırız. Oysa bayramlarda tatlı yiyip tatlı ikram etme geleneği, ne marketlerin bir satış stratejisidir ne de sıradan bir tesadüftür.
Toplumsal ritüeller hiçbir zaman boşluğa doğmazlar; arkalarında mutlaka derin bir psikolojik veya sosyolojik ihtiyaç barındırırlar. İnsanoğlu için "tatlı" kavramı, biyolojik olarak beynin ödül merkezini uyarır ve mutluluk hormonu salgılatır. Eski çağlardan beri şeker ve bal, ulaşılması çok zor, pahalı ve sadece özel günlerde tüketilen lüks tüketim maddeleriydi. Birine tatlı sunmak, ona elinizdeki en değerli ve en nadide şeyi sunduğunuz anlamına gelirdi. Ancak işin Osmanlı saraylarına ve bayram ritüellerine uzanan kısmı, bu biyolojik gerçekliğin çok ötesinde, tamamen "devletin bekası" ve "sadakat" ile ilgilidir.
Ramazan ayının bitişiyle kutlanan bayramın asıl adı dini literatürde "Iyd-ı Fıtır" (Fıtır Bayramı) olarak geçer. Osmanlı döneminde ise bir ay boyunca tutulan orucun, nefis terbiyesinin ve sağlığın bir teşekkürü olarak bu bayrama "Şükür Bayramı" denilirdi.
Ancak Osmanlı Türkçesinde (Arap alfabesiyle yazılan Türkçede) "Şükür" (شكر) ve "Şeker" (شكر) kelimelerinin yazılışları birebir aynıdır. İkisi de "şın-kef-rı" harfleriyle yazılır. Zamanla, bayramlarda tatlı yeme alışkanlığının da artmasıyla birlikte, halk ve saray eşrafı metinlerdeki bu "Şükür Bayramı" ibaresini okurken, kelimenin tatlı ve keyifli çağrışımından etkilenerek "Şeker Bayramı" şeklinde telaffuz etmeye başlamıştır. Yani dilbilimsel bir okuma farklılığı, koca bir bayramın adını ve ruhunu tamamen değiştirmiş, şekeri bu kutlamaların mutlak başrolü haline getirmiştir.
Gelelim işin en can alıcı ve en gizemli kısmına. Osmanlı İmparatorluğu'nda tatlı, özellikle de "Baklava", sıradan bir hamur işi değil, devlet ile ordu arasındaki sadakatin en önemli göstergelerinden biriydi. Bu durum kendini en net şekilde, Ramazan ayının 15. gününde düzenlenen görkemli "Baklava Alayı" ritüelinde gösterirdi.
Ramazan'ın tam ortasında, padişahın askere (Yeniçerilere) bir iltifatı ve ikramı olarak saray mutfaklarında devasa sinilerle yüzlerce tepsi baklava hazırlanırdı. Her on askere bir sini baklava düşecek şekilde planlama yapılırdı. Tepsiler, Silahtar Ağa tarafından teslim alınır ve askeri birliklerin komutanlarına törenle sunulurdu. Yeniçeriler bu baklavaları alır, büyük bir geçit töreniyle (Baklava Alayı) kışlalarına taşırlardı. İşte şifre buradaydı: Eğer Yeniçeriler padişahın sunduğu bu baklavayı coşkuyla alır ve yerlerse, bu padişaha ve devlete "Sadığız, isyan niyetimiz yok, halimizden memnunuz" demekti. Ancak eğer askerler baklava tepsilerini almayı reddeder veya tepsileri devirirlerse, bu saray için en korkunç kabustu; büyük bir kanlı isyanın (kazan kaldırmanın) kapıda olduğunun en net ve acı ilanıydı. Tatlı, devletin nabzını tutan bir diplomasi aracıydı.
Bayramlarda şeker ve lokum ikramının bir diğer güçlü tarihi referansı da ünlü Türk kahvesi kültürüdür. Geleneksel olarak şekersiz ve oldukça sert içimli (acı) olan Türk kahvesi, hayatın zorluklarını, acılarını ve ciddiyetini temsil ederdi.
Misafirliğe gelindiğinde, bu acı kahvenin yanına mutlaka küçük bir lokum, akide şekeri veya şerbetli bir tatlı konurdu. Bu sunum, "Hayatın acıları ve zorlukları (kahve) ne kadar sert olursa olsun, bizim dostluğumuz ve muhabbetimiz (lokum) bu acıyı tatlandıracak kadar güçlüdür" mesajını verirdi. Bayramlar, dargınlıkların unutulduğu, küslerin barıştığı günlerdir. Eskilerin "Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım" felsefesi sadece bir kafiye değil; şekerin insan beyninde yarattığı o gevşetici ve mutlu edici etkiyi kullanarak, kırgınlıkları onarma ve karşılıklı husumeti bitirme aracıdır.