Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Son yıllarda her mutfağın başköşesine kurulan, "yağsız kızartma" vaadiyle sağlıklı beslenmenin sembolü haline gelen Airfryer'lar (Sıcak Hava Fritözleri), gerçekten sandığımız kadar masum mu? Bir kaşık yağ ile patates kızartmanın cazibesi tartışılmaz olsa da, gıda mühendisleri ve onkologlar, bu cihazların çalışma prensibindeki "yüksek ısı" ve "hızlı hava akımı"nın, gıdalarda beklenmedik kimyasal reaksiyonlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle nişastalı gıdalarda oluşan kanserojen "Akrilamid" maddesi ve cihazın iç kaplamasındaki teflon riski, sağlıklı yemeğinizi sessiz bir zehre dönüştürebilir.
Airfryer çılgınlığı, pratikliği ve düşük kalorili yemek vaadiyle tüm dünyayı sarmış durumda. Geleneksel fritözlerin bol yağlı, ağır kokulu ve temizliği zor yapısına karşın Airfryer, sıcak havayı gıdanın etrafında çok yüksek hızla döndürerek dışı çıtır, içi yumuşak sonuçlar sunuyor. Teoride mükemmel bir buluş gibi görünse de, madalyonun diğer yüzünde karmaşık bir gıda kimyası yatıyor. Gıdaların 200 derece ve üzerindeki sıcaklıklara çok hızlı ve yoğun bir şekilde maruz kalması, "Maillard Reaksiyonu" denilen kararma ve kızarma sürecini kontrolsüz bir hale getirebiliyor. Bu reaksiyon, yemeğe o lezzetli tadı, kokuyu ve rengi veren süreçtir; ancak ipin ucu kaçtığında, yani gıda "altın sarısı"ndan "koyu kahverengi"ye döndüğünde, ortaya çıkan şey lezzet değil, hücresel düzeyde toksisitedir. Mutfaklarımızda "sağlık" adına yaptığımız bu teknolojik devrim, aslında bizi sinsi bir kimyasal yükle baş başa bırakıyor olabilir.
Airfryer kullanımındaki en büyük sağlık endişesi, "Akrilamid" adı verilen kimyasal bileşiktir. Akrilamid, karbonhidrat (nişasta) zengini gıdaların (patates, ekmek, hamur işi, bisküvi) yüksek ısıda (120°C üzeri) pişirilmesiyle, gıdadaki şekerlerin ve "asparajin" adlı amino asidin tepkimeye girmesi sonucu doğal olarak oluşur. Bu madde, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından "insanlar için muhtemel kanserojen" olarak sınıflandırılmıştır. Airfryer'ların en büyük dezavantajı, pişirme haznesinin fırına göre çok daha küçük olması ve ısı kaynağının gıdaya çok yakın olmasıdır. Bu kompakt yapı, gıdaların yüzeyinin fırına kıyasla çok daha hızlı kurumasına ve yanmasına neden olabilir. Güney Kore Tüketici Ajansı'nın yaptığı kapsamlı bir testte, piyasadaki popüler Airfryer modellerinde talimatlara uygun pişirilen patates kızartmalarının bazılarında, AB standartlarının üzerinde akrilamid tespit edilmiştir. Sorun cihazın kendisinde değil, kullanıcının "daha çıtır olsun" dürtüsüyle pişirme süresini uzatması veya dereceyi 200'e dayamasındadır. Fırında 30-40 dakikada oluşan risk, Airfryer'da 10-15 dakikada oluşabilir.
Airfryer ile ilgili ikinci büyük endişe kaynağı, gıdanın temas ettiği pişirme sepetinin yapışmaz kaplamasıdır. Çoğu modelde, temizliği kolaylaştırmak ve gıdanın yapışmasını önlemek için PTFE (Teflon) veya benzeri "sonsuz kimyasallar" (PFAS) içeren kaplamalar kullanılır. Bu kaplamalar, çizilmediği ve aşırı ısınmadığı sürece güvenli kabul edilir. Ancak Airfryer sepetleri, fırın tepsilerine göre çok daha fazla mekanik strese maruz kalır. Sürekli tak-çıkar yapılan, içine metal maşa sokulan, sert süngerle yıkanan ve sallanan bu sepetlerin kaplaması zamanla aşınır. Sepet tabanında veya kenarlarında oluşan en ufak bir çizik, yüksek ısının (200°C ve üzeri) etkisiyle alt katmandaki kimyasalların, alüminyumun veya mikroplastiklerin yemeğinize karışmasına neden olabilir. Ayrıca boş çalıştırıldığında veya çok yüksek ısılarda bu kaplamaların havaya, evcil hayvanlar (özellikle kuşlar) için ölümcül olabilen toksik gazlar salabildiği bilinmektedir. Bu nedenle, seramik kaplamalı veya tamamı paslanmaz çelik olan modeller sağlık açısından daha güvenli bir limandır ancak piyasada bulunmaları daha zordur ve pahalıdır.
Airfryer'ın sadece kaloriyi düşürdüğüne odaklanırken, gıdanın besin değerini nasıl etkilediğini de gözden kaçırıyoruz. Yüksek hızlı sıcak hava akımı, gıdaların içindeki suya duyarlı vitaminlerin (C vitamini ve B grubu vitaminleri gibi) hızla buharlaşmasına neden olabilir. Özellikle sebzeleri (brokoli, biber, kabak) Airfryer'da "cipse dönüştürmek" popüler bir yöntem olsa da, bu işlem sebzenin içindeki faydalı antioksidanların bir kısmını yok edebilir. Haşlama veya buharda pişirme yöntemlerine kıyasla Airfryer, kuru ısı kullandığı için gıdanın su içeriğini ve dolayısıyla suda çözünen vitaminleri kurutabilir. Sağlıklı bir öğün yediğinizi sanarken, aslında posası kalmış, vitaminleri oksidasyona uğramış bir "kütle" tüketiyor olabilirsiniz.
Peki, Airfryer'ı mutfaktan tamamen atmalı mıyız? Uzmanlara göre cevap hayır, ancak kullanım alışkanlıklarımızı değiştirmemiz şart. İşte Airfryer'ı bir kimyasal laboratuvar gibi değil, sağlıklı bir pişirici olarak kullanmanın altın kuralları:
Teknoloji hayatı kolaylaştırır, ancak onu nasıl kullandığınız sağlığınızı belirler. Airfryer'ı "hızlı ve yanık" yemekler için değil, "yavaş ve kontrollü" pişirme için kullanmak en doğrusudur.