Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kış aylarının ortasındayız ve evlerimizdeki kaloriferler harıl harıl yanıyor. Biz ısınırken, pencere kenarındaki sessiz dostlarımız olan salon bitkileri için zorlu bir sınav veriliyor. Kuruyan hava, azalan gün ışığı ve değişen ısı dengesi, en dayanıklı devetabanını veya paşa kılıcını bile strese sokabilir. Çoğu bitki sever, yaprakları sararan veya boynunu büken çiçeğinin öldüğünü sanıp ümitsizliğe kapılır. Oysa çözüm, kahvaltıda yediğiniz muzun çöpe attığınız kabuklarında gizli olabilir. Potasyum zengini bu doğal iksir, bitkilerinize "kış dopingi" yaparak onları yeniden hayata döndürüyor.
Evde bitki yetiştirmek, sadece dekoratif bir hobi değil, aynı zamanda yaşayan bir canlıyla kurulan sessiz bir diyalogdur. Ancak Ocak ayı, bu dostluk için en kritik dönemdir. Bitkiler, doğaları gereği kışın "dinlenme" (dormansi) dönemine girer. Gelişimleri yavaşlar, su ihtiyaçları azalır. Fakat ev içindeki yapay ısıtıcılar, havadaki nemi kuruttuğu için bitkiler "susuzluk" ile "kış uykusu" arasında bocalarlar. Yaprak uçlarının kuruması, gövdenin cılızlaşması ve rengin solması, bitkinin "Beni besle ama boğma" çığlığıdır. İşte tam bu noktada, kimyasal gübrelere sarılmadan önce mutfağınızdaki en güçlü organik atığı, yani muz kabuğunu devreye sokabilirsiniz. Muz kabuğu suyu, bitkilerin hücresel yapısını güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç kazandıran potasyum minerali açısından doğadaki en zengin kaynaklardan biridir.
İnsanlar için C vitamini neyse, bitkiler için de Potasyum (K) odur. Bitkilerin temel besin ihtiyacı üç ana elementten oluşur: Azot (yaprak gelişimi), Fosfor (kök gelişimi) ve Potasyum (genel direnç).
Kış aylarında bitkinin yeni yaprak çıkarmaktan ziyade, mevcut gövdesini korumaya ve köklerini sağlamlaştırmaya ihtiyacı vardır. Potasyum, bitkinin su dengesini düzenler, hücre duvarlarını kalınlaştırır ve kuraklığa/soğuğa karşı dayanıklılığını artırır. Eğer bitkinizin yaprak kenarları kahverengiye dönüyorsa veya gövdesi en ufak dokunuşta kırılacak gibi duruyorsa, bu potasyum eksikliğinin en net işaretidir. Muz kabuğu, içerdiği yüksek orandaki potasyumun yanı sıra kalsiyum, magnezyum ve sülfür ile bitkiniz için tam bir "multivitamin" görevi görür.
Bu doğal gübreyi hazırlamak, çay demlemek kadar basittir ancak sabır gerektirir. İşte adım adım "Sıvı Altın" tarifi:
Hazırladığınız bu iksiri, bitkilerinizin toprağına ayda bir veya iki kez dökebilirsiniz. Kışın bitkiler çok su istemediği için, normal sulama gününüzde bu karışımı kullanmak en doğrusudur.
Ancak dikkat etmeniz gereken kritik bir nokta var: Sineklenme. Muz kabuğu şekerli bir yapıya sahiptir. Eğer kabuk parçalarını suyun içinde bırakıp toprağa dökerseniz veya suyu çok yoğun kullanırsanız, toprağın üzerinde küçük sinekler (mantar sivrisinekleri) oluşabilir. Bu yüzden suyu mutlaka süzerek ve seyrelterek kullanın. Toprağın yüzeyine döktükten sonra, hafifçe karıştırmak (çapalamak) da sineklenmeyi engeller.
Muz kabuğunun marifeti sadece suyuyla sınırlı değildir. Özellikle kauçuk, devetabanı (Monstera) veya dua çiçeği gibi geniş yapraklı bitkileriniz varsa, muz kabuğunun iç kısmını yapraklara sürebilirsiniz.
Kışın kalorifer isi ve ev tozu, yaprakların gözeneklerini tıkayarak bitkinin nefes almasını (fotosentez yapmasını) engeller. Nemli bir bezle tozu aldıktan sonra, muz kabuğunun iç kısmıyla yaprakları nazikçe silin. Bu işlem, yapraklara inanılmaz bir parlaklık verirken, gözeneklerden doğrudan mineral emilimi sağlar. Bitkiniz sanki cila sürülmüş gibi parlayacak ve toz tutması gecikecektir.
Muz kabuğu tek başına bir ordu olsa da, onu destekleyecek diğer atıkları da değerlendirebilirsiniz.
Bitkiler de tıpkı insanlar gibi kışın biraz daha fazla ilgi ve şefkat bekler. Onları pahalı kimyasallarla değil, doğanın kendi döngüsüyle beslemek, hem cebinize hem de ruhunuza iyi gelecektir.