Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Pratikliğin sembolü mikrodalga fırınlar, mutfaktaki en büyük yardımcımız. Ancak artan yemekleri ısıtmak için kullandığınız o plastik saklama kapları, sandığınız kadar masum olmayabilir. Bilim insanları, "mikrodalgaya uyumlu" etiketi olsa bile, plastik kapların ısıtıldığında yemeğe gözle görülmeyen kimyasallar sızdırdığını kanıtladı. BPA ve Ftalat gibi maddeler, yemeğinizle birlikte vücudunuza girerek hormonlarınızı taklit ediyor ve kısırlıktan kansere kadar birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. İşte mutfağınızdaki görünmez tehlike ve almanız gereken önlemler.
Yoğun iş temposunda veya hızlı bir akşam yemeği hazırlığında mikrodalga fırınlar hayat kurtarıcıdır. Buzdolabından çıkardığımız plastik saklama kabını doğrudan mikrodalgaya atıp, birkaç dakika içinde sıcak bir yemeğe kavuşmak büyük bir konfordur. Ancak bu konforun bedeli, sağlığınız olabilir. Plastik, petrol türevi bir malzemedir ve yapısında dayanıklılığını veya esnekliğini artırmak için yüzlerce farklı kimyasal barındırır. Bu kimyasalların en bilinenleri Bisfenol-A (BPA) ve Ftalatlardır. Sorun şu ki, bu kimyasallar plastiğe kimyasal olarak "bağlı" değildir; yani serbestçe hareket edebilirler. Isı, bu hareketliliği artıran en büyük faktördür. Mikrodalga fırının yaydığı dalgalar, yemeğin içindeki su moleküllerini titreştirerek ısıtırken, aynı zamanda plastiğin yapısını da zorlar. Bu süreçte, "Leaching" (sızma) adı verilen bir olay gerçekleşir ve plastiğin içindeki zehirli kimyasallar, mikroskobik düzeyde yemeğinize göç eder.
Marketlerden aldığımız birçok plastik kabın altında "Microwave Safe" (Mikrodalgaya Uygun) ibaresini veya dalga işaretini görürüz. Bu işaret, tüketicilerde "bu kap %100 güvenlidir, hiçbir kimyasal salmaz" algısı yaratır. Oysa gerçek çok farklıdır. Bu etiket, sadece kabın mikrodalga ısısına maruz kaldığında erimeyeceğini veya şeklinin bozulmayacağını garanti eder; kimyasal sızdırmazlık garantisi vermez. Yapılan araştırmalar, BPA içermeyen (BPA-Free) plastiklerin bile, ısıtıldığında BPS veya BPF gibi benzer yapıdaki diğer kimyasalları salabildiğini göstermiştir. Yani plastiğin türü ne olursa olsun, moleküler düzeyde bir sızıntı riski her zaman vardır. Özellikle yağlı yemekler ısıtıldığında bu risk katlanarak artar, çünkü yağlar plastikteki kimyasalları çözme konusunda sudan çok daha etkilidir.
Plastikten yemeğe, oradan da vücudumuza geçen bu kimyasallar, "Endokrin Bozucular" olarak adlandırılır. Bunun sebebi, vücudumuzdaki doğal hormonları, özellikle de östrojen hormonunu taklit edebilme yetenekleridir. Vücut, bu yabancı maddeleri kendi hormonu sanarak hücrelere yanlış sinyaller gönderir. Uzun vadede bu durum, erkeklerde sperm kalitesinin düşmesine ve kısırlığa, kadınlarda polikistik over sendromuna, çocuklarda ise erken ergenliğe yol açabilir. Ayrıca metabolizmayı bozarak obeziteye ve tip 2 diyabete zemin hazırladığına dair güçlü bilimsel kanıtlar bulunmaktadır. Nebraska Üniversitesi'nin 2023 yılında yaptığı bir araştırma, mikrodalgada ısıtılan plastik bebek maması kaplarının, milyarlarca mikroplastik ve nanoplastik parçacığını süte saldığını ortaya koyarak ebeveynleri dehşete düşürmüştü.
Bu sinsi tehlikeden korunmanın yolu ise oldukça basit ve gelenekseldir: Cam veya seramik kullanmak. Mikrodalga fırınınızdan vazgeçmenize gerek yok, sadece içine koyduğunuz kabı değiştirmeniz yeterli. Cam ve seramik, "inert" (tepkisiz) malzemelerdir. Isıtıldıklarında kimyasal yapıları bozulmaz ve yemeğe herhangi bir madde sızdırmazlar. Yemeğinizi ısıtmadan önce plastik kaptan cam bir tabağa veya kaseye aktarmak sadece 30 saniyenizi alır, ancak sizi ve ailenizi ömür boyu sürecek hormonal bozukluklardan koruyabilir. Ayrıca, mikrodalgada ısıtma yaparken yemeğin üzerini streç filmle kapatmak da büyük bir hatadır. Isınan streç filmden damlayan buharlar, yemeğe kimyasal yağdırır. Bunun yerine kağıt havlu veya özel mikrodalga kapakları (plastik olsa bile yemeğe temas etmemeli) kullanmak en güvenli yöntemdir. Mutfağınızda yapacağınız bu küçük değişiklik, "plastik diyeti" yapmanın en etkili yoludur.