Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Doğal antibiyotik, kanser savaşçısı ve bağışıklık sisteminin süper kahramanı olarak bilinen zerdeçal, son yıllarda mutfakların baş tacı oldu. Çorbalardan yoğurtlara kadar her şeye eklenen bu altın sarısı baharat, aslında tek başına tüketildiğinde vücuda neredeyse hiçbir fayda sağlamıyor. Yapılan klinik araştırmalar, zerdeçalın etken maddesi olan "kurkumin"in, emilimi en zor maddelerden biri olduğunu kanıtladı. Emilimi %2000 oranında artıran o "katalizör" baharatı eklemediğiniz sürece, yediğiniz zerdeçal bağırsaklarınızdan geçip gidiyor.
Sağlıklı yaşam trendlerini takip eden herkesin evinde artık bir kavanoz toz zerdeçal bulunuyor. "Her gün bir kaşık zerdeçal yiyorum, kanserden korunuyorum" düşüncesi oldukça yaygın. Ancak biyokimya bilimi, durumun bu kadar basit olmadığını söylüyor. Zerdeçalın içindeki şifalı bileşen olan "Kurkumin" (Curcumin), ne yazık ki biyoyararlanımı (vücut tarafından emilme oranı) çok düşük bir maddedir. Siz bir kase yoğurda zerdeçal döküp yediğinizde, bu maddenin büyük bir kısmı kana karışmadan, karaciğer tarafından metabolize edilerek ve bağırsaklardan süzülerek vücuttan atılır. Yani pahalıya aldığınız o organik zerdeçallar, kelimenin tam anlamıyla "boşa" gider. Ancak doğa, bu sorunun çözümünü de yine başka bir baharatın içine gizlemiştir.
Zerdeçalın en iyi arkadaşı, mutfakların vazgeçilmezi Karabiberdir. Karabiberin içinde ona acılığını veren "Piperin" adında bir alkaloit bulunur. Bu madde, sadece yemeğe lezzet vermekle kalmaz, aynı zamanda karaciğerin ve bağırsak çeperinin çalışma mekanizmasını geçici olarak değiştirir.
Bilimsel araştırmalarda, 2 gram zerdeçalın tek başına tüketildiğinde kandaki kurkumin seviyesinin çok düşük kaldığı görülmüştür. Ancak aynı miktar zerdeçalın içine sadece 20 miligram (bir tutam) karabiber eklendiğinde, kandaki kurkumin seviyesinin tam %2000 (20 kat) arttığı tespit edilmiştir. Piperin, karaciğerin kurkumini parçalayıp atmasını engeller ve onun kana karışarak hücrelere ulaşmasını sağlar. Bu, tıpkı kilitli bir kapıyı açan anahtar gibidir. Karabiber olmadan zerdeçal, kapının önünde bekleyip geri dönen bir misafirdir.
Zerdeçalı "ilaca" dönüştüren formülün ikinci ayağı ise yağdır. Kurkumin, yağda çözünen (lipofilik) bir bileşiktir. Tıpkı A, D, E ve K vitaminleri gibi, emilebilmesi için ortamda mutlaka kaliteli bir yağın bulunması gerekir.
Zerdeçalı suyla yutmak veya yağsız salataya dökmek, emilimi minimumda tutar. Ancak zeytinyağı, hindistan cevizi yağı veya tam yağlı süt/yoğurt ile karıştırıldığında, kurkumin yağ moleküllerine tutunarak lenfatik sistem üzerinden doğrudan kana karışır. Geleneksel Hint tıbbı Ayurveda'da yüzyıllardır kullanılan "Altın Süt" tarifinin sütle (yağ) ve karabiberle yapılmasının nedeni de budur. Atalarımız kimyasını bilmeseler de, biyolojik etkisini deneyimleyerek çözmüşlerdir.
Bir diğer püf noktası da ısıdır. Kurkuminin biyoyararlanımı, hafif ısı gördüğünde artar. Zerdeçalı yemeklere pişirme aşamasında (yağda hafifçe kavurarak) eklemek veya ılık sütün içine karıştırmak, çiğ olarak tüketmekten daha etkilidir. Ancak aşırı yüksek ısı ve uzun pişirme süreleri (kaynatma) etken maddeyi bozabilir. En ideali, yemeği ocaktan indirmeye yakın veya ılık karışımlarda kullanmaktır.
Vücudunuzun zerdeçaldan maksimum faydayı sağlaması için günlük rutinlerinizde şu basit oranı uygulamanız yeterlidir:
Bu üçlüyü karıştırıp doğrudan yutabilir, salata sosuna ekleyebilir veya ılık süte karıştırabilirsiniz. Bu kombinasyon, vücuttaki enflamasyonu (iltihabı) azaltmada, eklem ağrılarını dindirmede ve beyin sağlığını korumada (Alzheimer riskini azaltmada) tek başına zerdeçaldan katbekat daha güçlüdür.
Zerdeçal-Karabiber ikilisi çok güçlü olduğu için bazı durumlarda dikkatli olunmalıdır. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, safra taşı problemi olanlar ve ameliyata girecek olan hastaların, bu kürü doktorlarına danışmadan düzenli kullanmamaları gerekir. Çünkü kurkuminin kanı sulandırma etkisi vardır ve ilaçların etkisini artırabilir. Sağlıklı bireyler içinse bu "Altın İkili", mutfaktaki en ucuz ve en etkili sağlık sigortasıdır.