Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

ABD’nin ihracatına izin vermediği F-22 Raptor için yeni bir sayfa açılıyor. Üretici firma Lockheed Martin, “Raptor 2.0” adını verdiği güncellenmiş konsepti ölçeklendirilmiş bir model üzerinden tanıttı. İlk bakışta en dikkat çeken detaylar ise gizlilik özellikli harici yakıt tankları ve kanat altına yerleştirilen IRST sensör podları oldu. Bu güncellemelerin temel amacı net: Hem menzili artırmak hem de modern hava savunma sistemlerine karşı F-22’yi daha dirençli hale getirmek.
Tanıtılan model, F-22’ye entegre edilmesi planlanan yükseltmeleri gösteriyor. Özellikle Uzakdoğu-Pasifik bölgesinde olası uzun menzilli görevler düşünülerek hazırlanan iyileştirmeler, jetin operasyon kabiliyetini genişletmeyi hedefliyor. Zaten F-22’nin en güçlü yanlarından biri hava üstünlüğü. Ancak mesafe uzadıkça yakıt konusu kritik hale geliyor. İşte “Raptor 2.0” tam bu noktada devreye giriyor.
En çarpıcı yenilik, kanat altına eklenen düşük sürtünmeli ve radar izi azaltılmış yakıt tankları. F-22 daha önce uzun görevlerde klasik harici tanklar kullanıyordu. Fakat bu tanklar, uçağın en büyük avantajı olan düşük görünürlük özelliğini zayıflatıyordu. Yeni tasarlanan tanklar ise hem stealth özellikli hem de ihtiyaç halinde uçaktan atılabiliyor. Yani pilot isterse görev öncesi ya da çatışma anında tankları bırakabiliyor. Lockheed Martin’e göre bazı senaryolarda bu tanklarla doğrudan çatışmaya girilmesi de mümkün.
Verilere göre mevcut ve yeni harici tanklar F-22’ye 850 deniz mili (1.570 km) ek menzil sağlıyor. ABD Hava Kuvvetleri’nin açıkladığı bilgilere göre F-22’nin yakıt ikmali yapılmadan savaş yarıçapı 590 deniz mili. Rakamlar yan yana konulduğunda, menzil artışının ne kadar kritik olduğu daha net görülüyor.
Yakıt tanklarının dış yüzeyine entegre edilen podlar ise kızılötesi arama ve takip sistemi, yani IRST içeriyor. Aslında bu sensör F-22’nin ilk tasarım aşamasında planlanmıştı. Ancak maliyet nedeniyle hayata geçirilmemişti. Şimdi tablo değişiyor. IRST podları, özellikle radar izi düşük hedeflerin tespitinde büyük avantaj sağlıyor. Dahası, sensör verileri IRST donanımlı F-22’ler arasında paylaşılabiliyor. Bu da hava sahasında durum farkındalığını ciddi şekilde artırıyor. Lockheed Martin bu sistemi “Gelişmiş Sensör Podu” olarak tanımlıyor. Açıkçası, modern hava muharebesinde radar kadar kızılötesi tespitin de ne kadar önemli hale geldiği düşünüldüğünde, bu adım sürpriz değil.
Güncelleme paketi sadece yakıt tankı ve sensör podlarıyla sınırlı değil. F-22’nin radar sistemi, iletişim altyapısı, savunma yardım sistemleri ve işlem gücü de elden geçiriliyor. Ayrıca test uçuşlarında ayna benzeri yeni bir kaplama deneniyor. Bu kaplamanın uzun vadede kullanılıp kullanılmayacağı henüz net değil. Ancak F-22’nin artık sadece bir savaş uçağı değil, aynı zamanda altıncı nesil F-47 için teknolojik bir test platformu olarak da değerlendirildiği belirtiliyor.