Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
ABD ordusunun en kritik uzay projelerinden biri olarak görülen yeni nesil GPS kontrol sistemi, aradan geçen 16 yıla ve yaklaşık 8 milyar dolarlık harcamaya rağmen hâlâ çalışır duruma getirilemedi. Gelinen noktada, projenin geleceği Washington’da ciddi biçimde tartışılıyor.
ABD Uzay Kuvvetleri, geçen yıl 4 Temmuz öncesinde GPS Next-Generation Operational Control System (OCX) adı verilen yeni nesil kontrol yazılımını resmen devralmıştı. O dönem, uzun süredir eleştiri toplayan programın sonunda işler hale geleceği düşünülüyordu.
OCX, 30’dan fazla GPS uydusundan oluşan takımı komuta etmek ve kontrol etmek için geliştirildi. Sistem; 2018’den itibaren fırlatılan GPS III uydularının yeni sinyallerini, karıştırmaya karşı dayanıklı özelliklerini ve buna bağlı yazılım altyapısını yönetmek üzere tasarlandı. Proje kapsamında ayrıca iki ana kontrol istasyonu, küresel izleme istasyonlarının modernizasyonu ve çeşitli donanım bileşenleri de yer alıyor.
Ama tablo beklendiği gibi çıkmadı. Sistemin teslim edilmesinin üzerinden yaklaşık dokuz ay geçmiş olmasına rağmen OCX hâlâ aktif biçimde kullanılamıyor.
RTX Corporation, yani eski adıyla Raytheon, bu sistemi geliştirmek için Pentagon’dan 2010 yılında sözleşme almıştı. İlk planda projenin 2016’da tamamlanması ve 3,7 milyar dolara mal olması bekleniyordu. Ancak teknik sorunlar, gecikmeler ve yazılım tarafındaki sıkıntılar derken maliyet hızla yükseldi.
Bugün yalnızca GPS III uydularına yönelik yer segmentinin maliyeti 7,6 milyar dolara ulaşmış durumda. Buna, gelecek yıl fırlatılması planlanan GPS IIIF uydularını desteklemek için geliştirilen ek OCX bileşeni de eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor. Söz konusu ek bölüm için 400 milyon doların üzerinde bütçe gerekiyor. Yani toplam fatura 8 milyar doları buluyor.
Üstelik sorun yalnızca para da değil. Sistemin ABD Uzay Kuvvetleri’ne devrinden sonra yapılan kapsamlı testlerde, yeni problemler birer birer ortaya çıktı. Gerçek uydular, yer antenleri ve kullanıcı ekipmanlarıyla yürütülen operasyonel testlerde alt sistemlerin geneline yayılmış ciddi hatalar tespit edildi. Bu sorunların önemli bir bölümünün de hâlâ çözülemediği belirtiliyor.
ABD Sayıştayı’nın yaptığı incelemeler de projenin neden bu noktaya geldiğine ışık tuttu. İncelemelerde, zayıf tedarik kararlarının ve yazılım geliştirme sürecindeki problemlerin geç fark edilmesinin başarısızlıkta önemli rol oynadığı vurgulandı.
Açıkçası, yıllardır devam eden bu gecikme artık yalnızca teknik bir aksama gibi görülmüyor. Proje, savunma planlaması açısından ciddi bir yönetim sorunu olarak da değerlendiriliyor.
OCX’te yaşanan gecikmeler yüzünden ABD ordusu, mevcut eski GPS kontrol sistemini güncelleyerek GPS III uydularını yönetebilir hale getirmek zorunda kaldı. 2020’de yapılan güncellemeler sayesinde, özellikle askeri kullanım için geliştirilen M-code sinyallerinin bazı özellikleri devreye alınabildi.
M-code, savaş alanında artan karıştırma ve sahte sinyal tehditlerine karşı daha dayanıklı yapısıyla öne çıkıyor. Şifreli yapısı sayesinde sahte sinyallerin gerçekmiş gibi algılanmasını zorlaştırıyor. Bu da ABD ve müttefiklerine sahada önemli bir avantaj sağlıyor. Aynı zamanda düşman unsurların GPS erişimini sınırlama imkânı da sunuyor.
Başlangıçta, bu gelişmiş sinyallerin yaklaşık 700 farklı askeri platformda — uçaklar, gemiler, kara araçları ve füzelerde — tam kapasiteyle kullanılabilmesi için OCX’in devreye alınması gerektiği düşünülüyordu.
Şimdi ise alternatif senaryolar daha yüksek sesle konuşuluyor. Yetkililer, mevcut GPS kontrol sisteminin geliştirilmeye devam edilmesini gerçekçi bir seçenek olarak değerlendiriyor. ABD Uzay Kuvvetleri’nin ise programın tamamen iptal edilmesi dahil farklı ihtimaller üzerinde çalıştığı ifade ediliyor.