Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Çinli araştırmacılar, radar görünürlüğünü artırmadan uçan kanat bombardıman uçaklarının hızını ciddi biçimde yükseltebilecek bir teknoloji geliştirdi. Yıllardır değişmeyen hız–gizlilik dengesi sarsılabilir.
Askerî havacılıkta hız ile gizlilik arasında hep hassas bir denge kuruldu. Radar izini küçültmek için tercih edilen “uçan kanat” mimarisi, düşük görünürlük ve yakıt verimliliği sağlasa da yüksek hızların önüne doğal bir set çekiyor. Bu yüzden ABD’nin B-2 Spirit’i gibi hayalet bombardıman uçakları, ses hızının oldukça altında kalmak zorunda.
Ancak Aralık ayında hakemli bir bilimsel dergide yayımlanan yeni bir çalışma, bu tablonun değişebileceğine işaret ediyor. Çinli araştırmacılara göre, uçan kanat tasarımına sahip uçakların güvenli azami hızı, yapısal bir değişikliğe gerek kalmadan yüzde 62,5 oranında artırılabiliyor. Üstelik radar görünürlüğü de bozulmadan.
Uçan kanat konsepti ilk kez 1930’lu yıllarda ortaya çıktı. Gövde ile kanatların tek bir geniş yüzey hâlinde birleştiği bu tasarım, sürtünmeyi azaltıyor, yakıt tasarrufu sağlıyor ve radar dalgalarını büyük ölçüde sönümlüyor. Tam da bu nedenle hayalet bombardıman uçakları için ideal kabul ediliyor.
Ne var ki bu mimarinin ciddi bir handikabı var. Kuyruğun olmaması, uçağı hatve hareketlerine karşı daha hassas hâle getiriyor. Uzun ve ince kanatlar ise yüksek hızlarda esneyebiliyor. Hız arttıkça bu esneme, “rijit-elastik bağlaşık flutter” adı verilen tehlikeli titreşimlere dönüşebiliyor. Flutter başladığında, uçak saniyeler içinde kontrolünü kaybedebiliyor. Bu risk, B-2 gibi platformların Mach 0.5 civarında sınırlandırılmasının temel nedeni.
Nanjing Havacılık ve Uzay Üniversitesi’nden Prof. Huang Rui ile Pekin Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Hu Haiyan, bu kronik soruna farklı bir yaklaşım getiriyor. Geliştirilen yöntemde kanatlar güçlendirilmiyor, gövde yeniden tasarlanmıyor. Bunun yerine flutter, aktif bastırma sistemiyle kontrol altına alınıyor.
Uçağın üzerinde zaten bulunan sensörler, uçuş sırasında titreşimin ilk işaretlerini anında algılıyor. Sistem, bu verilerle kanatlar etrafındaki hava akışını çok kısa süreler içinde ayarlıyor. Adeta görünmez bir destek gibi çalışan bu müdahale, titreşim büyümeden bastırılıyor. En dikkat çekici nokta ise ağır takviyelere gerek duyulmaması; bu da teknolojinin farklı platformlara daha kolay entegre edilebileceğini düşündürüyor.
Araştırma ekibi bu noktaya bir gecede gelmedi. Yaklaşık on yıllık çalışmada flutter tahmin modelleri sadeleştirildi ve dört temel faktöre indirildi. Böylece Çin, rijit-elastik bağlaşık uçuş dinamiklerini modelleyebilen tamamen yerli bir yazılım da geliştirmiş oldu.
Teorinin sahadaki karşılığını görmek için uzun ve dar kanatlara sahip bir uçan kanat insansız hava aracı üretildi. Yapılan test uçuşlarında araç, normal flutter sınırının yüzde 62,5 üzerine kadar hızlandı. Kararsızlık ancak bu seviyede ortaya çıktı ve sonuçlar, uçan kanat platformları için küresel ölçekte yeni bir hız eşiği olarak kayda geçti. Prof. Huang’ın ifadesiyle, “Bugün Mach 0.5 hızında uçan bir model, bu teknolojiyle Mach 0.7’ye çıkarılabilir ve hatta daha stabil hâle gelir.”
Askerî havacılık çevrelerinde bu çalışma, “uçan kanatlar kaçınılmaz olarak yavaş olur” düşüncesini ciddi biçimde sorgulatıyor. Günümüzde stratejik bombardıman uçakları iki uç yaklaşımı temsil ediyor: ABD’nin B-2’si gizlilik uğruna hızdan feragat ederken, Rusya’nın Tu-160’ı Mach 2’nin üzerindeki hızıyla öne çıkıyor ancak radar görünürlüğü yüksek.