Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Güneş’te meydana gelen güçlü patlamaların, kırılmaya hazır fay hatlarını harekete geçirebileceği iddiası tartışma başlattı. Bazı araştırmacılar iyonosfer ile yer kabuğu arasında elektriksel bir bağ olabileceğini savunuyor, ancak eleştiriler de sert.
Güneş patlamalarının Dünya üzerindeki etkileri uzun zamandır biliniyor. Özellikle iyonosferde oluşturduğu değişimler, radyo iletişiminde kesintilere yol açabiliyor ya da kutup ışıklarını güçlendirebiliyor. Ancak şimdi ortaya atılan yeni bir iddia, işin boyutunu çok daha farklı bir noktaya taşıyor.
Bu ay International Journal of Plasma Environmental Science and Technology dergisinde yayımlanan bir çalışma, Güneş patlamalarının dolaylı biçimde depremleri tetikleyebileceğini öne sürdü. İddiaya göre mesele sadece üst atmosferle sınırlı değil; yer kabuğundaki kırılgan fay hatları da bu elektriksel değişimlerden etkileniyor olabilir.
Araştırmacıların modeline göre Dünya, aslında doğal bir elektrik sistemi gibi çalışıyor. Yer kabuğundaki yüksek basınç altındaki çatlaklarda bulunan ve “süperkritik akışkan” olarak tanımlanan maddeler bol miktarda yüklü iyon içeriyor. Bu da bazı fay hatlarını, elektrik yükü depolayabilen bir kondansatör gibi davranan yapılara dönüştürüyor.
Çalışmada yer kabuğu ile iyonosfer, dev bir pilin iki ucu gibi ele alınıyor. Varsayıma göre bu iki katman arasında bir elektrik alan var. Güneş patlamaları sırasında gelen yüklü parçacıklar iyonosferdeki elektron dağılımını değiştiriyor. Elektronlar daha düşük irtifalarda yoğunlaşıyor ve negatif yüklü bir tabaka oluşuyor.
İşte kritik nokta burada. Bu değişimin, yer kabuğundaki elektrik yükleri üzerinde ek bir elektrostatik kuvvet oluşturabileceği belirtiliyor. Araştırmacılara göre bu kuvvet, zaten kırılma sınırına gelmiş bir fay hattında basınç dengesini bozabilir. Yani kırılmaya ramak kalmış bir fay, küçük bir itkiyle harekete geçebilir.
Hatta modelde, söz konusu elektrostatik etkinin yerçekimi ya da gelgit kuvvetleriyle kıyaslanabilir düzeyde olabileceği savunuluyor. Açıkçası bu iddia, jeoloji camiasında ciddi bir tartışmanın kapısını aralamış durumda.
Çalışmada, 2024 yılında Japonya’nın Noto Yarımadası’nda meydana gelen deprem ile aynı döneme denk gelen güçlü Güneş patlamaları örnek olarak sunuluyor. Araştırmacılar, bu zamanlama örtüşmesini model açısından destekleyici bir veri olarak değerlendiriyor.
Ancak itirazlar da gecikmedi. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) verileri, Güneş patlamaları ile depremler arasında anlamlı ve sistematik bir örtüşme bulunmadığını gösteriyor. Yani eldeki gözlemsel kayıtlar, şu an için doğrudan bir ilişkiyi doğrulamıyor.
Eleştirilerin bir diğer ayağı ise Dünya’nın karmaşık jeolojik yapısına dayanıyor. Yer kabuğu, farklı iletkenlik özelliklerine sahip çok sayıda kaya katmanından oluşuyor. Bu katmanların elektrik akımına karşı direnci, iyonosferden gelen elektrik alanın büyük ölçüde sönümlenmesine yol açabilir.
Başka bir ifadeyle, teoride güçlü görünen elektrostatik etkinin pratikte neredeyse ihmal edilebilir seviyeye düşmesi mümkün. Bu nedenle bazı jeofizikçiler, önerilen mekanizmanın mevcut haliyle spekülatif olduğunu ve sağlam gözlemsel kanıtlarla desteklenmediğini savunuyor.