Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Göçmen kuşların ve posta güvercinlerinin yönlerini bulurken Dünya'nın manyetik alanlarından yararlandığı uzun zamandır biliniyordu. Özellikle gece saatlerinde veya güneş ışığının yetersiz olduğu kapalı havalarda devreye giren manyetik yön bulma yeteneği, gökyüzündeki görsel işaretlerin eksikliğini telafi ediyor.
Fakat manyetik algılamanın vücudun tam olarak neresinde gerçekleştiği ve arkasındaki mekanizma, bilim dünyasında yoğun tartışmalara neden oluyordu. Science dergisinde yayımlanan yeni makale, güvercinlerin karaciğerinde bulunan demir açısından zengin bağışıklık hücrelerinin, manyetik alanları tespit edip beyne bilgi aktardığını öne sürüyor.

Kuşların manyetik alanı nasıl algıladığına dair üç temel hipotez bulunuyor. İlk görüş, Dünya'nın kuşun üst gagasındaki manyetik parçacıklara uyguladığı çekim kuvvetinin, yön bilgisini kafatasındaki büyük bir sinir aracılığıyla beyne ilettiği pusula benzeri bir mekanizmaya işaret ediyor.
İkinci hipotez, voltaja duyarlı hücresel iyon kanalları sayesinde manyetik alandaki değişikliklerin biyolojik olarak algılandığını savunuyor. Üçüncü iddia ise retina pigmentleri üzerindeki fiziksel etkilerin kuşların fotonları tespit ederek beyne sinyal göndermesini sağladığını belirtiyor. Yalnızca ışık altında çalışan son mekanizma, tüm süreci tam olarak açıklamaya yetmiyor.

Araştırmanın ortak yazarı olan Bonn Üniversite Hastanesi'nden Clivia Lisowski, karaciğer ile dalağın manyetik özelliklere sahip olduğuna dair ipuçları yakaladıklarını dile getirdi. Kırmızı kan hücrelerini parçalayan bu organlar, vücutta yüksek miktarda demir depoluyor. 2015'te fareler ve insanların dalaklarında yer alan kırmızı pulpa makrofajlarının manyetik alanlara karşı hassas olduğunu gösteren bir araştırmaya atıfta bulunulurken, o dönemde söz edilen özelliklerin manyetik algılama ile ilgisi kesinleşmemişti.
Lisowski ve ekibi, güvercinler üzerinde yürüttükleri çalışmada karaciğer, dalak, göz, gaga ve beyin dokusu örneklerini inceledi. Ferritine duyarlı Prusya mavisi ile boyanan örneklerde titreşimli numune manyetometrisi ile manyetik hücre ayırma yöntemleri kullanıldı. En güçlü demir konsantrasyonu ile en yüksek manyetik tepki karaciğer dokusunda tespit edildi.

Geliştirilen hipotezi test etmek amacıyla 34 güvercin, batıdan doğuya doğru uzanan 19 kilometrelik bir rotada uçmaları için eğitildi. Eğitim sonrasında kuşların yarısının karaciğerlerindeki makrofajları tüketmek için klodronat lipozomları enjekte edilirken, diğer yarısı kontrol grubu olarak ayrıldı. İşlem, güneşin görünmediği kapalı bir havada gerçekleştirildi.
Kontrol grubundaki tüm güvercinler yuvalarına başarıyla geri dönmeyi başardı. Enjeksiyon yapılan kuşlar ise yön duygularını kaybederek ertesi gün güneş açana kadar geri dönemedi. Güneşli havada tekrarlanan deneyde, klodronat tedavisi uygulanan güvercinlerin yön bulma yeteneklerinin etkilenmediği görüldü. Olay, güvercinlerin güneşin konumu ve manyetik algılamayı bir arada kullandığını gösteriyor.

Elde edilen bulguların, ışığın az olduğu ortamlarda yaşayan kör köstebek fareleri veya yarasaların yön bulma yeteneklerini de açıklayabileceği düşünülüyor. Aynı zamanda deniz dağlarındaki jeomanyetik anormallikleri kullanarak yönlerini bulan çekiç başlı köpek balıklarının da benzer bir sistemden yararlandığı tahmin ediliyor.