Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ay’da kalıcı üs hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdüren NASA, simüle edilmiş Ay toprağından yoğunlaştırılmış güneş ışınlarıyla oksijen elde etmeyi başardı.
Ay ve Mars’ta kalıcı insan varlığı artık yalnızca bilim kurgu değil, somut planların konusu. Hem ABD hem Çin, önümüzdeki yıllarda bu gök cisimlerinde üs kurmayı hedefliyor. Ancak işin en zor kısmı belli: Orada sürekli bir yaşamı mümkün kılacak kaynakları sağlamak.
İşte bu noktada gözler Ay’ın kendi kaynaklarına çevrilmiş durumda. Yapı malzemesinden enerjiye kadar pek çok başlık masada. Fakat en kritik kalemlerden biri, doğrudan Ay toprağından oksijen üretmek. Çünkü oksijen yalnızca nefes almak için değil, roket yakıtı için de hayati önemde.
Geliştirilen prototip sistem, yoğunlaştırılmış güneş enerjisi kullanarak simüle edilmiş Ay toprağından – yani regolitten – oksijen üretmeyi başardı.
Testlerde güneş ışığı, hassas aynalar yardımıyla tek bir noktada toplandı. Bu yoğun enerji, reaktör içinde solar karbotermal reaksiyonu tetikledi. Süreçte karbon bazlı bir indirgeme mekanizması devreye girdi ve karbon monoksit üretimi doğrulandı.
Karbon monoksit oluşumu, aslında sürecin doğru ilerlediğinin en net işareti. Yani reaksiyon beklendiği gibi çalıştı ve oksijen ayrıştırılabildi. Küçük gibi görünen bu adım, Ay’da yaşam planları açısından oldukça büyük bir anlam taşıyor.
Ay yüzeyinde üretilecek oksijenin iki temel kullanım alanı var. Birincisi, elbette yaşam destek sistemleri. Astronotların soluyacağı havanın bir kısmı doğrudan Ay’dan sağlanabilecek.
İkincisi ise roket yakıtı. Özellikle sıvı oksijen, uzay görevlerinde yakıt sistemlerinin vazgeçilmez bileşenlerinden biri. Eğer bu madde Ay’da üretilebilirse, Dünya’dan taşınması gereken yük ciddi biçimde azalacak. Bu da maliyetleri düşürür, lojistik yükü hafifletir ve operasyonları daha sürdürülebilir hale getirir.
NASA mühendislerine göre sistem, Ay yüzeyinde yılda kendi ağırlığının birkaç katı kadar oksijen üretebilecek kapasiteye ulaşabilir. Bu ölçeklenebilirlik sahada da doğrulanırsa, Ay’da ekonomik bir ekosistemin temelleri atılabilir.
Bu teknolojinin arkasında, NASA içindeki farklı merkezlerin ve özel sektör ortaklarının katkısıyla yürütülen CaRD projesi var.
Karbotermal oksijen üretim reaktörünü Sierra Space tasarladı. Güneş ışığını yoğunlaştıran optik sistemi NASA Glenn Research Center geliştirdi. Hassas aynalar Composite Mirror Applications tarafından üretildi.
NASA Kennedy Space Center aviyonik, yazılım ve gaz analiz sistemlerine katkı sağladı. NASA Johnson Space Center ise proje yönetimi, sistem mühendisliği ve test süreçlerini üstlendi. Yani açıkçası, kurum içi koordinasyonla özel sektör iş birliğinin somut bir örneği ortaya çıktı.
Bu çalışma, NASA’nın Artemis programı kapsamında Ay’a dönüş planlarıyla doğrudan bağlantılı. Artemis II göreviyle bu yıl dört astronotun Ay çevresine gönderilmesi planlanıyor. Uzun vadede hedef ise Ay yüzeyinde sürdürülebilir bir insan varlığı oluşturmak.
Dahası, geliştirilen teknoloji yalnızca Ay için düşünülmüyor. Aynı prensip, Mars atmosferindeki karbondioksiti oksijen ve metana dönüştürmek için de uyarlanabilir. Oksijen yaşam desteği için, metan ise roket yakıtı olarak kullanılabilir.