Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yapay zekâ teknolojileri artık yalnızca bulut üzerinden çalışan sistemlerle sınırlı değil. Özellikle son dönemde Apple, Google ve Microsoft gibi teknoloji devleri, doğrudan cihaz üzerinde çalışan “on-device” yapay zekâ modellerine ağırlık vermeye başladı. Daha düşük gecikme süresi ve gizlilik avantajı gibi gerekçelerle öne çıkan bu yaklaşımın son örneklerinden biri de Google’ın Chrome tarayıcısına entegre ettiği Gemini Nano modeli oldu.
Ancak bu entegrasyonla ilgili ortaya atılan son iddialar, teknoloji dünyasında yeni bir tartışmanın kapısını araladı. ThePrivacyGuy blogunun sahibi Alexander Hanff’ın yayımladığı araştırmaya göre Chrome, bazı cihazlara yaklaşık 4 GB büyüklüğündeki Gemini Nano modelini kullanıcıdan açık izin almadan indiriyor.
İddiaya göre sistemde “weights.bin” adıyla yer alan bu dosya, Gemini Nano’nun çalışması için gerekli parametreleri içeriyor. Tartışmanın merkezindeki nokta ise indirme sürecinin kullanıcıya herhangi bir onay penceresi gösterilmeden gerçekleşmesi.
Hanff, yaptığı testlerde sıfırdan oluşturduğu bir Chrome profilinde hiçbir yapay zekâ özelliğini aktif etmediğini, hatta tarayıcı arayüzünde ilgili araçlara dokunmadığını söylüyor. Buna rağmen birkaç gün içinde profil klasöründe 4 GB’lık model dosyasının oluştuğunu belirtiyor. İşletim sistemi kayıtlarının da indirmenin arka planda otomatik olarak yapıldığını gösterdiğini ifade ediyor.
Üstelik kullanıcı bu dosyayı manuel olarak silse bile, Chrome’un belirli koşullar oluştuğunda modeli yeniden indirdiği öne sürülüyor. Açıkçası bu durum, özellikle depolama alanı sınırlı cihaz kullanan kişiler için can sıkıcı görünüyor.
Araştırmada paylaşılan teknik detaylara göre Chrome önce cihazın donanım özelliklerini kontrol ediyor, ardından uygun bulunan sistemlere modeli otomatik olarak indiriyor. Süreç yalnızca ana modelle de sınırlı değil. Metin güvenliği ve yönlendirme gibi ek yapay zekâ bileşenlerinin de sisteme kurulduğu belirtiliyor.
Tüm bu işlemlerin yaklaşık 10 ila 15 dakika içinde, kullanıcı hiçbir işlem yapmazken tamamlandığı iddia ediliyor. Yani birçok kullanıcı, cihazında böyle büyük bir yapay zekâ modelinin bulunduğunu fark etmiyor bile.
İşin dikkat çeken taraflarından biri de şu: İddiaya göre Chrome’un kullanıcıya sunduğu bazı yapay zekâ özellikleri hâlâ büyük ölçüde bulut tabanlı sistemlerle çalışıyor. Örneğin adres çubuğunda yer alan “AI Mode” gibi araçların, görünürde yerel model kullanıyor olsa da önemli ölçüde Google sunucularına bağlı olduğu ifade ediliyor.
Bu da kullanıcı tarafında doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Eğer temel işlemler hâlâ bulut üzerinden yürütülüyorsa, cihazda 4 GB’lık bir modelin tutulmasının kullanıcıya gerçek katkısı ne kadar?
Hanff’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise çevresel maliyet. Chrome’un dünya genelinde milyarlarca kullanıcıya sahip olduğu düşünüldüğünde, bu büyüklükteki bir dosyanın kitlesel şekilde dağıtılması ciddi bir enerji tüketimi anlamına geliyor.
Araştırmada yer verilen hesaplamalara göre tek bir cihazdaki indirme işlemi yaklaşık 0.24 kWh enerji tüketimine ve 0.06 kilogram CO2 salımına yol açabiliyor. Bu rakam tek başına küçük görünse de, yüz milyonlarca cihaz ölçeğinde değerlendirildiğinde ortaya ciddi bir çevresel yük çıkıyor.
Doğrusu Hanff’ın yaptığı toplam emisyon hesaplarının biraz abartılı olduğu düşünülebilir. Yine de böylesine büyük çaplı bir dağıtım operasyonunun çevresel bir karşılığı olduğu gerçeği değişmiyor.
Konunun yalnızca teknik değil, hukuki bir boyutu da var. Avrupa Birliği’nde yürürlükte olan GDPR ve ePrivacy Direktifi gibi düzenlemeler, kullanıcı cihazlarına veri yazılması konusunda açık rıza alınmasını şart koşuyor.