Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Türkiye, yapay zekâ ve ileri teknolojilerin geleceğinin konuşulduğu önemli bir organizasyona ev sahipliği yapıyor. Invest in Türkiye ev sahipliğinde, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı stratejik ortaklığında düzenlenen GITEX AI 2026 Türkiye, 9-10 Eylül tarihlerinde teknoloji dünyasının önemli aktörlerini İstanbul'da buluşturuyor.
70’ten fazla ülkeden 300’ün üzerinde teknoloji şirketi ve girişimcinin katıldığı organizasyonu 15 binden fazla profesyonelin ziyaret etmesi bekleniyor. Yapay zekâdan bulut teknolojilerine, siber güvenlikten fintech’e, robotikten enerji ve tarım teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede sektörün geleceğine ilişkin gelişmeler ele alınıyor.
Etkinlik kapsamında kadınların teknoloji dünyasındaki konumu da masaya yatırıldı.
KADEM Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, “Yapay Zekâ Çağında Kadın, Liderlik ve İnsan Odaklı İnovasyon” başlıklı oturumda, yapay zekânın yalnızca teknoloji sektörünün değil, toplumun tamamının meselesi olduğuna dikkat çekti.

Yapay zekânın çalışma hayatından eğitime, bilgiye erişimden günlük yaşama kadar pek çok alanı dönüştürdüğünü belirten Bayraktar, bu dönüşümde kadınların daha güçlü şekilde yer almasının önemine vurgu yaptı.
Bayraktar, yapay zekânın toplumdaki mevcut önyargıları yeniden üretebildiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
''Yapay zeka sadece mühendislerin, teknoloji şirketlerinin veya bu alanda çalışanların meselesi değil. Tam da bu noktada kadınlardan bahsetmeliyiz. Yapay zeka hayatımızın her alanına girdi. Çalışma şeklimizi, öğrenme biçimimizi, bilgiye erişimimizi ve hatta pek çok gündelik tercihimizi etkiliyor. Bu nedenle, toplumun farklı kesimlerinin bu dönüşümdeki yerini de konuşmalıyız. Ve kadınlar, bu sürecin çok önemli bir parçası. KADEM olarak kadınlara yönelik ayrımcılıkla mücadele ediyoruz. İşte, ayrımcılık yapay zekada da mevcut. Teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, verilerde yer almayan bir deneyimi kendiliğinden göremez. Yapay zeka, toplumsal yargıları yoktan var etmez; insanlar, kurumlar ve geçmiş kararlar tarafından üretilen verilerden öğrenir. Üstelik bazen önyargı sadece veride kimlerin temsil edildiğiyle ilgili değildir; bizzat etiketlerin içine, yani tarihsel olarak "profesyonel", "başarılı", "liderlik vasfına sahip" veya "uygun aday" olarak tanımladığımız kavramların içine işlemiştir. Yapay zeka bir sabah uyanıp ayrımcılık yapmaya karar vermez. Topluma normal olarak kabul ettirdiğimiz şeyleri öğrenir ve bunları çok daha hızlı ve geniş çapta yeniden üretir.''

Tgrthaber.com mikrofonuna konuşan Sümeyye Erdoğan Bayraktar, KADEM’ın kadınların teknolojiyle ilişkisini güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Bayraktar, yapay zekâ ve teknolojiyi kullanarak üretim yapan kadın girişimcilere yönelik desteklerin de sürdüğünü ifade etti:
''KADEM olarak bu alandaki hassasiyetlerimizi anlatmak için burada yer aldık. 2020'den beri aşağı yukarı KADEM olarak kadının teknolojiyle ilişkisini çalışıyoruz, düşünüyoruz. Bu alanda okumalar, çalışmalar yapıyoruz. İki tane bu alanda uluslararası zirvemiz oldu. 2020'de zirvemizin başlığı 'Dijital Çağda İnsan Kalmak'tı. Daha sonra 2024'te daha odaklı bir şekilde ilerledik ve yine uluslararası zirvemizin başlığı 'Yapay Zeka ve Kadın' oldu. Bu arada bütün bu boyunca çalıştaylar, paneller gerçekleştirdik. Akademik dergimizde yine bu konuyu işliyoruz. Fakat tabii ki sadece akademik tarafında ve2ya sadece düşünce tarafında kalmıyoruz. Bir yandan sahada da varlık gösteriyoruz bu alanda. Yapay zeka ve teknoloji kullanarak çalışan kadınların girişimlerini de destekliyoruz. Oturumda da bahsettiğim gibi İnovasyonda Kadın' programımızla veya kooperatiflerde kadınları destekliyoruz.''

Yapay zekânın nasıl geliştirildiği ve hangi verilerle eğitildiğinin ortaya çıkan sonuçları doğrudan etkilediğine dikkat çeken Bayraktar, teknoloji alanında kadınların daha fazla söz sahibi olması gerektiğini belirtti.
Kadınların yapay zekânın geliştirilmesi ve şekillendirilmesi süreçlerinde yeterince temsil edilmediğini ifade eden Bayraktar, bunun mevcut toplumsal eşitsizliklerin dijital dünyaya taşınması riskini artırdığını söyledi.
Bayraktar, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
''Kadınların yer alabilmelerini sağlayacak çok boyutlu bir program geliştirdik. Peki neden bütün bunları yapıyoruz neden bunlarla ilgileniyoruz? Çünkü dünya bambaşka bir yere gidiyor. Teknoloji inanılmaz bir hızla gelişiyor. Yapay zeka hayatımızın her alanına girmiş durumda. Daha önce gerçekleştiremediğimiz pek çok şeyi çok daha küçük gruplarla çok daha hızlı sürelerde gerçekleştirebiliyoruz özellikle girişimler açısından bu böyle. Peki burada kadın nerede duruyor? Şunu biliyoruz ki yapay zeka nasıl şekillendirilir, nasıl eğitilirse ona gerçek dünyada olan hangi tecrübeyi nasıl aktarırsak bize vereceği sonuçlar da ona bağlı olacaktır ve biz erkeklerin bu alanda daha çok varlık gösterdiğini biliyoruz. Kadınların yapay zekanın şekillendirilmesinde yeterince yer alamadığını, varlık gösteremediğini şimdilik görüyoruz.''