Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Geçtiğimiz hafta Wall Street’te alışılmışın dışında bir tartışma vardı. Citrini Research’ün “2028 Küresel Zekâ Krizi” başlıklı kurgusal raporu, piyasaları adeta dalgalandırdı. Raporda S&P 500’ün yüzde 38 düşebileceği, ABD’de işsizliğin yüzde 10,2’ye çıkabileceği öne sürülüyordu.

Bu karamsar tabloya yanıt ise ABD’nin dev menkul kıymetler firması Citadel Securities’ten geldi. Kurum, söz konusu senaryonun gerçek zamanlı makroekonomik verilerle örtüşmediğini savundu.Fortune’un aktardığına göre Citadel, “yapay zekâ krizi” söyleminin makroekonomik verilerin ve teknolojinin benimsenme sürecinin hatalı yorumlanmasından kaynaklandığını düşünüyor. Yani ortada bir çöküş değil, yanlış okunan grafikler var.
Citrini’nin viral olan makalesi, yapay zekânın özellikle yazılımcılar, danışmanlar ve orta kademe yöneticiler gibi beyaz yakalı çalışanları hızla devre dışı bırakacağını iddia ediyor. Senaryoya göre şirketler kâr marjlarını artırmak için kitlesel işten çıkarmalara gidecek, bu da kredi ve mortgage temerrütlerini tetikleyecek. Hatta rapor, yalnızca teknoloji sahiplerine kazanç sağlayan ve gerçek ekonomide dolaşıma girmeyen bir “hayalet GSYİH” oluşabileceğini öne sürüyor. Citadel ise bu tabloyu fazla abartılı buluyor. Indeed verilerine işaret eden kurum, 2026 başında yazılım mühendislerine olan talebin yüzde 11 arttığını hatırlatıyor. St. Louis Fed verileri de iş yerinde üretken yapay zekâ kullanımının “beklenmedik şekilde sabit” seyrettiğini gösteriyor. Yani ortada kitlesel bir işsizlik dalgası yok, en azından şu an için.

Citadel’e göre asıl sorun, yapay zekânın sınırsız ve anında yayılacağı varsayımı. Oysa tarih bize başka bir şey söylüyor. Yeni teknolojiler genellikle yavaş başlar, maliyetler düştükçe hızlanır ve bir noktada doygunluğa ulaşır. Bir de işin fiziksel tarafı var. Enerji ve işlem gücü. Citadel, beyaz yakalı mesleklerin yerini alabilecek ölçekte bir otomasyon için bugün kullanılanın çok üzerinde işlem gücü gerektiğini vurguluyor. Bu da doğal olarak maliyet demek. Eğer bilgi işlemin marjinal maliyeti insan emeğini aşarsa, sistem kendi sınırına dayanır. Yani ekonomi kendi frenini çeker, öyle sonsuz bir otomasyon dalgası yaşanmaz.
Citadel analistleri, üretkenlik artışlarının tarihsel olarak maliyetleri düşürdüğünü, reel gelirleri artırdığını ve tüketimi canlandırdığını hatırlatıyor. Yapay zekânın insan emeğinin tam bir alternatifi olmaktan ziyade bir tamamlayıcı olacağı görüşündeler. Bunu da basit bir soruyla anlatıyorlar: Microsoft Office ofis çalışanlarının yerini mi aldı, yoksa işlerini kolaylaştıran bir araç mı oldu? Elbette bazı uzmanlar, Karl Marx’ın yakın çalışma arkadaşı Friedrich Engels’e atıfla bir “Engels duraksaması” yaşanabileceğini, yani kârların ücretlerden daha hızlı artabileceğini söylüyor. Ancak Citadel’e göre emek gelirinin tamamen sıfırlanacağı ve ekonominin çökeceği fikri tarihsel gerçeklerle örtüşmüyor.
Raporun son bölümünde John Maynard Keynes’in meşhur ama gerçekleşmeyen tahmini anımsatılıyor. Keynes, üretkenliğin artmasıyla 21. yüzyılda haftalık çalışma süresinin 15 saate düşeceğini öngörmüştü. İnsanların yeni ürün ve hizmetlere yöneleceğini, talebin sürekli genişleyebileceğini ise yeterince hesaba katmamıştı. Citadel’e göre bugün yapılan hata da benzer. Yapay zekâ, internetin yaptığı gibi talebi dönüştürecek, yeni sektörler yaratacak. Açıkçası tablo bir bilim kurgu kıyametinden çok, üretkenliğin yeni bir evresine işaret ediyor.