Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Yapay zekânın iş dünyasını nasıl değiştireceği uzun zamandır tartışılıyor. Ancak bu tartışmanın odağında bugüne kadar daha çok çalışanlar, meslekler ve şirketler vardı.

Son dönemde ortaya çıkan tablo ise meselenin çok daha büyük olduğunu gösteriyor. Yapay zekâ artık yalnızca bazı işleri ortadan kaldırmakla kalmıyor, ülkelerin yıllar içinde kurduğu ekonomik modelleri de doğrudan sarsıyor. Bu dönüşümün en çarpıcı örneği olarak Hindistan gösteriliyor. Hatta bazı analistler ülkeyi, “yapay zekâ tarafından açığa satılan ilk ülke” sözleriyle tanımlıyor.
Bu görüşün temelinde Hindistan’ın yaklaşık otuz yıldır küresel teknoloji sektöründe üstlendiği rol bulunuyor. Ülke, milyonlarca yazılım geliştiricisi ve teknik destek çalışanıyla dünyanın en büyük BT dış hizmet, yani outsourcing merkezlerinden biri hâline geldi. Batılı teknoloji şirketleri için adeta bir arka ofis görevi gördü.

Ancak yapay zekânın kod yazma, hata ayıklama, teknik destek sağlama ve iş süreçlerini yönetme gibi alanlarda hızla gelişmesi, Hindistan’ın yıllardır büyüttüğü bu modeli tehdit etmeye başladı. Daha önce büyük ekipler tarafından yapılan bazı işler artık çok daha kısa sürede yapay zekâ araçlarıyla tamamlanabiliyor. İşte yatırımcıların asıl endişesi de burada başlıyor.
Son aylarda yaşanan gelişmeler, bu kaygının yalnızca teorik bir tartışmadan ibaret olmadığını gösterdi. Şubat ayında Anthropic’in kurumsal müşterilere yönelik yeni yapay zekâ çözümlerini duyurmasının ardından, Hindistan’daki teknoloji şirketlerinin işlem gördüğü Nifty IT Endeksi yaklaşık yüzde 6 değer kaybetti. Birkaç ay sonra OpenAI’ın kurumsal yapay zekâ operasyonlarına 4 milyar doların üzerinde yatırım yapacağını açıklaması da sektörde yeni bir satış dalgasına neden oldu.

Son 18 ayda Nifty IT Endeksi yaklaşık yüzde 49 geriledi. Hindistan’ın en büyük teknoloji şirketlerinin toplam piyasa değerinden ise 19 trilyon rupinin, yani yaklaşık 217 milyar doların üzerinde değer silindi. Aynı dönemde ülkeden 23 milyar doların üzerinde yabancı sermaye çıkışı yaşandı. Bu tablo, yatırımcıların yapay zekânın yaratacağı dönüşümü giderek daha ciddi bir risk olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Hindistan’ın BT sektöründeki yükselişini sağlayan işlerin bir bölümü şimdi yavaş yavaş AI ajanlarına devrediliyor. Geçmişte basit kodlar yazdırmak, yazılımlardaki hataları ayıklatmak ya da teknik destek hizmeti almak için Hint çalışanlara yönelen Batılı şirketler, bugün aynı görevleri yapay zekâ sistemlerine verebiliyor. Üstelik sorun yalnızca mevcut işlerin kaybedilmesi değil. Hindistan’ın uzun yıllar boyunca kendi teknoloji ürünlerini geliştirmek yerine dışarıya hizmet sunmaya ağırlık vermesi, ülkenin kendi yapay zekâ ekonomisini oluşturmasını da zorlaştırıyor. Çin gibi kendi ürünlerini ve teknoloji altyapısını geliştiren ülkeler bu dönüşümde daha güçlü bir konum elde ederken, Hindistan’ın hizmet ihracatına dayalı modeli giderek daha kırılgan hâle geliyor. Hindistan örneği, yapay zekânın yalnızca belirli meslekleri değil, ülkelerin ekonomik düzenlerini de hedef almaya başladığını gösteriyor.