Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kahramanmaraş merkezli büyük felaketin ardından, "Evimin altından fay hattı geçiyor mu?" sorusu milyonlarca insanın uykularını kaçıran bir travmaya dönüştü. MTA ve AFAD'ın güncellediği Diri Fay Haritası, Türkiye'nin yüzde 90'ının deprem kuşağında olduğunu gösterse de, haritada "beyaz" renkle işaretlenen, yani aktif fay hattı barındırmayan ve zemini kaya gibi sağlam olan nadir bölgeler de var. Jeofizik mühendislerinin "Türkiye'nin en güvenli sığınakları" olarak nitelendirdiği, deprem riskinin minimum olduğu o iller ve zemin sırları.
Türkiye, jeolojik oluşumu gereği genç ve hareketli bir kara parçası üzerinde yer alır. Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu fay hatları, ülkeyi adeta bir ağ gibi sararak sürekli bir sismik hareketlilik üretir. Ancak bu hareketli coğrafyanın ortasında, milyonlarca yıldır sessizliğini koruyan, tektonik plaka hareketlerinden en az etkilenen ve "masif arazi" olarak adlandırılan yaşlı kara parçaları bulunur. Bu bölgeler, deprem dalgalarını iletmeyen veya sönümleyen sert zemin yapılarıyla bilinir. Büyük İstanbul depremi senaryolarının konuşulduğu, fay hatlarının stres biriktirdiği şu günlerde, birçok vatandaş daha güvenli bölgelere göç etme planları yapıyor. İşte tam bu noktada, MTA'nın (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) diri fay haritasındaki o "güvenli adacıklar" devreye giriyor. Bu iller, sadece fay hattı geçmediği için değil, zeminlerinin "sıvılaşma" riskine karşı dirençli olmasıyla da hayat kurtarıcı birer liman olarak öne çıkıyor.
Türkiye'nin deprem risk haritasına bakıldığında, kıpkırmızı bölgelerin ortasında, İç Anadolu'nun güneyinde yer alan beyaz bir bölge hemen göze çarpar. Burası Karaman ve Aksaray bölgesidir. Karaman, Türkiye'nin deprem riski en düşük ili olarak kabul edilir. Tarihsel kayıtlara bakıldığında, bu bölgede yıkıcı bir depremin izine rastlamak neredeyse imkansızdır. Bölgenin jeolojik yapısı, tektonik hareketlere karşı son derece stabil olan bloklardan oluşur. Aksaray ve Niğde'nin bir kısmı da bu güvenli kuşağın içindedir. Bu iller, 4. ve 5. derece deprem bölgesi olarak sınıflandırılır ki bu, "yıkıcı deprem üretme potansiyeli yok denecek kadar az" demektir. Zemin yapısının sert kayalardan oluşması ve alüvyon (yumuşak toprak) dolgunun az olması, olası uzak mesafe depremlerinin sarsıntısını da minimuma indirir.
İstanbul'un yanı başında, beklenen Marmara depreminin gölgesinde kalan Trakya bölgesi, aslında kendi içinde büyük bir tezat barındırır. Tekirdağ ve İstanbul kıyıları risk altındayken, kuzeyde yer alan Kırklareli, Türkiye'nin en güvenli zeminlerinden birine sahiptir. Yıldız Dağları (Istranca) masifi üzerinde kurulu olan Kırklareli, jeolojik olarak çok yaşlı ve oturmuş bir kara parçasıdır. Bu sert granit zemin, deprem dalgalarının yıkıcı etkisini emer ve binalara iletmez. Özellikle İstanbul'dan kaçış planı yapanlar için Kırklareli ve Edirne'nin kuzey kısımları, hem coğrafi yakınlığı hem de sismik güvenliği ile en stratejik rotalardan biri olarak gösteriliyor. Bölgede aktif bir fay hattının bulunmaması, burayı nükleer santral projeleri için bile aday konuma getirmiştir.
Karadeniz Bölgesi, genellikle heyelan riskiyle anılsa da, deprem riski açısından Türkiye'nin en şanslı şeritlerinden biridir. Özellikle sahil şeridinde yer alan Sinop, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin, fay hatlarına en uzak iller arasındadır. Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF), bu illerin güneyinden, dağların arkasından geçer. Bu mesafe, yıkıcı etkinin sahil şeridine ulaşmasını engeller. Sinop, tarih boyunca büyük depremlerden uzak kalmış, zemini sağlam bir yarımada şehridir. Giresun ve Trabzon'da ise risk, depremden ziyade yapı stoğunun yamaçlara kurulması nedeniyle heyelandır; ancak sismik sarsıntı riski 4. derece (düşük risk) grubundadır. Bu illerde yaşayanlar, Türkiye'nin beşik gibi sallandığı dönemlerde bile gece yastığa başlarını huzurla koyabilen şanslı azınlıktır.
Ancak jeofizik mühendislerinin altını çizdiği hayati bir uyarı var: "Deprem öldürmez, bina öldürür." Karaman'da, Sinop'ta veya Kırklareli'nde yaşıyor olmanız, çürük bir binada oturuyorsanız sizi kurtarmaz. Bu iller, fay hattı geçmediği için "yıkıcı deprem üretmez" ancak komşu illerdeki büyük depremlerin sarsıntısını (salınımını) hisseder. Eğer binanız mühendislik hizmeti almamışsa, malzemeden çalınmışsa veya kolonları kesilmişse, fay hattına 300 kilometre uzakta olsanız bile rezonans etkisiyle o bina yıkılabilir. Güvenli coğrafya, ancak güvenli yapıyla birleştiğinde hayat kurtarır. Yine de, zemin büyütmesi (yumuşak zeminin sarsıntıyı artırması) etkisinin bu illerde görülmemesi, hayatta kalma şansını matematiksel olarak yüzde 90'ın üzerine çıkarır.