Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Annelerin ve babaların bebek bakımında en çok titizlendiği konuların başında, miniklerin ayaklarını her koşulda sıcak tutmak gelir. Bebek mağazalarından büyük bir hevesle alınan o kalın yün çoraplar ile rengarenk bebek patikleri, daha çocuk doğmadan gardıropların en baş köşesine yerleştirilir. Ancak çocuk doktorları ve ortopedi uzmanları, ebeveynlerin sırf ayakları üşümesin endişesiyle bebeklere yaptığı bu sürekli müdahalenin aslında çok tehlikeli bir fizyolojik hata olduğunu kanıtladı. Özellikle ayağa kalkma ve ilk adımlarını atma evresindeki bebeklerin ayaklarına geçirilen o kalın ve sert tabanlı ürünler, ayak tabanındaki hassas sinirlerin gelişmesini engelleyerek motor becerileri büyük ölçüde geciktirir. Yıllardır süregelen "ayakları üşürse gazı olur veya hastalanır" inancı yüzünden, tamamen sağlıklı olan çocukların yürüme refleksleri ne yazık ki ebeveynleri tarafından bilmeden sekteye uğratılmakta.
İnsan anatomisi incelendiğinde, yeni doğan bir bebeğin ayak yapısının yetişkinlerden çok farklı olduğu, kemikleşmenin henüz tamamlanmadığı ve ayakların tamamen kıkırdak dokudan oluştuğu görülür. Bu yumuşak kıkırdak yapı, bebeğin zeminle kurduğu temasa göre şekil alarak ileriki yıllardaki postürünü (duruşunu) ve omurga sağlığını belirler. Bebeklerin ayak tabanları, beyne doğrudan sinyal gönderen ve vücudun uzaydaki konumunu algılamasını sağlayan on binlerce sinir ucuyla doludur. Dünyayı hissetmeye, denge kurmaya ve yer çekimine karşı koymaya çalışan bir bebeğin ayağını sürekli olarak kalın kumaşların veya sert ayakkabıların içine hapsetmek, adeta onun gözlerini bağlayıp yürümesini istemekle eşdeğer bir his kaybına yol açar. Zemini algılayamayan beyin, vücut ağırlık merkezini doğru ayarlayamaz ve bebeğin yürüme serüveni aylar boyunca gereksiz yere uzar.
Tıp dünyasında özduyum olarak adlandırılan bu denge mekanizması, ayak parmaklarının yeri kavraması ile kusursuz bir şekilde çalışır. Bebeğiniz çıplak ayakla parke, halı veya çimen gibi farklı yüzeylere bastığında, beyin o zeminin sertliğini, eğimini ve sıcaklığını saniyenin binde biri hızında analiz ederek kaslara ona göre kasılma emri gönderir. Bebek düşmemek için ayak parmaklarını içgüdüsel olarak yere kenetler, böylece tabanındaki kavis (kemer) doğal bir şekilde oluşmaya başlar.
Ancak ayağa giydirilen patikler veya ilk adım ayakkabıları, bu doğal kenetlenme refleksini tamamen bloke eder. Ayak parmakları ayakkabının içinde serbestçe hareket edemediği için zayıflar, yere tutunamaz ve düztabanlık riskini inanılmaz derecede artırır. Pediatri uzmanları, evin zemininde emekleyen, sıralayan veya tay tay duran çocukların olabildiğince çıplak ayakla bırakılması gerektiğini şiddetle savunur. Ebeveynlerin o çok korktuğu soğuk zemin hissi, aslında bebeğin bağışıklık sistemini uyararak onu hastalıklara karşı dirençli hâle getiren çok faydalı bir çevresel faktördür.
Bebek ortopedistleri, ailenin içini rahatlatırken çocuğun fiziksel gelişimini de sekteye uğratmayacak bazı kritik kuralları şu şekilde listeler:
· Çıplak ayakla yere basmasına bol bol izin vermek: Ev ısısı yirmi bir derecenin altına düşmediği sürece, hareketli bebeklerin çıplak ayakla dolaşması kas gelişiminin en büyük destekçisi olarak görülür.
· Kaydırmaz tabanlı ince çoraplar tercih etmek: Eğer zemin gerçekten çok soğuksa, kalın patikler yerine alt kısmında silikon noktalar bulunan, pamuklu ve ayak parmaklarını sıkmayan çok ince çorapların giydirilmesi yeterli korumayı sağlar.
· Sert tabanlı ilk adım ayakkabılarından kaçınmak: Bebek dışarıda yürümediği sürece ev içinde asla ayakkabı giydirilmemelidir. Alınacak dış mekan ayakkabısının da tabanının iki parmakla kolayca bükülebilecek kadar esnek ve hafif olması şart koşulur.
· Ayak ısısını yanlış bölgeden kontrol etmemek: Ebeveynlerin en büyük hatası, bebeğin üşüyüp üşümediğini ellerine veya ayaklarına dokunarak anlamaya çalışmaktır. Bebeklerde dolaşım sistemi tam gelişmediği için uç noktalar her zaman soğuk olur; gerçek vücut ısısı mutlaka enseden veya göğüsten kontrol edilmelidir.
Sağlıklı bir nesil yetiştirmek, bazen toplumdan miras kalan o eski ezberleri bozmayı ve bilimin rehberliğine güvenmeyi gerektirir. Sırf sevimli göründüğü veya büyüklerin ısrarı üzerine giydirilen o kalın bebek kıyafetlerinin, çocukların dünyaya kök salmasını engelleyen fiziksel birer bariyer olduğu gerçeği, modern ebeveynlik anlayışının en önemli derslerinden biri olarak karşımıza çıkar.