Bilim dünyasını şoke eden keşif: Bu balık 400 yıl yaşayabiliyor ve hâlâ büyümeye devam ediyor

1
Bilim dünyasını şoke eden keşif: Bu balık 400 yıl yaşayabiliyor ve hâlâ büyümeye devam ediyor

İnsanoğlu daha uzun yaşamanın sırrını bulmak için trilyonlarca dolarlık laboratuvarlarda genetik kodları çözmeye çalışırken, gezegenimizin en karanlık ve dondurucu köşesinde bu sırrı çoktan çözmüş olan devasa bir varlık sessizce yüzüyor. Hücreleri asla yaşlanmayan, bilinen hiçbir hastalıktan etkilenmeyen ve ölene kadar fiziksel olarak milim milim büyümeye devam eden Grönland Köpekbalığı, biyoloji kitaplarındaki tüm ezberleri altüst ediyor.

2
Bilim dünyasını şoke eden keşif: Bu balık 400 yıl yaşayabiliyor ve hâlâ büyümeye devam ediyor

Kuzey Buz Denizi'nin 2.000 metre altındaki o dondurucu ve karanlık sular, dünyadaki çoğu canlı için anında ölümü ifade eder. Ancak Grönland köpekbalığı için bu dondurucu soğuk, ona sonsuzluğun kapılarını açan bir anahtardır. Ortalama 5 ila 7 metre uzunluğa ulaşabilen ve ağırlıkları bir tonu geçen bu devasa canlılar, okyanusun en yavaş, en sessiz ama zamana karşı en dayanıklı avcılarıdır. Bilim insanları uzun yıllar boyunca bu hayvanların yaşını tam olarak hesaplayamadı çünkü vücutlarında diğer balıklardaki gibi yaş halkaları bulunmuyordu. Ancak uygulanan yeni nesil bir karbon testi, tüm dünyayı şoke eden o korkunç gerçeği gün yüzüne çıkardı.

3
Bilim dünyasını şoke eden keşif: Bu balık 400 yıl yaşayabiliyor ve hâlâ büyümeye devam ediyor

GÖZ MERCEKLERİNDEKİ 'RADYOKARBON' İTİRAFI

Bilim insanları, Grönland köpekbalıklarının yaşını bulmak için göz merceklerinin tam merkezindeki proteinleri incelemeye karar verdiler. Bu proteinler, hayvan daha anne karnındayken oluşur ve ömrü boyunca bir daha asla değişmez. Soğuk Savaş döneminde okyanuslarda yapılan nükleer bomba testlerinin bıraktığı "Karbon-14" izleri referans alınarak yapılan devasa radyokarbon tarihleme testleri, kelimenin tam anlamıyla nefes kesiciydi.

Ağlarına takılan 5 metrelik bir dişinin göz merceğinden alınan örnekler, bu hayvanın tam 392 ila 512 yaş aralığında olduğunu kanıtladı! Bu durum, Grönland köpekbalığını dünyadaki en uzun yaşayan omurgalı canlı yapıyor. Düşünün; bu canlı okyanusta yüzmeye başladığında Galileo henüz teleskobu icat etmemişti, Fransız İhtilali olmamıştı ve dünya nüfusu bugünkünün sadece onda biri kadardı. O, tüm bu tarihi çağları okyanusun derinliklerinde, karanlıkta süzülerek sessizce izledi.

4
Bilim dünyasını şoke eden keşif: Bu balık 400 yıl yaşayabiliyor ve hâlâ büyümeye devam ediyor

DONDURUCU SOĞUK VE 'SÜPER YAVAŞ' METABOLİZMA

Peki, nasıl oluyor da bu devasa canlılar kanser olmuyor, organları iflas etmiyor ve yaşlanmıyorlar? Bu sorunun cevabı, "Aşırı yavaşlatılmış yaşam" stratejisinde gizli.

Kuzey Kutbu'nun suları o kadar soğuktur ki (bazen 0 derecenin bile altında), bu canlıların metabolizması neredeyse durma noktasına gelir. Grönland köpekbalığının kalbi, sıcak sulardaki akrabalarının aksine saniyede bir değil, 10 ila 12 saniyede sadece bir kez atar! Hareket hızı o kadar düşüktür ki, saatte en fazla 1-2 kilometre hızla yüzerler. Metabolizma bu kadar yavaş çalıştığında, hücrelerin bölünme ve yaşlanma hızı da aynı oranda yavaşlar. Vücutlarında yaşlanmaya, DNA hasarına veya hücresel yıkıma sebep olacak "oksidatif stres" neredeyse hiç oluşmaz. Enerjiyi o kadar tutumlu kullanırlar ki, tek bir büyük fok balığı avlamak onlara aylarca yetecek enerjiyi sağlar.

5
Bilim dünyasını şoke eden keşif: Bu balık 400 yıl yaşayabiliyor ve hâlâ büyümeye devam ediyor

ERGENLİĞE 150 YAŞINDA GİRMEK VE BİTMEYEN BÜYÜME

Dünyadaki hemen hemen tüm memeliler ve omurgalılar belirli bir olgunluğa ulaştıklarında büyümeleri durur ve hücreler yavaş yavaş ölmeye başlar. Ancak Grönland köpekbalığında bu kural tamamen geçersizdir. Onlar, yılda ortalama sadece 1 santimetre büyürler. Ancak bu büyüme ölene kadar asla durmaz.

Bir Grönland köpekbalığının üreyebilecek olgunluğa (ergenliğe) erişebilmesi için en az 150 yıl geçmesi gerekir. Yani bugün doğan bir yavru, ilk çiftleşmesini ancak 2170'li yıllarda gerçekleştirebilecektir. Bu inanılmaz derecede yavaş döngü, onları aynı zamanda çok kırılgan bir tür yapıyor. İnsanların bilinçsiz avlanması veya balıkçı ağlarına takılmaları, 400 yıllık bir genetik mirası saniyeler içinde yok edebiliyor.