Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kış aylarının o dondurucu soğuklarında içimizi ısıtan, hastalandığımızda en güçlü ilacımız olan ve sofralarımızın tartışmasız baş tacı çorbalar... Kültürden kültüre değişen, kimi zaman sadece bir başlangıç kimi zaman ise devasa bir ana yemek olan bu sıvı şifa deposu, gastronomi dünyasının en zorlu rekabet alanlarından biridir. Küresel lezzet rehberi TasteAtlas, dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca gurmenin oylarıyla "Dünyanın En İyi Çorbaları" listesini yayınladı. Türk mutfağının önde gelen çorbalarının listedeki yeri büyük tartışma yarattı.
Gastronomi dünyasında "çorba", bir kültürün mutfak geçmişini anlamanın en kestirme yoludur. Kıtlık zamanlarında az malzemeyle çok kişiyi doyurmak için ortaya çıkan bu teknik, zamanla saray mutfaklarına kadar yükselmiş ve muazzam bir çeşitliliğe ulaşmıştır. TasteAtlas'ın her yıl güncellediği devasa küresel listede, her ülke kendi geçmişini ve coğrafyasını o kaseye sığdırmaya çalışır. Peki bu devasa rekabette zirveyi kimler tutuyor?
Milyonlarca gurmenin ve yemek eleştirmeninin oylarıyla belirlenen, dünyanın en iyi çorbaları listesinin ilk 10 sırası şu şekilde şekillendi. Gördüğünüz gibi Uzak Doğu Asya ve Latin Amerika, Batı Avrupa'yı adeta sahadan silmiş durumda:
1. Tonkotsu Ramen (Japonya): Dana kemiklerinin en az 18 saat durmaksızın kaynatılmasıyla elde edilen yoğun kolajenli suyu, taze erişteleri ve marine edilmiş yumurtasıyla zirvenin tartışmasız sahibi.
2. Tom Yum (Tayland): Karides, limon otu (lemongrass), havlıcan ve acı biberle harmanlanan; aynı anda hem tatlı, hem ekşi hem de inanılmaz acı olan o meşhur Güneydoğu Asya şifası.
3. Rawon (Endonezya): Kluwek fıstığı kullanılarak kapkara bir renk alan, yoğun sığır eti suyu ve zengin baharatlarla hazırlanan geleneksel Doğu Cava çorbası.
4. Pho (Vietnam): Sokak lezzetlerinin şahı. Aromatik sığır eti suyunun içine atılan taze pirinç erişteleri, fesleğen ve lime ile servis edilen muazzam lezzet.
5. Sopa de Lima (Meksika): Yucatan yarımadasına özgü, misket limonu suyu, didiklenmiş hindi veya tavuk eti ve çıtır tortilla parçalarıyla sunulan ferahlatıcı çorba.
6. Bori-Bori (Paraguay): İçinde mısır unu ve peynirden yapılan küçük köfteler (bori) bulunan, et sulu ve son derece doyurucu bir Güney Amerika klasiği.
7. Lohikeitto (Finlandiya): İskandinavya'nın dondurucu soğuklarına karşı geliştirilmiş; taze somon, patates, pırasa ve ağır krema ile hazırlanan efsanevi balık çorbası.
8. Shio Ramen (Japonya): Tonkotsu'ya göre çok daha berrak ve hafif olan, genellikle tavuk ve deniz ürünleri suyu kullanılarak, deniz tuzu (shio) ile tatlandırılan ramen türü.
9. Pozole (Meksika): İri taneli beyaz mısır (hominy) ve tavuk etiyle saatlerce kaynatılan, üzerine turp ve marul eklenerek yenen kırmızı veya yeşil çorba.
10. Minestrone (İtalya): Listenin tek Avrupalısı. İçine makarna veya pirinç eklenen, mevsimine göre taze sebzeler ve parmesan kabuklarıyla kaynatılan o yoğun İtalyan klasiği.
Peki, bizim o canımız ciğerimiz, her derde deva Türk çorbaları bu zorlu savaşın neresinde? Liste açıklandığında Türk gurmeler büyük bir şok yaşadı.
Dünya genelinde Türk mutfağını en güçlü şekilde temsil eden, lokantalarımızın belkemiği Mercimek Çorbası, bu devasa listede kendisine ancak 23. sırada yer bulabildi. Limon sıkılarak ve üzerine kızgın tereyağlı pul biber dökülerek içilen o altın sarısı şifamızın zirveyi ıskalaması, sosyal medyada büyük bir eleştiri yağmuruna tutuldu. Birçok Türk eleştirmen, Batılı ve Asyalı damakların mercimeğin o sade ama inanılmaz derin lezzetini tam olarak anlayamadığını savundu. Hemen ardından gelen, nanenin ve bulgurun kusursuz uyumu Ezogelin Çorbası ise listede 35. sıraya yerleşerek geleneksel mutfağımızın bir diğer temsilcisi oldu.
Klasik çorbalarımız sıralamada geride kalmış gibi görünse de, asıl büyük sürpriz sakatat kültürümüzün dünya sahnesinde gösterdiği o muazzam dirençte yaşandı. Avrupalıların genellikle burun kıvırdığı, oysa bizim için doğal bir antibiyotik olan Kelle Paça Çorbası, lezzet avcılarından inanılmaz yüksek puanlar alarak listeye 18. sıradan çok güçlü bir giriş yaptı. Sarımsak, sirke ve ilikli kemik suyunun o şifalı birleşimi, dünya otoriteleri tarafından "En cesur ve en yoğun aromalı çorbalardan biri" olarak tescillendi.
Gaziantep'in sabahın ilk ışıklarında içilen o ateşli efsanesi Beyran ise, kendi kategorisinde kelimenin tam anlamıyla bir fenomen haline geldi. Kuzu etinin, pirincin ve bol sarımsağın bakır sahanlarda harlı ateşte kaynatılmasıyla hazırlanan Beyran, çorba sınıfından ziyade "kusursuz bir ana yemek" olarak övüldü ve 14. sıraya yerleşerek Türk mutfağının listedeki en büyük gururu oldu.