Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Arjantin açıklarında bir yolcu gemisinde ortaya çıkan ve 3 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan hantavirüs vakaları, uluslararası kamuoyunda kaygı yarattı. Kemirgenler aracılığıyla bulaştığı bilinen bu riskli virüs, yüksek ölüm oranıyla dikkat çekmektedir. Peki, hantavirüs belirtileri nelerdir ve bu virüsten korunmak için hangi önlemler alınmalıdır?

Hantavirüs, çoğunlukla fare ve sıçan gibi kemirgenlerin dışkı, idrar ve salyaları yoluyla yayılan bir virüs grubudur. Diğer birçok viral hastalığın aksine, Hantavirüsün insandan insana bulaşma kapasitesi oldukça sınırlıdır; ancak kemirgen teması sonrası gelişen tablolar oldukça ağır ilerleyebilir. Bu virüs grubu temelde iki ana klinik tabloya yol açar: Akciğerleri etkileyen Hantavirüs Pulmoner Sendromu (HPS) ve böbrek yetmezliğine neden olabilen Hemorajik Ateşle Seyreden Renal Sendrom (HFRS). Hantavirüsün kuluçka süresi genellikle birkaç haftayı bulabilir ve başlangıçta belirtiler çoğu zaman mevsimsel grip ile karıştırılır. İlk aşamada hastalar yoğun halsizlik, ateş ve özellikle sırt, kalça ile omuz bölgelerinde hissedilen kas ağrılarından şikayet eder. Buna ek olarak baş ağrısı, baş dönmesi, karın ağrısı ve kusma gibi sindirim sistemi sorunları da görülebilir. Hastalık ilerledikçe tablo ağırlaşır; akciğer tutulumu görülen vakalarda ciddi nefes darlığı ve öksürük başlarken, böbrek tutulumu olan durumlarda ise düşük tansiyon, şok ve akut böbrek yetmezliği belirtileri ortaya çıkar.

Hantavirüsün başlıca bulaşma yolu “aerosolizasyon” olarak adlandırılan mekanizmadır. Kemirgenlerin virüs içeren atıkları kuruyup toz haline geldiğinde, bu partiküllerin solunması virüsün vücuda girişine yol açar. Örneğin, uzun süre kapalı kalan depo, ahır ya da çatı arası temizlenirken havaya karışan tozlar en büyük risk faktörlerinden biridir. Bunun dışında, enfekte bir kemirgenin ısırması ya da virüs bulaşmış yüzeylere temas sonrası ellerin ağız veya buruna götürülmesi de bulaş yolları arasında yer alır. Bu virüsten korunmanın en etkili yöntemi, yaşam alanlarındaki kemirgen popülasyonunu kontrol altında tutmaktır. Evlerin, depoların ve iş yerlerinin fare girişine karşı izole edilmesi, gıdaların kapalı kaplarda muhafaza edilmesi büyük önem taşır. Özellikle kemirgen kalıntılarının bulunduğu alanları temizlerken maske ve eldiven kullanılması, yüzeylerin doğrudan süpürülmek yerine çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla ıslatılarak temizlenmesi virüsün havaya karışmasını engellemeye yardımcı olur.