Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Dolabınızdaki gömleklere hiç dikkatli baktınız mı? Muhtemelen fark etmemişsinizdir ama erkek gömleklerinde düğmeler her zaman sağ tarafta, kadın gömleklerinde ise sol tarafta yer alır. Aynı marka, aynı model, aynı kumaş olsa bile bu kural 1850'lerden beri asla değişmez. Peki, neden? İşte moda dünyasının en büyük cinsiyet ayrımcılığı hikayesi.
Moda dünyası, trendlerin her sezon değiştiği, kuralların sürekli yıkıldığı dinamik bir alandır. Ancak 500 yıldır değişmeyen, sessiz bir kural vardır: Düğme yönleri. Bir erkek gömleğini giydiğinde düğmeleri sağ eliyle ilikler, çünkü düğmeler sağdadır. Bir kadın ise sol eliyle ilikler, çünkü düğmeler soldadır. Modern dünyada uniseks giyimin yükselişine rağmen, büyük markalar bile bu "terslikten" vazgeçmez. Bu tasarım farkı, solakların veya sağlakların oranıyla ilgili değildir; zira dünya nüfusunun %90'ı sağ elini kullanır. Yani kadınların da düğmeleri sağda olması gerekirken neden soldadır? Bu sorunun cevabı, endüstri devriminden önceki sosyal statü sembollerinde ve hayatta kalma mücadelelerinde gizlidir.
Erkek giyiminde düğmelerin sağ tarafta olmasının kökeni, Orta Çağ'a ve şövalyelik dönemine kadar uzanır. O dönemde erkekler, özellikle de soylular ve askerler, bellerinde sürekli kılıç taşırlardı. İnsanların büyük çoğunluğu sağ elini kullandığı için, kılıç sol kalçada taşınır ve sağ elle çekilirdi. Eğer bir erkek, soğuk bir havada pelerinini veya ceketini açmak zorunda kalırsa, bunu kılıç tuttuğu sağ eliyle değil, boşta kalan sol eliyle yapardı. Eğer düğmeler solda olsaydı (yani sağ kapak solun üzerine binseydi), sol elle ceketi açmaya çalışırken kumaş takılabilir veya hareket yavaşlayabilirdi. Ancak düğmeler sağda olduğunda (sol kapak sağın üzerine bindiğinde), sol el kolayca araya girip gömleği veya ceketi açabilirdi. Ayrıca kılıcı sağ elle çekerken, kılıcın kabzasının kıyafetin düğme arasına takılmaması için sol kapağın sağın üzerinde olması (düğmenin sağda olması) hayati bir avantajdı. Yani erkek modası, tamamen "savaş ve savunma" pratikliği üzerine kurulmuştu.
Kadın gömleklerinde düğmelerin solda olmasının en güçlü ve en kabul gören teorisi, Viktorya dönemi ve Rönesans Avrupası'ndaki "hizmetçi" geleneğidir. Düğme, o dönemlerde (17. ve 18. yüzyıl) sadece zenginlerin ulaşabildiği pahalı bir aksesuardı. Soylu ve varlıklı kadınlar, o dönemim karmaşık, kat kat, korseli ve kabarık elbiselerini asla tek başlarına giyemezlerdi. Onları giydirmek, evin hizmetçilerinin göreviydi. Hizmetçilerin çoğu da toplumun geneli gibi sağ elini kullanıyordu. Hizmetçi, hanımefendinin karşısında durup onu giydirirken, düğmeleri iliklemek için sağ elini kullanırdı. Hizmetçinin sağ eline denk gelmesi için, düğmenin hanımefendinin sol tarafında (karşıdan bakan için sağda) olması gerekiyordu. Erkekler ise genellikle kendi kendilerine giyindikleri için düğmeleri kendi sağ ellerine uygun yapılmıştı. Yani kadın modasındaki bu detay, aslında kadının "giyinen" değil, "giydirilen" statüsünü ve zenginliğini simgeliyordu.
Bir diğer popüler teori ise annelik rolüyle ilgilidir. Kadınlar bebeklerini emzirirken veya kucaklarında taşırken genellikle sol kollarını kullanırlar (bebeğin başı kalbe yakın olsun ve sağ el iş yapmak için boş kalsın diye). Bebek sol kolda taşınırken, sağ el boştadır. Düğmeler solda olduğunda (sağ kapak solun üzerine bindiğinde), kadın sağ eliyle gömleğini kolayca açıp bebeğini emzirebilir. Ayrıca 19. yüzyılda kadınlar ata binerken "yan eyer" kullanırlardı ve bacaklarını genellikle sol tarafa sarkıtırlardı. Düğmelerin solda olması, rüzgarın kıyafetin içine girmesini engelleyen bir aerodinamik avantaj sağlıyordu (sağ kapak rüzgarı kesiyordu).
Günümüzde ne erkekler kılıç taşıyor ne de kadınları giydiren hizmetçiler var. Peki, bu ayrım neden hala devam ediyor? Cevabı: Endüstriyel alışkanlık ve standardizasyon. 19. yüzyılda hazır giyim sektörü ve fabrikalar kurulduğunda, eski kalıplar ve üretim bantları bu ayrıma göre ayarlandı. Kadın ve erkek kıyafetlerinin karışmaması, fabrikalarda ve mağazalarda kolay ayırt edilmesi için bu "gelenek" bir "kural" haline geldi. Bugün bu tasarımın hiçbir fonksiyonel amacı kalmamış olsa da, 500 yıllık bir alışkanlık olarak gardıroplarımızda yaşamaya devam ediyor. Gömleğinizi iliklerken, aslında bir şövalyenin kılıcına veya bir hizmetçinin el çabukluğuna selam gönderiyorsunuz.