Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Nijerya’da hayvandan insana bulaşan Lassa ateşi hastalığı nedeniyle bu yıl yaşamını yitirenlerin sayısı 190’a yükseldi. İlk kez 1969 yılında Nijerya’nın Lassa kasabasında görülen bir salgınla ortaya çıkan Lassa ateşi, o tarihten itibaren özellikle Batı Afrika ülkelerinde her yıl binlerce insanı etkileyen viral hemorajik bir hastalık olarak biliniyor. Arenaviridae virüs ailesinde yer alan bu enfeksiyon, doğal taşıyıcısı olan "Mastomys" türü farelerin çevreye bıraktığı atıklar aracılığıyla insan yaşamına karışmaktadır.

Lassa ateşi, Lassa virüsünün yol açtığı zoonotik yani hayvandan insana geçen bir hastalık türüdür. Virüs, çok memeli fare olarak adlandırılan kemirgen türlerinde yaşamını sürdürür. Bu fareler virüsü taşımalarına rağmen herhangi bir hastalık belirtisi göstermez ancak yaşamları boyunca virüsü idrar ve dışkıları aracılığıyla çevreye yaymaya devam ederler. Batı Afrika’da her yıl yaklaşık 100 bin ila 300 bin arasında vaka kaydedilirken, bu vakaların bir bölümü ne yazık ki ölümle sonuçlanmaktadır. Hastalığın kuluçka dönemi 6 ila 21 gün arasında farklılık göstermektedir. Vakaların yaklaşık yüzde 80’inde belirtiler oldukça hafif seyrederken, kalan bölümde ağır klinik tablolar ortaya çıkmaktadır. Başlıca belirtiler ise şu şekilde sıralanıyor:

Virüsün insanlara geçişi temel olarak iki farklı şekilde gerçekleşmektedir. İlk yol, enfekte farelerin idrarı veya dışkısıyla temas etmiş gıdaların tüketilmesi ya da bu atıkların solunum yoluyla alınmasıdır. İkinci ve en tehlikeli bulaş yolu ise insandan insana geçiş olarak öne çıkmaktadır. Enfekte bir kişinin kanı, idrarı, dışkısı ya da diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas edilmesi virüsün yayılımına neden olmaktadır. Bu durum özellikle hastane ortamlarında yeterli koruyucu ekipman kullanılmadığında sağlık çalışanları açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Lassa ateşi, potansiyel olarak ölümcül bir hastalık olarak değerlendirilmektedir. Genel ölüm oranı yüzde 1 seviyelerinde seyretse de, hastanede tedavi gören ağır vakalarda bu oran yüzde 15 ila yüzde 20’ye kadar yükselebilmektedir. Özellikle hamileliğin üçüncü trimesterinde yani son üç aylık dönemde hastalığa yakalanan kadınlarda ölüm oranı yüzde 95 gibi oldukça yüksek seviyelere ulaşmaktadır. Erken teşhis yapılması ve uygun antiviral tedavinin başlanması ise hayatta kalma ihtimalini önemli ölçüde yükseltmektedir.