Uçak pencereleri neden kare değil de yuvarlak? O şeklin arkasında havacılık tarihinin en büyük facialarından biri yatıyor...

Şubat 14, 2026 18:00
1
Uçak pencereleri neden kare değil de yuvarlak? O şeklin arkasında havacılık tarihinin en büyük facialarından biri yatıyor...

Uçağa bindiğinizde başınızı cama yaslayıp bulutları izlerken, pencerenin şeklinin neden evlerimizdeki gibi kare veya dikdörtgen değil de oval olduğunu hiç düşündünüz mü? Bu tasarım tercihi, sadece estetik bir dokunuş veya aerodinamik bir moda akımı değildir. Havacılık tarihinin en karanlık sayfalarından birinde, 1950'li yıllarda gökyüzünde gizemli bir şekilde parçalanan uçakların enkazında keşfedilen, kanla yazılmış bir mühendislik kuralıdır. Kare pencerelerin neden olduğu metal yorgunluğunu ve modern uçakların güvenliğini borçlu olduğumuz o trajik olayları okuyunca, o yuvarlak pencerelere bakış açınız değişecek.

2
Uçak pencereleri neden kare değil de yuvarlak? O şeklin arkasında havacılık tarihinin en büyük facialarından biri yatıyor...

Günümüzde modern bir yolcu uçağına bindiğimizde, güvenliğimizden neredeyse eminizdir. Havacılık, istatistiksel olarak dünyanın en güvenli ulaşım modudur. Ancak bu güvenlik seviyesine, geçmişte yaşanan büyük trajedilerden çıkarılan derslerle ulaşılmıştır. Uçak tasarımındaki her perçinin, her kıvrımın ve her kuralın arkasında bir yaşanmışlık vardır. Bunlardan en dikkat çekici olanı, istisnasız tüm yolcu uçaklarında bulunan oval veya yuvarlak köşeli pencerelerdir. 1950'lerin başına kadar, pervaneli uçakların hakim olduğu dönemde pencereler tıpkı evlerimizdeki veya otobüslerdeki gibi kare şeklindeydi. Çünkü o dönemde uçaklar çok yüksekten uçmazdı ve kabin basıncı bugünkü kadar kritik bir faktör değildi. Ancak jet motorunun icadı ve uçakların daha yükseğe, stratosfere tırmanma isteği, havacılıkta yeni bir çağ başlattı. Bu yeni çağın ilk temsilcisi olan "De Havilland Comet", kare pencereleriyle gökyüzüne çıktığında, kimse bu tasarımın bir saatli bombaya dönüşeceğini tahmin edemezdi.

3
Uçak pencereleri neden kare değil de yuvarlak? O şeklin arkasında havacılık tarihinin en büyük facialarından biri yatıyor...

DE HAVILLAND COMET FACİALARI VE GİZEMLİ KAZALAR

1952 yılında İngiliz havacılık şirketi De Havilland, dünyanın ilk ticari jet yolcu uçağı olan "Comet"i piyasaya sürdü. Bu uçak, dönemin teknoloji harikasıydı; pervaneli uçaklardan çok daha hızlıydı, daha sessizdi ve daha yükseften (30.000 feet üzeri) uçabiliyordu. İngiltere için büyük bir gurur kaynağıydı. Ancak hizmete girdikten kısa bir süre sonra, Comet uçakları gökyüzünde gizemli bir şekilde parçalanarak düşmeye başladı. 1954 yılında, Roma'dan kalkan iki ayrı Comet uçağı, havada hiçbir uyarı vermeden infilak etti ve denize çakıldı. Kazalar o kadar ani ve açıklanamazdı ki, uçaklarda bir tasarım hatası olduğu şüphesi doğdu. Enkazlar denizden çıkarıldığında ve İngiltere'de devasa su tanklarında yapılan basınç testlerinde, suçlu nihayet bulundu: Pencereler.

4
Uçak pencereleri neden kare değil de yuvarlak? O şeklin arkasında havacılık tarihinin en büyük facialarından biri yatıyor...

KÖŞELERDEKİ ÖLÜMCÜL BASKI

Comet'in pencereleri, dönemin estetik anlayışına uygun olarak geniş ve kare şeklindeydi. Ancak uçak yüksek irtifaya çıktığında, kabin içindeki hava basıncı, dışarıdaki düşük atmosfer basıncından çok daha yüksekti. Kabin, yolcuların nefes alabilmesi için şişirilen bir balon gibiydi. Uçak her havalandığında kabin şişiyor, her indiğinde iniyordu. Bu sürekli basınç değişimi (pressurization cycles), uçağın metal gövdesinde bir gerilime neden oluyordu. Mühendislerin o güne kadar atladığı detay şuydu: Kare pencerelerin sivri köşeleri, basıncın (stresin) en çok toplandığı zayıf noktalardı. Fizik kurallarına göre, stres akışı keskin köşelerde kesintiye uğrar ve o noktada yoğunlaşır. Yapılan testlerde, metalin kare pencerelerin tam köşesinden çatlamaya başladığı görüldü. Bu mikroskobik çatlaklar, her uçuşta biraz daha büyüyor (metal yorgunluğu) ve sonunda gövdenin basınca dayanamayarak havada bir fermuar gibi yırtılmasına, yani "patlayıcı dekompresyona" neden oluyordu.

5
Uçak pencereleri neden kare değil de yuvarlak? O şeklin arkasında havacılık tarihinin en büyük facialarından biri yatıyor...

YUVARLAK TASARIMIN KURTARICI FİZİĞİ

Bu trajik keşif, havacılık tarihinde bir dönüm noktası oldu. Mühendisler, pencerelerin şeklini değiştirmek zorunda olduklarını anladılar. Yuvarlak veya oval pencerelerin (köşesiz tasarım), stresi tek bir noktada toplamak yerine pencerenin etrafına eşit bir şekilde dağıttığı görüldü. Yuvarlak bir formda, basıncın birikebileceği ve çatlağı başlatabileceği sivri bir "odak noktası" yoktu. Basınç akışı, pencerenin çevresinden pürüzsüzce akıp gidiyordu. Bu basit geometrik değişiklik, metal yorgunluğu riskini minimize ederek uçak gövdesinin binlerce uçuş döngüsüne dayanmasını sağladı.

6
Uçak pencereleri neden kare değil de yuvarlak? O şeklin arkasında havacılık tarihinin en büyük facialarından biri yatıyor...

PENCEREDEKİ O KÜÇÜK DELİK NE İŞE YARIYOR?

Yuvarlak pencere tasarımına ek olarak, dikkatli yolcuların fark ettiği bir diğer detay da pencerenin alt kısmındaki o minik deliktir (bleed hole). Bu delik de aynı güvenlik felsefesinin bir parçasıdır. Yolcu pencereleri aslında üç katmandan oluşur: Dış katman, orta katman ve yolcunun dokunabildiği iç katman (plastik koruyucu). O minik delik orta katmanda bulunur ve kabin basıncının, sadece en güçlü olan dış katmana binmesini sağlar. Eğer dış cam herhangi bir sebeple kırılırsa, delikli orta cam basıncı tutacak kadar güçlüdür. Yani o küçük delik, camlar arasındaki hava basıncını dengeleyerek camın patlamasını önleyen bir subap görevi görür. Bugün güvenle uçuyorsak, bunu 1950'lerdeki o acı tecrübelere ve kare pencerelerden vazgeçip ovalliğin gücünü keşfeden mühendislere borçluyuz.