Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ay sonu kapıya gelen elektrik faturasına bakıp "Biz bu ay ne çalıştırdık da bu kadar yüksek geldi?" diye isyan ettiğiniz o anları düşünün. Işıkları gereksiz yere açık bırakmıyor, çamaşır makinesini sadece dolduğunda çalıştırıyor ve evdeki ampulleri LED olanlarla değiştiriyorsunuz. Peki ama bu devasa tüketim nereden geliyor? Çoğumuz faturayı şişiren asıl suçlunun buzdolabı veya fırın olduğuna inanırız. Oysa modern evlerin en büyük enerji hırsızları, çalıştığını bile fark etmediğiniz, salonun köşesinde veya mutfak tezgahında 7/24 "uyku modunda" bekleyen o sessiz cihazlardır.
Evimizdeki cihazların birçoğunu kumandadan kapattığımızda onların tamamen kapandığını zannederiz. Üzerlerindeki o küçük kırmızı veya mavi ışık yanmaya devam ederken, cihaz aslında içten içe canlıdır. Elektronik beynini aktif tutmak, internete bağlı kalmak veya kumandadan gelecek o "Açıl" sinyalini saniyesinde algılayabilmek için sürekli olarak prizden akım çeker. Bu duruma mühendislikte "Hayalet Yük" adı verilir ve Türkiye'deki standart bir evin aylık elektrik faturasının ortalama %10 ila %15'ini tek başına bu hayalet tüketim oluşturur.
Vampir elektriğin en acımasız temsilcileri genellikle televizyon ünitelerinin etrafında toplanır. Yeni nesil akıllı televizyonlar bekleme modunda çok düşük bir enerji harcasa da, asıl büyük tehlike onlara bağlı olan "Uydu Alıcıları" ve "Fiber İnternet Modemleri"dir.
Bir uydu alıcısı, siz televizyonu kapatsanız bile kanal güncellemelerini almak, program rehberini (EPG) arka planda indirmek ve dijital saatini güncel tutmak için sürekli tam kapasiteye yakın bir enerji çeker. Özellikle hard diski olan (yayın kaydedebilen) cihazlar, 24 saat boyunca neredeyse bir buzdolabı kadar elektrik harcayabilir. Aynı şekilde modemler de Wi-Fi sinyalini yaymak için evde kimse yokken veya gece herkes uyurken bile havaya enerji savurur. Sadece bu iki cihazın fişinin gece yatarken veya evden çıkarken çekilmesi bile faturanızda anında fark edilebilir bir düşüş meydana getirir.
Mutfağa geçtiğimizde ise durum çok daha ilginç bir hal alır. Yeni nesil mikrodalga fırınlar, ankastre setler veya espresso makineleri genellikle üzerlerinde parlak, dijital bir saat paneli barındırır.
Siz o fırını günde sadece 15 dakika yemek ısıtmak için kullanırsınız. Ancak o fırın, geri kalan 23 saat 45 dakika boyunca üzerindeki o küçük dijital saati çalıştırmak ve dokunmatik tuş panelini sensörde bekletmek için prizden enerji emer. Yapılan testler, dijital ekranlı bir mikrodalga fırının bir yıl içinde "bekleme modunda" harcadığı toplam elektriğin, yiyecekleri ısıtırken harcadığı elektrikten çok daha fazla olduğunu kanıtlamıştır! Aynı durum fişte bırakılan kahve makineleri, tost makineleri ve su ısıtıcıları (kettle) için de geçerlidir. Cihaz kapalı olsa da adaptör kısmı (eğer ısınıyorsa) şebekeden sürekli akım çekmeye devam eder.
Peki, bu "Aman canım ne kadar yakacak ki?" dediğimiz bekleme modlarının bize maliyeti nedir? Bir evdeki televizyon, uydu alıcısı, modem, fırın saati, sürekli prizde bırakılan 3 adet telefon şarj aleti ve bilgisayar kasasının oluşturduğu aylık hayalet yük ortalama 30 ila 50 kWh (Kilovat saat) arasındadır. Güncel elektrik tarifeleri üzerinden hesaplandığında, bu ihmalin size maliyeti yılda binlerce lirayı bulur. Tamamen çöpe giden, karşılığında hiçbir hizmet almadığınız devasa bir bütçe!
Bu israfın önüne geçmek için her gece evdeki tüm fişleri tek tek çekmek zorunda değilsiniz. Çözüm son derece basittir: Anahtarlı (Düğmeli) Grup Prizler veya yeni nesil Akıllı Prizler kullanmak. Televizyon, modem ve uydu alıcınızı tek bir anahtarlı prize bağlayıp gece yatarken sadece o prizin üzerindeki kırmızı düğmeyi kapatarak cihazların şebekeyle olan tüm fiziksel bağını sıfırlayabilirsiniz. Hem evinizi olası voltaj dalgalanmalarından kaynaklı yangın risklerine karşı korursunuz hem de faturanızda meydana gelecek o muazzam düşüşün keyfini çıkarırsınız.