Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Büyük plan 2020'de başladı! Cihat Yaycı Körfez'deki gerilimin şifresini açıkladı

Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, Körfez’de tırmanan gerilimin perde arkasını deşifre etti. Bölgedeki hareketliliğin 2020’deki İbrahim Anlaşmaları’na dayandığını belirten Yaycı; ABD’nin, BAE’nin üstlendiği rolleri ve yaşanan krizin Türkiye için taşıdığı büyük jeopolitik fırsatları tek tek anlattı.

Büyük plan 2020'de başladı! Cihat Yaycı Körfez'deki gerilimin şifresini açıkladı
KAYNAK:
Haber Merkezi
|
GİRİŞ:
23.05.2026
saat ikonu 10:12
|
GÜNCELLEME:
23.05.2026
saat ikonu 10:14

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, katıldığı bir televizyon programında Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, İran ve Amerika Birleşik Devletleri ekseninde yaşanan son jeopolitik gelişmelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Körfez’de yaşanan hareketliliğin “anlık değil, uzun süredir hazırlanan bir sürecin sonucu” olduğunu söyleyen Yaycı, sürecin temelinin 2020’de imzalanan ’na dayandığını ifade etti.

HABERİN ÖZETİ

Büyük plan 2020'de başladı! Cihat Yaycı Körfez'deki gerilimin şifresini açıkladı

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Körfez'deki jeopolitik gelişmelerin 2020'deki İbrahim Anlaşmaları ile başladığını ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin İsrail'in Körfez'deki uzantısı gibi hareket ettiğini belirtti.
Yaycı'ya göre, Körfez'deki hareketlilik uzun süredir hazırlanan bir sürecin sonucudur ve temeli 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları'dır.
Birleşik Arap Emirlikleri'nin bölgede giderek daha aktif bir rol üstlendiğini ve İsrail'in Körfez'deki uzantısı gibi hareket ettiğini ifade etti.
İran'ın Suudi Arabistan, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkeleri İsrail ve ABD'nin bölgedeki temsilcileri olarak gördüğünü belirtti.
ABD'nin bölgedeki saldırıları durdurmasının temel nedeninin Amerikan iç hukuku olduğunu, 1973 tarihli War Powers Act'e göre 60 gün sonra kongre onayı gerektiğini savundu.
Bu süreçte Birleşik Arap Emirlikleri'nin "vekil aktör" olarak devreye sokulduğunu ve ABD'nin doğrudan saldırmasa da baskıyı sürdürdüğünü iddia etti.
Son dönemde İran'daki hedeflere yönelik saldırılarda Fransız yapımı Mirage 2000 savaş uçakları ile Çin üretimi Wing Loong SİHA'larının kullanıldığını ve İran'ın saldırıların arkasında Birleşik Arap Emirlikleri'nin olduğunu düşündüğünü söyledi.
Yaycı, Benjamin Netanyahu'nun Birleşik Arap Emirlikleri ziyaretinin, İsrail'in BAE'nin arkasında olduğu mesajını verdiğini belirtti.
Körfez'deki gerilimin uzun süreli, kontrollü bir çatışma süreci olduğunu savundu.
Bölgesel gelişmelerin Türkiye için enerji ve lojistik hatlarının yeniden şekillenmesiyle önemli fırsatlar barındırdığını, Zengezur Koridoru, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projelerinin önem kazandığını söyledi.
Türkiye'nin kriz dönemlerini ekonomik ve stratejik fırsata dönüştürme kapasitesine dikkat çekti.

Yaycı, “Bugünlerin hazırlığı aslında 2020 ve öncesinden başlıyor. İbrahim Anlaşmaları’yla İsrail’e meşruiyet kazandırıldı. Körfez ülkeleriyle ekonomik, ticari, siyasi ve fiilen askeri bir iş birliği zemini oluşturuldu” dedi.

Büyük plan 2020'de başladı! Cihat Yaycı Körfez'deki gerilimin şifresini açıkladı

Birleşik Arap Emirlikleri’nin bölgede giderek daha aktif bir rol üstlendiğini belirten Yaycı, “800 bin yerli nüfusu olan küçücük bir ülke nasıl oluyor da Yemen’den Sudan’a, Libya’dan Somali’ye kadar müdahil olabiliyor? Çünkü Birleşik Arap Emirlikleri dediğiniz yapı aslında İsrail’in Körfez’deki uzantısı gibi hareket ediyor” ifadelerini kullandı.

İran’ın son dönemde Körfez ülkelerini doğrudan hedef göstermeye başladığını belirten Yaycı, özellikle Suudi Arabistan, Bahreyn ve Kuveyt üzerinden oluşan yeni güvenlik denklemine dikkat çekti. Yaycı’ya göre İran, bu ülkeleri “İsrail ve ABD’nin bölgedeki temsilcileri” olarak görüyor.

ABD’nin bölgedeki askeri hamlelerini de değerlendiren Yaycı, Washington’un saldırıları durdurmasının temel nedeninin Amerikan iç hukuku olduğunu savundu. 1973 tarihli War Powers Act’e işaret eden Yaycı, “ABD Başkanı kongre onayı olmadan silahlı kuvvetleri 60 gün kullanabiliyor. Bu süre dolunca ya kongreden onay alması gerekiyor ya da operasyonları durdurması gerekiyor. Trump yönetimi de ‘düşmanlıklar sona erdi’ diyerek yeni bir 60 günlük sürenin zeminini hazırlıyor” dedi.

Büyük plan 2020'de başladı! Cihat Yaycı Körfez'deki gerilimin şifresini açıkladı

Yaycı, bu süreçte Birleşik Arap Emirlikleri’nin “vekil aktör” olarak devreye sokulduğunu ileri sürerek şunları söyledi: “Amerika doğrudan saldırmıyor ama Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden baskı sürüyor. İran’ın Emirlikler’e vereceği bir karşılık, ABD’nin yeniden müdahil olması için gerekçe oluşturabilir. Böylece yeni bir 60 günlük süreç başlatılabilir.”

MİRAGE 2000 VE WİNG LOONG SIRRI!

Son dönemde İran’daki hedeflere yönelik saldırılarda Fransız yapımı Mirage 2000 savaş uçakları ile Çin üretimi Wing Loong SİHA’larının kullanıldığını söyleyen Yaycı, “İran, saldırıların arkasında Birleşik Arap Emirlikleri’nin olduğunu düşünüyor. Bu durum Körfez’deki çatışmanın artık daha açık hale geldiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Büyük plan 2020'de başladı! Cihat Yaycı Körfez'deki gerilimin şifresini açıkladı

Benjamin Netanyahu’nun Birleşik Arap Emirlikleri ziyareti ve Demir Kubbe sistemiyle ilgili iddiaları da değerlendiren Yaycı, “Demir Kubbe zaten verilmiş durumda. Netanyahu’nun ziyareti de İsrail tarafından doğrulandı. Bu ziyaretin anlamı şu: ‘Birleşik Arap Emirlikleri’nin arkasında ben varım’ mesajı veriliyor” dedi.

Körfez’deki gerilimin uzun süreli bir jeopolitik çatışmaya dönüştüğünü savunan Yaycı, “Bu artık doğrudan bir savaş değil; uzun süre devam edecek kontrollü bir gerilim süreci” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE BU KRİZDEN NASIL EKONOMİK ZAFERLE ÇIKABİLİR?

Yaycı, bölgesel gelişmelerin Türkiye açısından da önemli fırsatlar barındırdığını belirterek, enerji ve lojistik hatlarının yeniden şekillendiğini söyledi. Özellikle Zengezur Koridoru, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projelerinin önem kazandığını ifade eden Yaycı, “Türkiye güvenli bir lojistik merkez olarak öne çıkıyor. Hürmüz ve Babülmendep’te yaşanabilecek krizler Türkiye’nin stratejik değerini artıracaktır” dedi.

Açıklamalarının sonunda Türkiye’nin kriz dönemlerini ekonomik ve stratejik fırsata dönüştürme kapasitesine dikkat çeken Yaycı, “İstemeyiz hiçbir yerde savaş olsun ama tarih boyunca kriz dönemlerinde komşu ülkeler ekonomik olarak büyümüştür. Türkiye’nin de bu süreçte jeopolitik avantajlarını değerlendirmesi gerekir” diye konuştu.

ETİKETLER
#İbrahim Anlaşmaları
#Jeopolitik Gelişmeler
#İran Abd Çatışması
#Körfez Gerilimi
#Türkiye Stratejik Konumu
#Dünya
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.