Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Dünyanın farklı bölgelerinden gelen araştırmacılar birçok efsaneye konu olan Türkiye'nin en yüksek dağı olarak bilinen Ağrı Dağı’nın derinliklerinde Nuh'un Gemisi'nin kalıntılarını arıyor. Hristiyanların kutsal kitabı İncil'e göre bu devasa gemi, 4 bin 300 yıldan uzun bir süre önce meydana gelen büyük bir tufan felaketi sırasında insanlığı ve her türlü hayvanı yok olmaktan kurtarmıştı.
Diğer yandan 1959 yılında Ağrı Dağı'nda keşfedilen ve gemi formuna benzeyen kaya oluşumu, dünyanın farklı bölgelerinde konuşulurken, son zamanlarda yeniden tartışma konusu oldu. "Noah’s Ark Scans" isimli araştırma grubunda görev yapan Andrew Jones, yapılan son çalışmaların kutsal metinlerde geçen Nuh’un Gemisi’nin gerçekten var olmuş olabileceğine işaret ettiğini iddia etti.

Yer radarıyla yapılan taramalarda, oluşumun altında bir dizi “koridor ve tünel” benzeri yapı tespit edildiği öne sürüldü. Araştırmacıların “tünel” diye, geminin güverte altındaki koridorları anlatmak istediği belirtiliyor.
Bugüne kadar yapılan taramalarda yüzeyin altına uzanan yapıların da gün yüzüne çıkarıldığı da iddia edildi. Bu yapıların ise güverte benzeri bir platformun altındaki odaları temsil ettiği düşünülüyor.
Araştırmacılara göre bu tüneller, yapının ortasından ve kenarlarından ilerleyerek merkezi bir boşluğa bağlanıyor. Araştırma ekibi, bu yapıların rastgele olmadığını ve belirli bir düzen izlediğini öne sürüyor.

Yaklaşık 157 metre uzunluğundaki oluşumun, Tevrat’ın Yaratılış bölümünde tarif edilen ölçülerle uyumlu olduğu öne sürülüyor. Jones, İncil anlatımında geminin üç katlı olduğunun belirtildiğini ve tespit edilen yapıların bu anlatımla örtüşebileceğini iddia etti.

2024 yılında yapılan çalışmalarda, gemi formunun içinden ve dışından alınan 88 toprak örneği incelendi. Sonuçlara göre, yapı içindeki toprağın dışarıya kıyasla üç kat daha fazla organik madde içerdiği ve yüzde 38 daha fazla potasyum barındırdığı belirlendi.
Araştırmacılar, bu durumun toprağın “alışılmadık” özellikler taşıdığını gösterdiğini ifade etti. Jones, ahşap bir yapının zamanla çürüyerek toprakta kimyasal bir iz bırakmış olabileceğini savundu.

Araştırma ekibi ayrıca bölgede bulunan deniz kabukları ve mercan fosillerinin, alanın bir dönem su altında kalmış olabileceğine işaret ettiğini öne sürdü. Bu bulgular, “Büyük Tufan” anlatısıyla ilişkilendirildi.
Buna karşın bilim dünyasında daha yaygın kabul gören görüş, söz konusu oluşumun doğal jeolojik süreçlerin sonucu olduğu yönünde. Uzmanlara göre, milyonlarca yıl süren tektonik hareketler eski deniz tabanlarını yükselterek bu tür oluşumlara yol açabiliyor.

Araştırma ekibi, yer altındaki tünelleri daha detaylı incelemek için uzaktan kumandalı robotik bir cihaz geliştirmeyi planlıyor. Bu cihazın, yapı içindeki boşluklara girerek daha net veriler sağlaması hedefleniyor.
İncil'de, Nuh'un Gemisi'nin dünyayı sular altında bırakan 150 günlük bir tufandan kurtulduktan sonra Ağrı Dağı'na oturduğu belirtiliyor. İlginç olan, oluşumun, geminin şekli ve boyutlarıyla uyuşan bir zirve yakınında yer alması. İncil ölçülerine göre gemi yaklaşık 155 metre uzunluğunda, 26 metre genişliğinde ve 16 metre yüksekliğindeydi. Geminin Ağrı Dağı'na oturduğu fikri ise uzun zamandır tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Ağrı Dağı'nın yaklaşık 29 kilometre doğusunda, dikkat çekici bir jeolojik oluşum yıllar önce araştırmacıların ilgisini çekti. Durupınar oluşumu olarak bilinen bu bölge, bazı bilim insanları tarafından İncil'de anlatılan Nuh'un Gemisi ile ilişkilendiriliyor.
Bazı araştırmacılar, Neolitik dönemde bölgede büyük ölçekli sellerin yaşanmasının olası olduğunu öne sürüyor. Bununla birlikte, birçok bilim insanı İncil'deki anlatının sembolik veya alegorik olarak da okunması gerektiğine inanıyor.
Bir teoriye göre yaklaşık 7 bin yıl önce Akdeniz'deki sular Karadeniz havzasına doğru akmış olabilir. Bu da bölgede büyük çaplı sellere yol açmış olabilir. Bu felakete tanık olan yerel halk, olayı öyküleştirmiş ve bu öyküler de Nuh'un Gemisi'ne ilham olmuş olabilir. Bununla birlikte, projede yer alan arkeologlar daha fazla araştırmanın gerekli olduğuna inanıyorlar.