Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

ABD yönetiminin mayıs ayı başından itibaren Şam yönetimiyle Lübnan’a müdahale konusunda görüşmelere başladığı öne sürüldü. Şam’da üst düzey bir Suriyeli güvenlik kaynağı da Suriye ordusunun Hizbullah’a yönelik olası müdahalesi konusunda çeşitli görüşmeler gerçekleştirildiğini doğruladı. Kaynak, “Suriye’ye Bekaa Vadisi, Dahiye, Akkar, Saadneyıl, Baalbek, Maruj, Trablus, Celala, Şutura ve Sayda dâhil neredeyse Lübnan’ın yarısı vadedildi. ‘Yaklaşık 120 bin kişilik bir kara gücüyle Hizbullah’ı yok edebilirsiniz. Biz de havadan ve denizden yoğun destek sağlarız’ teklifi yapıldı” ifadelerini kullandı.
Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre; Suriyeli araştırmacı Mahmut Osman ise planın arkasında siyonist lobilerin bulunduğunu savundu. Lübnan’da yaklaşık 2 milyon Suriyeli mültecinin yaşadığını hatırlatan Osman, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun İran planının başarısız olduğunu ve ABD Başkanı Trump’ın geri adım atmak zorunda kaldığını ileri sürdü.

Osman, Tel Aviv yönetiminin Lübnan üzerinden yeni bir kriz alanı oluşturmak istediğini öne sürerek, Netanyahu’nun hem parçalı bir Lübnan hedefini gerçekleştirmek hem de etnik ve mezhepsel temelli yeni çatışma alanları oluşturmak amacıyla Suriye ordusunu Lübnan’a çekmeye çalıştığını söyledi.

Lübnan toplumunda Suriye ordusuna yönelik olumsuz bir algının bulunduğunu belirten Osman, Batı-İsrail ittifakının geçmişteki benzer bir senaryoyu bu kez BAE-İsrail-ABD üçlüsü üzerinden yeniden hayata geçirmek istediğini ileri sürdü. Lübnan’daki Sünni nüfusun geçmişte farklı gruplar tarafından katliamlara maruz kaldığını ifade eden Osman, Suriye’nin yeni yönetimine yönelik beklentilerin bulunduğunu ancak gelişmelerin stratejik açıdan doğru değerlendirilmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.

Suriye’nin henüz kendi coğrafi, siyasi bütünlüğünü sağlayamadığını aktaran Suriyeli araştırmacı Mahmut Osman “Biz Fırat’ın doğusunu yeni yeni Suriye’ye katıyoruz. Güneyde Süveyda sancılı bölge özelliğini koruyor. Kamışlı-Haseke’de hâlâ sıkıntılar var. Alevi-Nusayri yoğun alanda hâlen ayrılıkçı gruplar dağlarda ve bölücü emeller güdüyor. Golan-Kuneytra-Dera-Suveyda aksında İsrail’in fiziki işgali de devam ediyorken Lübnan’a girmek tüm dünyada ‘İsrail’in jandarmalığı’ olarak okunur. Bu sebeple Cumhurbaşkanı Ahmed Şara net konuştu ve ‘Biz Lübnan’a müdahale etmeyeceğiz’ dedi. Bizim Suveyda-Kamışlı-Haseke dahil ülkenin tamamında kontrolü sağlamamız, Suriye Meclisini toplamamız ve ülkenin imarı ve ekonomisine odaklanmamız gerekiyor. Lübnan macerası Lübnan ile birlikte Suriye’nin de bölünmesine yol açar” dedi.

Suriyeli ve Türk kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre geçtiğimiz mayıs ayı başında BAE üzerinden yoğunlaşan Hizbullah’a müdahale görüşmelerinde Suriye yönetimine ciddi manada para desteği vaadinde bulunuldu. Hizbullah’ın doğrudan ve dolaylı kontrol ettiği bölgelerin haritası çıkarıldı ve bu sahaya Suriye ordusunun yerleşebileceği iletildi. Olayların en başından itibaren Türk güvenlik bürokrasisi ve Dışişleri de aktif rol üstlenerek muhtemel müdahalenin sakıncalarını Şam’la paylaştı. Suriye ordusunun muhtemel Lübnan operasyonu durumunda YPG hattı ile birlikte Irak’tan ve Lazkiye bölgesinden gelebilecek tehlikelere dikkat çekti.
Türkiye ayrıca Lübnan’da yaşanacak bölünme ile İsrail’in son dönem işgal ettiği Litani Nehri’ne kadar olan alanı, Golan’la birlikte İsrail toprağı ilan edeceği uyarısında bulundu.