Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Ankara, küresel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirecek kritik bir zirveye ev sahipliği yapıyor. 2004 İstanbul Zirvesi’nden sonra Türkiye’de gerçekleşen ilk NATO zirvesi olan bu buluşmada, dünyanın liderleri bir araya geliyor. NATO 3.0 vizyonuyla gerçekleşen zirvede değişen jeopolitik koşullar, ABD’nin Avrupa savunmasındaki stratejik değişimi ve savunma harcamalarındaki yeni dengeler masaya yatırılacak.
Küresel jeopolitik değişimler ve ABD’nin Asya-Pasifik’e odaklanma stratejisi, ittifakı "NATO 3.0" adı verilen yeni bir yapıya zorluyor. Bu dönüşümle Avrupa’nın savunma sorumluluğunu üstlenmesi, ABD’nin ise nükleer ve lojistik desteğe odaklanması hedefleniyor. Türkiye’nin artık NATO’nun "kenarındaki bir üye" değil, jeopolitik değeri olduğu zirvenin üye ülkeler ve Türkiye açısından önemi ne? Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu, Ankara Zirvesi’nin perde arkasını Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a değerlendirdi.

2004 İstanbul Zirvesi'nden sonra Türkiye’de gerçekleştirilen bu ilk NATO zirvesini, küresel güvenlik mimarisindeki yeri açısından nasıl tanımlarsınız?
Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu: Ankara Zirvesi NATO’nun değişimi ve yeni jeopolitik koşullara uyum sağlaması açısından kritik öneme sahiptir. Bu zirve NATO’nun kabiliyetlerinin ve sorumluluklarının sürdürülebilirliği bağlamında önem taşımaktadır. Uluslararası sistemdeki dönüşümün NATO’nun geleceği üzerinde büyük etki bırakacağı aşikardır. Bu noktada hızla dönüşen güvenlik paradigmasına uyum sağlanması öncelikli bir amaç olacaktır. Ukrayna ve Orta Doğu’da çatışmalar devam ederken, ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin belirgin şekilde kötüleştiğini gözlemlemek mümkündür. Bu durum Avrupa güvenlik mimarisinin yeniden tanzimini gerekli kılmaktadır.
NATO üyeleri arasındaki yük paylaşımı konusu, ABD ve Avrupa arasındaki fikir ayrılıklarının muhtevası, iş bölümüne yönelik atılacak adımlar ve yeni güvenlik tehditlerine yönelik oluşturulacak mekanizmalar NATO’nun küresel güvenlik mimarisindeki yerini tayin edebilir. Özellikle NATO’nun sorumluluk dağılımı konusunda anlaşmaya varması bu noktada belirleyici olacaktır. Ankara Zirvesi, NATO'nun bölünmeyi önleyip yeni küresel güvenlik koşullarına uyum sağlayıp sağlayamayacağının bir sınaması olacaktır.

NATO 3.0 söylemi neyi ifade ediyor?
Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu: Mevcut küresel jeopolitik ortam güvenlik paradigmasını kökünden değiştirmektedir. Bu bağlamda NATO’nun dönüşümü de kaçınılmazdır. Karmaşık güvenlik sorunlarına karşı yeni aksiyonların üretilmesi NATO 3.0 versiyonunun temel amacını teşkil etmektedir. Trump yönetiminin stratejik öncelikleri ve tercihleri NATO 3.0 söylemini şekillendirmektedir.
Washington, kaynaklarını Asya-Pasifik bölgesine yönlendirmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda Çin’in çevrelenmesi orta ve uzun vadede jeostratejik hedeftir. Bu nedenle Amerikalılar Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma stratejisini uygulamaktadır. Bu durum Avrupa savunma sistemi açısından bir dizi meydan okumayı beraberinde getirmektedir. Çünkü ABD’nin kıtadaki varlığı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa güvenlik mimarisinin temelini oluşturan bir etkendir. NATO 3.0 versiyonu, ittifakın işleyişini üç yönde kökten değiştirmek amacıyla tasarlanmıştır. İlk olarak, öncü kuvvetlerin yeniden konumlandırılması tartışılacaktır. Bu kapsamda öncelikle Avrupa, savunma sorumluluğunu üstlenecektir. ABD ise nükleer caydırıcılık ve stratejik lojistik destek konusunda başrol oynayacaktır. İkincisi, ittifakın savunma harcamalarıyla ilgilidir. Harcamalardaki yüzde 5 seviyesine çıkılmasıyla birlikte mali kuralların sıkılaştırılması ve yük paylaşımının tesisi öngörülmektedir. Üçüncüsü, sadece geleneksel savunmayı değil, aynı zamanda siber güvenliği, enerji güvenliğini ve savunma sanayisinin tedarik zincirini de kapsayan “çok boyutlu ve çok yönlü savunma” kavramının içeriği belirlenecektir.

Bu zirvede neler konuşulacak? Neler değişecek?
Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu: Zirvede ittifakın geleceği, yeni güvenlik tehditlerine yönelik adımlar ve yeni stratejik düşünce haritasının şekillendirilmesi konuşulacaktır. Güvenlik eskisi gibi tek tipli bir formasyona sahip değildir. Yeni dönemde güvenlik çeşitlenmektedir. Bu nedenle güvenlik ve savunma anlayışının güncellenmesi gerekebilir. Asimetrik ve hibrit tehditlere yönelik pratik adımların atılması önem ihtiva etmektedir.

Geleneksel güvenlik tehditlerinin yanı sıra yeni ve çok boyutlu risklere karşı strateji geliştirilmesi zaruret teşkil etmektedir. Siber güvenlik, dezenformasyon, enerji güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi yeni tehditlere karşı ortak mekanizmaların inşası zirvenin ana gündem maddelerinden olacaktır. Savunma harcamaları konusu Ankara Zirvesi’nin en önemli meselelerindendir. ABD Başkanı Trump’ın savunma harcamaları konusunda net bir tavrı söz konusudur. Bu bağlamda Trump ittifak üyelerinin bu meselede somut adımlar atmasını beklemekte ve bu konuda ısrar etmektedir. 2025 yılında Lahey’de düzenlenen zirvede üyeler 2035 yılına kadar savunma harcamalarını GSYİH’nin %5’ine çıkarma konusunda anlaşmaya varmışlardı. Mamafih bu durum da ABD ve Avrupa arasındaki gerginliği ortadan kaldırmadı.

Kuşkusuz zirvenin ana konuları arasında Rusya-Ukrayna savaşı yer almaktadır. Bu savaşın getirdiği yeni jeopolitik riskler, Rusya ile ilişkilerin karakteri ve Ukrayna’ya sağlanacak destek zirvede ayrıntılı bir şekilde konuşulacaktır. Aynı zamanda İran konusu da zirvede ele alınacaktır. ABD’nin İran konusunda Avrupalılardan somut beklentisi olduğu açıktır. Bu yönde yeni mekanizmaların oluşturulması gündeme gelecektir. Çin’in yükselişi ve bu bağlamda Asya-Pasifik’teki jeopolitik gelişmeler dikkat merkezinde olacaktır. Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda liderlerinin katılımı bu bağlamda önemlidir.

Ankara’da alınacak kararlar ittifakın geleceğini nasıl etkileyecek?
Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu: NATO Genel Sekreteri Rutte, ittifakın iki temel sorununa dikkat çekmektedir. Bunlar, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle savunma sanayisi üzerindeki aşırı yük ve donatılmış askeri personel eksikliği sorunlarıdır. Zirvede NATO üyeleri arasında savunma sanayisi alanındaki işbirliği mekanizmaları ve yük paylaşımının niteliği belirlenecektir. NATO üyelerinin tehdit algılamalarının uyumu ittifakın geleceği açısından önem taşımaktadır. NATO’nun doğu ve güney kanatları arasındaki tehdit algısı farkı ittifakın politikalarını önemli ölçüde etkilemektedir. Doğu kanadı, Rusya tehdidine odaklanan politikalar geliştirmek istemektedir. Güney kanadı ise terörizm, enerji baskısı ve düzensiz göç gibi tehditlerle uğraşmaktadır. Bu durum ittifakın işleyiş biçimini derinden etkilemektedir. Ankara Zirvesi’nde yük paylaşımı konusu, ABD-Avrupa ilişkilerinin seyri, üyeler arasındaki iş bölümü, asimetrik ve hibrit güvenlik tehditlerine yönelik oluşturulacak mekanizmalar gündemdedir. Bu konularda atılacak adımlar NATO’nun jeopolitik haritadaki yerini belirleyebilir.

Türkiye, bu zirveyle NATO içindeki kilit ortak konumunu nasıl pekiştirecek?
Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu: Günümüz jeopolitik koşullarında Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO’ya o kadar da ihtiyacı yok. Tam tersine onların Türkiye’ye ihtiyacı var. Bu yeni jeopolitik gerçekliktir. Mevzubahis jeopolitik gerçekliği anlamadan bölgemizdeki ve uluslararası alandaki gelişmeleri tahlil etmek mümkün değildir. Türkiye bölgesel ve küresel gelişmeler bağlamında hem anahtar hem de kilit ülkedir. Türkiye, çevresindeki çatışmalarda çözüm sağlayıcı bir niteliğe sahiptir.
Kriz yönetimi konusunda Türkiye’nin elde ettiği büyük deneyim bölgesel ve küresel güvenlik açısından anahtar önemdedir. Türkiye aynı zamanda jeopolitik değer üreten bir ülke konumundadır. Bu jeopolitik değer enerji, ulaşım, bağlantısallık, jeoekonomik ve jeostratejik bir muhtevaya sahiptir. Dolayısıyla Ankara Zirvesi Türkiye’nin NATO içerisindeki konumunu pekiştirmektedir. Türkiye artık Soğuk Savaş dönemindeki gibi kenar ülke konumunda değildir. Türkiye günümüzde elde ettiği caydırıcı askeri kapasitesi, siyasi istikrarı, çözüm üretici ve çok katmanlı stratejik vizyonu sayesinde NATO’nun omurgasını oluşturan merkezi bir güçtür.

Ankara Zirvesi Türkiye’nin merkez ülke konumunu teyit etmektedir. ABD’nin Avrupa güvenliğindeki gelecekteki rolüne ilişkin belirsizlik ortamında Türkiye, NATO içindeki rolünü güçlendirerek, ittifakın kenarındaki bir üyeden Orta Doğu ve Karadeniz sınırlarındaki kilit dayanak noktalarından birine dönüşmektedir.
Zirve sonuç bildirgesinden bölgesel krizlerin çözümüne veya NATO’nun gelecekteki genişleme stratejilerine dair nasıl mesajlar beklemeliyiz?
Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu: Sonuç bildirgesinde bölgesel krizlere yönelik adımlar ve tutumlar dikkat merkezinde olacaktır. Rusya-Ukrayna savaşına yönelik jeopolitik bir çerçeve çizilecektir. NATO, Ukrayna’ya tam desteğini yineleyecektir. Bu kapsamda Ukrayna’nın savunma kabiliyetinin artırılmasına yönelik somut adımların atılması beklenmektedir. Ukrayna’nın NATO üyeliği oldukça zordur. Mamafih Ukrayna ve NATO arasındaki ilişkilerde özel bir mekanizmanın oluşturulması ve bu mekanizmanın Ukrayna’yı NATO’ya daha da yakınlaştırması gündemdedir. Sonuç bildirgesinde Orta Doğu’daki duruma ve özellikle de İran konusuna yönelik mekanizmalar da yer alacaktır.