Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Çin’in çölleşmeyle mücadele için yaklaşık yarım asır önce başlattığı Büyük Yeşil Duvar projesi, bu kez farklı bir yönüyle gündemde. Yeni yayımlanan bir araştırma, proje kapsamında dikilen ağaçların doğal ormanlara kıyasla daha hızlı büyüdüğünü gösterdi.
Araştırmacılara göre bu durum, dikilen ormanların atmosferde giderek artan karbondioksit seviyelerine daha güçlü tepki vermesinden kaynaklanıyor olabilir. Yani ağaçlar, değişen iklim koşullarına beklenenden farklı bir şekilde cevap veriyor olabilir. Ama işin ilginç yanı şu: Bilim insanları bu farkın arkasındaki nedeni henüz net biçimde açıklayamıyor.

Büyük Yeşil Duvar projesi 1978 yılında başlatıldı. Projenin temel amacı, Gobi ve Taklamakan çöllerinin yayılmasını yavaşlatmak. Çin bugüne kadar bu kapsamda 66 milyar ağaç dikti. Plan ise oldukça büyük: 2050’ye kadar toplam sayının 100 milyar ağaca çıkarılması hedefleniyor.
Yeni çalışmada, doğal ormanlar ile insan eliyle oluşturulan ormanların iklim değişikliği ve atmosferde yükselen CO2 seviyelerine nasıl tepki verdiği incelendi. Bunun için de ağaçların büyüme hızını anlamada kullanılan yaprak alan indeksi, yani Leaf Area Index kullanıldı.
Bu ölçüt, ağaç tepelerindeki yaprak yoğunluğunu gösteriyor. Aynı zamanda ormanların ne kadar karbon tutabileceği konusunda da önemli bir gösterge kabul ediliyor.

Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, dikilen ormanların yaprak alanının doğal ormanlara göre yüzde 66 daha hızlı artması oldu. İlk bakışta bu oldukça büyük bir fark gibi görünüyor. Ancak araştırmacılar, bunun önemli bir bölümünün dikilen ormanların daha genç olmasından kaynaklandığını belirtiyor.
Aslında bu şaşırtıcı değil. Genç ağaçlar, yaşlı ağaçlara göre doğal olarak daha hızlı büyüyor. Fakat bilim insanları aynı yaş grubundaki ve benzer çevresel koşullara sahip ormanları karşılaştırdığında da fark tamamen ortadan kalkmadı.
Bu kez dikilen ormanların doğal ormanlara göre yüzde 4,6 daha hızlı büyüdüğü görüldü. Küçük gibi duran bu oran, küresel karbon hesaplamaları açısından bakıldığında önemli bir detay.

Bilim insanlarına göre dikilen ormanların avantajı yalnızca yaş farkıyla açıklanamıyor. İnsan eliyle oluşturulan ormanlarda genellikle okaliptüs ve kavak gibi hızlı büyüyen türler tercih ediliyor. Ayrıca bu alanlarda rekabet oluşturan bitkiler temizleniyor, bazı bölgelerde gübreleme yapılıyor ve düzenli bakım uygulanıyor.
Bu da ağaçların ışık, su ve besin maddeleri için daha az rekabet etmesi anlamına geliyor. Böyle olunca atmosferde artan CO2’nin büyümeyi destekleyen etkisi de bu ormanlarda daha belirgin hale gelebiliyor.
Yine de araştırmacılar temkinli. Çünkü dikilen ormanların doğal ormanlardan neden farklı davrandığı hâlâ tam olarak bilinmiyor. Açıkçası bu durum, karbon tutma kapasitesinin nasıl hesaplanması gerektiği konusunda da yeni soru işaretleri doğuruyor.

Araştırmaya göre dikilen ormanların büyüme avantajı kalıcı değil. Ağaçlar 30 ila 40 yaşına ulaştığında bu avantaj en yüksek seviyeye çıkıyor. Ancak 40 yaş sonrasında belirgin şekilde azalıyor.
Doğal ormanlar ise daha yavaş büyüyor ama bunu daha istikrarlı biçimde sürdürüyor. Bu nedenle araştırmacılar, dikilen ormanların kısa vadede karbon emilimi açısından önemli bir araç olduğunu vurguluyor. Ancak uzun vadeli karbon depolama ve ekosistem dayanıklılığı söz konusu olduğunda doğal ormanların yerini tutmaları kolay görünmüyor.

Araştırmacıların dikkat çektiği bir başka nokta da küresel iklim modelleri. Günümüzde kullanılan birçok model, doğal ormanlar ile dikilen ormanları yeterince ayırt etmiyor. Ormanların yaşa bağlı gelişim süreçleri de bu modellerde her zaman tam olarak yansıtılmıyor.