Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Suriye’de gerçekleşen Esad rejiminin yıkıldığı 8 Aralık Devrimi ve birçok alanda elde edilen başarılar Lübnan'ı da umutlandırdı.
Türkiye’nin Suriye, Libya, Karabağ gibi sancılı coğrafyalarda üstlendiği misyonun tarihi kodlarına vurgu yapan Lübnanlı araştırmacı Ahmed Darviş, “Burada hangi din ya da etnik kökenden olursa olsun herkesin ortak hasreti Osmanlı adaleti ve barışının yeniden Lübnan’a egemen olmasıdır. Osmanlının varisi Türkiye’dir ve o kökler hala halkımızın ruhunda canlıdır. Lübnan’da yeniden barışın tesisi, istikrar, kalkınma, adalet, kültürel ve teknolojik gelişmişlik ancak Türklerle yeniden kucaklaşmakla mümkündür” ifadelerini kullandı.

Osmanlı hilafetinin yıkılışıyla ortaya çıkan enkazın her şeyi fazlasıyla anlattığını aktaran Darviş “Bizim için istikrar bazen yaklaşan bir gerçeklik, çoğu zaman ise bir hayalden ibarettir. Burada ‘18 fırka’ ve birbirine zıt onlarca parti, yüzlerce farklı dernek var. Filistin felaketi aslında bize her şeyi en net biçimiyle gösterdi. Geçmiş dönem din, mezhep ve etnisite temelli tartışma ve kavgaların Batı ve İsrail tuzağı olduğunu geç de olsa fark ettik. 1958 yılında Bağdat Paktı (Eisenhower) projesi, 1975 ve 1976 yıllarında ve sonrasında meydana gelen büyük kanlı mezhep ve din savaşlarında on binlerce insan öldü ya da yaralandı. Ağır bedeller ödedik. Şimdi oluşan Türkiye beklentisine gelince: Belki Türkiye’de çoğu insan bilmiyor. Ancak Lübnan’daki çoğu Sünni aile Türk kökenlidir. Ve bu kökler hâlâ ruhlarda yerleşmiş durumda. İşte istikrar denildiğinde umutların yeşermesi bu sebepten. ‘Bize barışı, gelişmişliği, güveni, refahı ve yükselişi Türkler getirir’ algısı geçmişten gelen mirasın bir yansımasıdır. Bu sebeple Türklerle kucaklaşmak istiyoruz. Bunu Suriye dâhil birçok farklı ülke ve milletle denedik fakat başarısız olduk. Türkiye öncülüğünde ortaya çıkan Suriye tablosu ise bize çok farklı şeyler söylüyor. Darmadağınık ve bölünmenin eşiğindeki Suriye şimdi yarım yüzyıllık despotizmin ardından istikrar adasına dönüşüyor. Bundan daha iyi örnek olabilir mi?” diye konuştu.

Siyonist İsrail'in Gazze, Batı Şeria aksını aşarak Lübnan, Suriye, Irak, İran ve hatta Türkiye’yi askerî hedef haline getirmeye çalıştığını kaydeden Ahmed Darviş, “Lübnan’ın istikrarı, bölünme, yıkım ve tahribatın önlenmesi için İsrail işgalinin sona erdirilmesi ve yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Suriye, Irak, İran ve Türkiye’nin selameti için siyonist yayılmacılığa set Lübnan’da çekilmeli. Bu aynı zamanda Lübnan’ın parçalanma, yıkım ve tahribatını da engeller. Buradaki mezhepler ve partiler arasında gerçek bir uzlaşma ve Lübnan’ı yeniden inşa için Türkiye en güçlü aktör durumunda. Burada çok güçlü bir potansiyel var. Bilindiği gibi önceleri Lübnan için ‘Doğunun İsviçre’si’ deniliyordu. ‘Arapların Hastanesi’, ‘Arapların Tatil Yeri’ ve ‘Dünyanın Turizm Merkezi’ olan bir yerdi. Tekrar o günlere dönebiliriz. Bugün Türkiye’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan’a burada ve Arap-İslam coğrafyasında çok derin bir saygı duyuluyor. Çünkü Erdoğan, Lübnan’ın istikrarı için büyük fedakârlıklar gösterdi ve göstermeye devam ediyor. İç işlerimize müdahil olmadan, hiçbir çıkar gözetmeden bu halkın iyiliği için çabalıyor. Ayrıca, gıda ve tıbbi yardım, restorasyon ve medeniyet mirasının korunması konusundaki yardımlar için ona teşekkür borçluyuz. ‘Sykes-Picot’ sonrası işgal edildik. Türklerle tüm bağımız koptu. Sonrasında düşmüş ve yıkılmış Suriye rejimi ile birçok Batılı ülkenin çıkarları doğrultusunda Lübnan’ın tüm kararlarını kontrol etmeye çalışan açık ve adaletsiz müdahalelere maruz kaldık. Türk rolü, geçmişte veya gelecekte olumlu bir varlık olarak, farklı eğilimlerin farklı arzularına rağmen, sakin ve değerli bir ahlaki diyaloğun merkezinde kalmaya devam ediyor. İşte bu yüzden istikrar için Türkiye’yi bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan işgalci İsrail ordusu ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik alçak saldırılarına devam ediyor. Ülkenin güneyde yer alan Nebatiye vilayetine bağlı Beyt Yahun beldesinde sivil konutları işgalci ordu tarafından ateşe verildi. Ayrıca aynı vilayette yer alan Ayta el-Cebel beldesinin dış kesimlerinde iki evi de havaya uçurdu. İşgalci askerler yine Nebatiye’ye bağlı Kafr Şuba beldesindeki bir binaya İsrail bayrağı dikti.