Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye Gazetesi Yazarı Sevil Nuriyeva'nın sorularını cevapladığı röportajında ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland ısrarı ve Rusya ve Çin iddialarını değerlendirdi.
Lavrov, Nuriyeva'nın yönelttiği, "Sayın Bakan, başkan Trump'ın son günlerde yaptığı açıklamasının ardından, Grönland tartışmalarına yönelik değerlendirmenizi bir kez daha sormak istiyoruz. Sizce, ABD başkanının 'biz almazsak, Rusya veya Çin alacak' söylemi ve Grönland üzerinden yürütülen bu tartışma, büyük güç rekabetinin doğal bir evresi mi, yoksa bölgede gerilimi tırmandıran bir hamle mi?
Ayrıca, Grönland'ın jeopolitik açıdan yeniden merkeze oturması, Kuzey Kutbu'nun gerçekten de 'yeni bir Orta Doğu'ya dönüşmekte olduğu anlamına mı geliyor?" sorusuna cevap verdi.

Trump'ın gazetecilere yaptığı açıklamada, "Grönland'ı savunmak zorundayız. Eğer bunu biz yapmazsak, Çin ve Rusya yapacak." sözlerini değerlendiren Rus Bakan Lavrov, "Bizim aklımızdan bile geçmeyen şeyler oluyor." dedi ve konuya açıklık getirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kısa süre önce Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi'ndeki bir toplantısı öncesinde Grönland konusunu değerlendirdiğini ifade etti.
Putin'in "Bu konunun Rusya'nın sorunu olmadığını" açıkça belirttiğini ifade ederken, "Sadece geçmişte toprakların satıldığı ve satın alındığı bölgeler olduğunu hatırlattığını" dile getirdi.

Lavrov, Başkan Putin'in, "ABD, Danimarka ve Grönland'ın kendi aralarında bir çözüm bulacağına" inandığını ifade etti. Öte yandan Washington'un bu sert hamlesini değerlendiren Lavrov, "Grönland'ı ve bölgeyi Rusya ile Çin'in etkisinden korumak" gerekliliğiyle açıklama çabaları konusunda, "Bunu, yönetimdeki resmi yetkililerin ağzından elbette duyduk. Ancak dikkat çeken bir nokta var: ABD'de, iktidarda olmayan pek çok siyaset bilimci ve analist, gerçekleri -daha doğrusu gerçeklerin yokluğunu- temel alarak hemen harekete geçti. Rusya'nın Grönland üzerinde hiçbir zaman hak iddia etmediğini ve halen etmediğini vurgulayan bir dizi materyal yayınladılar" ifadelerini kullandı.
Konunun sadece Grönland olmadığını, tüm Arktik bölgesi olduğunda durumun farklı olduğunu ifade eden Rus bakan, "ABD, daha önceki Demokrat yönetimler döneminde ve NATO müttefikleriyle birlikte, ittifakın sorumluluk alanının özellikle Kuzey Deniz Rotası'na doğru genişletilmesini talep etmişti. Zira onlar, bu rotanın hem hukuki hem de fiili olarak Rusya Federasyonu'nun kontrolünde olmasından ve güvenliğinin Rusya tarafından sağlanmasından hiç hoşnut değiller" dedi.

Kuzey Deniz Rotası'ndaki güvenli geçişin Rusya Federasyonu tarafından sağlandığını söyleyen bakan, "Rusya'nın aksine -ki Rusya hiçbir zaman savaş gemilerini Grönland yakınlarına göndermedi- örneğin Fransa, kendini büyük bir Arktik gücü olarak görüyor. Fransız donanması, Rusya'nın güvenli denizcilik için koyduğu kurallara uymadan, savaş gemilerini bu rotadan defalarca geçirmeye çalıştı. Bu tür provokatif girişmler oldu. Ancak bu durum bile, hiçbir zaman bizi... Fransa'yı, Rusya'nın kuzey Arktik bölgesini fethetmeye çalışmakla suçlamaya yöneltmedi." dedi.

Bakan Lavrov, Grönland konusunda ülkesinin aklından bile geçmeyen şeylerin olduğunu dile getirirken, burada ilginç bir detayın olduğunun altını çizerek, "BM'deki basın toplantılarında Genel Sekreter sayın Guterres'in Fransız bir sözcüsü bulunuyor. Bu arada Fransa'yı hatırlattı, ben de çağrışımla BM'deki Fransız temsilcilere geçtim. Sanırım soyadı Dujarric. Kendisine, Başkan Trump'ın Grönland planlarını açıkladığı günün ertesi günü basın toplantısında şu soru yöneltildi: 'Buna nasıl bakıyorsunuz? BM Genel Sekreteri'nin pozisyonu nedir?' Dujarric, Genel Sekreter'in pozisyonunun değişmediğini söyledi ve ekledi: 'Sorunun uluslararası hukuk temelinde çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu, egemenliğe saygı da dahil; Danimarka Krallığı'nın egemenliğine ve Grönland halkının kendi kaderini tayin hakkına saygı da dahil.' Ardından şunu vurguladı: 'Her ikisi de, hem egemenlik hem de kendi kaderini tayin hakkı, BM Şartı'nda kayıtlıdır." ifadelerini kullandı.

Asıl sansasyonel olanın 'özel askeri operasyonun' başlamasından bu yana geçen dört yılda Rusya'nın eylemlerinin kök nedenlerini sayısız kez ve en ince ayrıntısna kadar açıkladıklarını ifade etti.
"Buna, Ukrayna'nın Rusya'ya yönelik açık bir tehdit olarak nasıl hazırlandığı, NATO üslerinin ve Karadeniz ile Azak Denizi'ndeki deniz üsleri planlarının bilgisi, Rus olan her şeyin yasaklanması ve Kanonik Ortodoks Kilisesi'nin yasaklanması gibi herkesin gözü önünde olan nedenler dahil." sözlerini kullanan Lavrov, "Tüm bunları defalarca açıkladı." dedi.

Lavrov, düzenlenen operasyon sonrası Ukrayna meselelerini her yorumladıklarında, BM Genel Sekreteri Guterres ve Fransız sözcüsünün sürekli olarak aynı şeyi tekrarladıklarını dike getirerek, "BM Tüzüğü'nün Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü ilkesinin ve BM Genel Kurulu kararlarının uygulanmasını talep ediyoruz. Bu olmadı. Biz, ben bizzat mektuplar yazdım. Güvenlik Konseyi toplantılarında Sayın Guterres ile bu konuyu tartıştım. New York'taki daimi temsilcilerimiz bu soruları defalarca iletti. Resmi yazılı başvurular yaptık ve sorduk: 'Sayın Guterres, BM Tüzüğü'nde sadece toprak bütünlüğü mü önemlidir, yoksa milletlerin kendi kaderini tayin hakkı ve devletlerin egemen eşitliği gibi diğer temel ilkeler de eşit derecede önemli midir?" ifadelerini ekledi.
BM Genel Sekreteri Guterres ve sözcüsünün cevaptan kaçındığını ifade eden Lavrov, "Yılan gibi kaçındılar, kıvranarak kaçındılar, böyle bir Rus ifadesi var. İşte şimdi Sayın Guterres ve ekibinden bir kez daha, eğer kamuya açık olarak hem Genel Sekreter'in hem de BM'deki kolektif liderliğinin Grönland halkının kendi kaderini tayin hakkını tanıdığı, tam da Grönland halkının kendi kaderine karar verdiği, dışarıdan birinin değil, söylendiyse. O zaman BM, Donbas, Novorossiya ve elbette Kırım nüfusuna da böyle bir hak tanıyor mu?" dedi.

Batı'nın kendi kaderini tayin hakkı prensibine değinerek ikiyüzlülüğün göze çarptığını söyleyen bakan, "Kosova'nın bağımsızlığının tek kriteri olarak bu prensibi kabul eden, BM'nin kendisi oldu. Peki, 2014'teki devlet darbesinden sonra Kırım'da yapılan referandum neden kabul görmüyor? Kosova da hiç referandum yapılmadı; sadece 'Kosova şimdi bağımsız' denildi. Kırım'da ise tüm kurallara uygun bir referandum yapıldığında, Batı bu kez farklı bir kılıf buldu: 'Hayır, burada kendi kaderini tayin hakkı değil, toprak bütünlüğü ilkesi geçerli' dediler. Peki neden? Çünkü Kosova'da Arnavutların hakları gasp edilmiyordu; kendi dillerinde konuşuyor, Arnavut okullarına gidiyorlardı ve Belgrad, bu bölgenin tüm haklarını tanıyordu" ifadelerine yer verdi.
Sergey Lavrov cevaplarını beklediklerini dile getirerek, "BM Sekreterliği ve onun liderliği, Ukrayna'daki Nazi rejimini korumak isteyenlere nasıl olup da bu kadar açık bir şekilde yardım ediyor? Bu, büyük olasılıkla Genel Sekreter'in yetki alanını aşan bir durum. Ve elbette, bu tavır, BM Tüzüğü'nün 100. Maddesi'nde kayıtlı olan, Genel Sekreter'in tarafsızlık yükümlülüğü ve herhangi bir hükümetten talimat almaması gerekliliği ile bağdaşmıyor." dedi.