Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Altın fiyatları düşüşe devam ediyor. Yatırımcı altının daha ne kadar düşeceğini merakla takip ediyor. Peki altın çağı bitti mi? Jeopolitik gerilimlerin ve belirsizliklerin gölgesinde, küresel piyasaların "güvenli liman" olarak gördüğü altın, yatırımcıların psikolojik barometresi olmaya devam etse de, artık tek başına yeterli değil.
Mevduat faizlerinin sunduğu yüksek getiri ve sermaye piyasalarındaki yapısal dönüşüm piyasalarda kartları yeniden dağıtıyor. Yatırımcının favorisi gram altında 6 bin lira bandında dalgalanmaların sürdüğü bu dönemde, hangi yatırım aracı daha güvenli? Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'un sorularını cevaplayan Ekonomist Sefer Humar, piyasanın geçtiği sınavı ve 2026 yılının şampiyonunu açıkladı.

Şu anki makroekonomik tabloyu göz önüne aldığımızda, altını destekleyen ya da baskılayan en temel dinamikler sizce nelerdir?
Ekonomist Sefer Humar: Açıkçası altın bugün sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda küresel belirsizliklerin barometresi hâline gelmiş durumda. Altını destekleyen faktörlerin başında jeopolitik riskler geliyor. Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı, Çin-Tayvan gerilimi ve küresel ticaret savaşları yatırımcıları güvenli limanlara yönlendiriyor.
Dünyada yaklaşık 5 bin yıldır değişmeyen bir gerçek var: İnsanlar geleceğe güvenmediğinde altına güvenir.

Merkez bankalarının son yıllarda yaptığı yoğun altın alımları da bunun en somut göstergelerinden biri. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, rezervlerinin önemli bir bölümünü dolar yerine altınla çeşitlendirmeye çalışıyor. Ancak altının önünde bazı önemli rakipler de oluşmaya başladı. Bunların başında yüksek faiz ortamı geliyor. Bugün mevduat faizlerinin yüzde 43-44 seviyelerine ulaştığı bir ortamda yatırımcı doğal olarak alternatif maliyet hesabı yapıyor.
Çünkü altın bekletir.
Faiz ise günlük çalışır.

Son dönemde dikkat çeken bir diğer gelişme ise yatırım fonları. Türk yatırımcısı geleneksel olarak altını sever. Bu, kültürel bir refleks hâline gelmiştir. Ancak son iki yılda yatırım fonlarının gösterdiği performans, yatırımcı davranışlarını değiştirmeye başladı. Eskiden yatırımcılar “altın mı, dolar mı?” diye soruyordu. Bugün ise “hangi fon?” sorusunu daha sık duyuyoruz. Bu dönüşüm aslında Türkiye sermaye piyasalarının olgunlaşmaya başladığını gösteriyor.
Benim görüşüme göre önümüzdeki yıllarda altın, portföylerdeki yerini koruyacak; ancak yatırım fonlarıyla olan rekabet daha da sertleşecek. Çünkü yatırımcı artık tek bir ürüne değil, profesyonel yönetime yatırım yapıyor. Benim yatırım felsefem şu: Yatırımda amaç en yüksek getiriyi yakalamak değil, sürdürülebilir getiriyi koruyabilmektir.

Ons altın ve gram altın tarafında yakın zamanda beklentiniz nedir?
Ekonomist Sefer Humar: Son dönemde altın tarafında çok ciddi yükselişler yaşandı. Gram altında 7.400 TL seviyeleri görüldü. Bu nedenle yatırımcıların en sık yaptığı hata olan “kaçırma korkusuna” kapılmamak gerekiyor. Ben hiçbir zaman bütün parayla tek bir seviyeden altın alınmasını doğru bulmuyorum. Çünkü piyasalarda dip ve tepe noktalarını kusursuz tahmin etmek neredeyse imkânsızdır. Benim yaklaşımım her zaman kademeli alım yönünde.

Çünkü: Rasyonel yatırımcı fiyat tahmini yapmaz, risk yönetimi yapar. Yakın vadede gram altında 5.500 TL ile 7.700 TL arasında geniş bir bant oluşabileceğini düşünüyorum. Özellikle jeopolitik risklerin yeniden yükselmesi, küresel faiz indirimlerinin hızlanması veya yeni çatışmaların ortaya çıkması durumunda üst bantlar yeniden test edilebilir.
Ancak ben 2026'nın geri kalanında altının sürekli ve kesintisiz yükselen bir trend izlemesini beklemiyorum. Piyasalarda hiçbir şey sonsuza kadar yükselmez. Aynı şekilde hiçbir düşüş de sonsuza kadar sürmez. Bu nedenle yatırımcıların ekran başında heyecanla değil, planla hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sizin 2026 sonu için hem ons hem de gram altın tarafındaki baz senaryonuz nedir?
Ekonomist Sefer Humar: Ben aşırı iyimser veya aşırı kötümser senaryolardan uzak duruyorum. Piyasalarda çoğu zaman en pahalı hata, aşırı özgüvendir.
Ons altında baz senaryom 4.000 ile 4.750 dolar bandı. Gram altında ise kur hareketleri ve iç piyasa dinamiklerine bağlı olarak dalgalı, ancak daha dengeli bir görünüm bekliyorum. Yatırımcıların şunu unutmaması gerekiyor: Piyasalar sabırsızdan alır, sabırlıya verir.
Warren Buffett'ın yıllar önce söylediği gibi, para sabırsızdan sabırlıya transfer olur. Bu nedenle yatırım kararlarında heyecandan çok disiplinin belirleyici olduğunu düşünüyorum. İşler beklendiği gibi gitmezse altın fiyatlarında görebileceğimiz en uç ve dip seviyeler nedir?

Altının yükselmesini sağlayan nedenler belli:
Jeopolitik riskler,
Küresel faiz indirimleri,
Merkez bankalarının altın alımları,
Doların zayıflaması,
Küresel resesyon korkuları.

Eğer bu dinamiklerin tamamı aynı anda güçlenirse, altın yeniden tarihî zirvelerini zorlayabilir.
Ancak ters senaryoda;
Jeopolitik tansiyon düşerse,
Fed beklenenden daha uzun süre yüksek faiz politikasını sürdürürse,
Küresel büyüme toparlanırsa,
Risk iştahı yeniden artarsa, altında düzeltme hareketleri görülebilir.
Benim görüşüme göre sert negatif senaryoda gram altın tarafında 5.000 TL seviyelerine doğru geri çekilmeler teorik olarak mümkün. Ancak tarihsel olarak baktığımızda yaz aylarında altının sert düşüşler yaşadığı dönemler oldukça sınırlıdır. Bu nedenle aşağı yönlü hareketlerin de belirli ölçüde sınırlı kalabileceğini düşünüyorum.

Borsa (BIST), döviz, kripto paralar ve mevduat faizini de işin içine katarsak bu yılın şampiyonu sizce kim olur?
Ekonomist Sefer Humar: Açıkçası bu sorunun cevabı benim için oldukça net. Ben 2026'nın şampiyon adayları arasında yatırım fonlarını görüyorum. Çünkü rakamlar çok şey anlatıyor. 2025 yılında yatırım fonlarının toplam büyüklüğü yaklaşık 7 trilyon TL seviyelerindeydi.
Bugün ise 14 trilyon TL'ye yaklaşmış durumda. Yaklaşık yüzde 100'lük bir büyüme görüyoruz. Bu yalnızca para artışı değil. Bu aynı zamanda yatırımcı davranışındaki dönüşümün de göstergesi. Yatırımcı artık tek hisse seçmek yerine uzman yönetime yöneliyor. Borsa tarafında hâlâ defter değerinin altında işlem gören çok sayıda şirket bulunuyor. Özellikle sanayi, ihracat odaklı şirketler, savunma sanayi, teknoloji, enerji ve seçici banka hisselerinde önemli fırsatlar olduğunu düşünüyorum. Zaten 2025 yılında en yüksek kazançları elde eden yatırımcılar da günlük al-sat yapanlar değil, doğru sektörlerde sabırla bekleyen yatırımcılar oldu.

Borsa için çok sevdiğim bir söz vardır: Borsa, sabırsızların para kaybettiği; sabırlıların servet oluşturduğu yerdir.
Döviz tarafında ise çok agresif bir yükseliş hikâyesi görmüyorum. Çünkü mevcut ekonomi politikalarının temel amaçlarından biri kur oynaklığını azaltmak. Kripto paralar tarafında ise çok daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. Blockchain teknolojisi geleceğin önemli alanlarından biri olabilir.
Ancak yatırım tarafında hâlâ ciddi volatilite ve regülasyon riskleri bulunuyor. Bu nedenle kripto varlıkların yatırımcı portföylerinde kontrollü ve sınırlı bir ağırlıkla bulunmasının daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

Mevduat faizleri ise yüzde 43-44 seviyelerinde yatırımcıya önemli bir alternatif sunuyor. Özellikle risk almak istemeyen yatırımcılar açısından hâlâ güçlü bir seçenek. Ancak mevduatın en büyük dezavantajı, enflasyonu çok yakından takip etmesi. Bu nedenle reel getiri tarafında yatırım fonları ve hisse senedi fonları zaman zaman daha avantajlı hâle gelebiliyor. Benim görüşüme göre 2026 ve hatta 2027 yılları, Türkiye'de yatırım fonlarının yükseliş yılları olabilir. Çünkü yatırımcı artık sadece ürün seçmiyor.
Strateji seçiyor.
Sadece getiri aramıyor.
Risk yönetimi arıyor.
Ve finansal piyasalarda yeni dönemin en önemli mottosu bence şu olacak: Geleceğin yatırımcısı tek bir varlığa değil, iyi yönetilen bir portföye yatırım yapacak. Bu nedenle benim yılın şampiyonu adayım ne altın, ne dolar, ne de kripto para. Benim şampiyonum; profesyonel yönetilen, çeşitlendirilmiş ve risk kontrolü sağlayan menkul kıymet yatırım fonlarıdır.