Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın fiyatları son yıllarda bir dönem hayal bile edilmesi zor görünen seviyelere ulaştı. Ancak Ned Davis Research Baş Alternatif Stratejisti John LaForge’a göre yatırımcıların 8 bin, 10 bin ya da 12 bin dolar gibi rakamlara fazla takılmasına gerek yok.
Kitco News’e konuşan LaForge, altındaki uzun vadeli görünümün aslında oldukça basit olduğunu söyledi. Ona göre hükümetler giderek büyüyen borç sorununa gerçek bir çözüm bulana kadar değerli metalde ana yön yukarı olmaya devam edecek. LaForge, “Bence fiyatlar, borç sorunuyla nasıl başa çıkacağımızı öğrendiğimiz zaman zirve yapacak. Bu borçları ödemeyip üzerine yenilerini eklemeye devam ettiğimiz sürece altın fiyatları da daha yukarı gidebilir” dedi.
Altının ons fiyatının 8 bin, 10 bin hatta 12 bin dolara ulaşıp ulaşamayacağı sorulan LaForge, belirli fiyat seviyelerinin kendi açısından çok fazla anlam taşımadığını belirtti. Stratejiste göre asıl belirleyici unsur hükümet borçlarının gidişatı.
LaForge, “Benim için mesele ‘8 bin dolar oldu’ ya da ‘12 bin dolar oldu’ değil. Bildiğim tek şey, devlet borçlarıyla ilgilenene kadar trendin yukarı olduğu. Küresel ölçekte siyasetçilerin ve liderlerin bu sorunla gerçekten ilgilenmek istediğine dair hiçbir işaret görmüyorum. Bu nedenle birkaç yıl daha yüksek fiyatlar görebiliriz” ifadelerini kullandı. Altının son 10 yılda ons başına yaklaşık 1.500 dolardan 4.000 doların üzerine çıktığını hatırlatan LaForge, buna rağmen yükseliş için hâlâ alan bulunduğu görüşünde.
Mevcut piyasanın daha geniş çaplı bir emtia süper döngüsünün yaklaşık altıncı ya da yedinci yılında olduğunu söyleyen stratejist, uzun vadeli trendin tükenmeye yaklaştığını gösteren bir işaret bulunmadığını savundu. “Bu hareketin devam etmesi için hâlâ bolca alanımız var” dedi.
LaForge, mevcut ortamı altın açısından tarihin en güçlü temel koşullarından biri olarak değerlendiriyor. Bu döngüyü geçmiş dönemlerden ayıran önemli noktalardan biri ise merkez bankalarının altına yönelik talebi. LaForge’a göre merkez bankaları, geleneksel rezerv varlıklarının ne kadar güvenli olduğunu yeniden sorgulamaya başladı ve bu durum altın talebini yapısal olarak güçlendirdi. Bu değişimin 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ve ardından Rusya’nın yabancı rezervlerinin dondurulmasıyla hızlandığını belirtti.
LaForge’a göre yaşananlar, merkez bankalarına küresel kredi sistemi içinde tutulan varlıkların nihayetinde hükümetlerin kontrolüne açık olabileceğini gösterdi. Altının farkı ise burada ortaya çıkıyor. Fiziksel olarak elde tutulabilen ve kredi sisteminin dışında saklanabilen altın, dünya genelinde kabul gören az sayıdaki varlıktan biri olmayı sürdürüyor. LaForge, “Bir merkez bankası olarak elinizde tutabileceğiniz ve dünyanın neredeyse tamamının kabul edeceği çok fazla böyle varlık yok. Birine külçe altın gönderdiğinizde, ‘Tamam, bunu ödeme olarak kabul ederim’ diyebilir” ifadelerini kullandı.
Stratejiste göre devletlerin giderek büyüyen borç yükü, altın ve diğer reel varlıklar açısından da son derece güçlü bir destek oluşturuyor.
Hükümetlerin borçlanmayı sürdürdüğüne dikkat çeken LaForge, siyasi açıdan uygulanabilir seçeneklerin giderek azaldığını, sonunda para birimlerinin değerinin düşürülmesi yoluna başvurulabileceğini savundu. LaForge bu durumu, “Bunu her şeyin değerini düşürmeden ödemenin bir yolu yok. Bu, altının şimdiye kadar sahip olduğu en büyük desteklerden biri” sözleriyle anlattı. ABD’nin kamu borcunun 40 trilyon doların üzerine çıkması son haftalarda dikkatleri Washington’a çevirmiş durumda. Ancak LaForge’a göre diğer yüksek borçlu gelişmiş ekonomiler açısından asıl önemli uyarılardan biri Japonya’dan geliyor.
LaForge, Batılı politika yapıcıların uzun süre Japonya’nın devasa borç yüküne rağmen getiri eğrisi kontrolü sayesinde borçlanma maliyetlerini sürekli düşük tutabileceğini göstermesini umduğunu söyledi. Ancak Japon tahvil getirilerinin yükselmesi ve onlarca yıldır devam eden son derece gevşek para politikasının çözülmeye başlaması, stratejiste göre bu yöntemin sınırlarını ortaya koyuyor.
LaForge, “Batı’nın büyük bölümü de borç sorunuyla nasıl başa çıkacağını çözmek zorunda. Güç sahiplerinin görmek isteyeceği son şeylerden biri getiri eğrisi kontrolünün işe yaramadığının ortaya çıkmasıdır” dedi.
LaForge, altının aylar süren düzeltme döneminde de yükseliş beklentisini koruduğunu söyledi. Bunun en önemli nedeni ise devlet borçlarının aynı dönemde büyümeye devam etmesiydi. Stratejist, piyasalardaki Hazine müdahalesinin ardından para birimlerinin değer kaybına karşı yapılan işlemlerin yeniden canlandığını belirtti. Altındaki geri çekilmeyi ise yeni bir katalizör bekleyen piyasanın hareketi olarak değerlendirdi. LaForge’un dikkat çektiği bir diğer nokta da altının uzun vadeli momentumu.
Altın fiyatları bu yıl rekor seviyelere ulaşmasına rağmen LaForge’un takip ettiği göstergelerin hiçbirinin, emtia süper döngülerinin sonunda görülen sert ve aşırı yükseliş sinyallerini üretmediğini söyledi. “Hiçbiri zirve sinyali vermedi. Sıfır” ifadelerini kullandı. Ona göre altındaki mevcut hareket, 2011’deki zirve döneminde görülen spekülatif aşırılıktan çok bir döngünün orta bölümündeki fiyat hareketlerine benziyor.
Altındaki bu görünüm LaForge’un yatırım stratejisine de yansıyor. Stratejist, yatırımcıların portföylerinin en az yüzde 10’unu alternatif varlıklara ayırmayı değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
LaForge’un önerdiği dağılımda altının payı yüzde 5. Bunun yanında geniş bir emtia sepetine yüzde 3, Bitcoin’e ise yüzde 2 pay ayrılıyor. Altının en büyük ağırlığı almasının nedeni ise LaForge’a göre oldukça açık: Değerli metal, mevcut döngüyü yönlendiren kamu borcu ve para politikası baskılarına en doğrudan şekilde maruz kalan varlık konumunda. LaForge, “Altın, tarihte gerçekten benzersiz bir dönemden geçiyor. Her şeyin bir araya geldiği zaman işte tam olarak bu dönem” dedi.
LaForge’a göre altındaki boğa piyasasının sonunu 8 bin, 10 bin dolar ya da önceden belirlenmiş başka bir fiyat seviyesi getirmeyecek. Asıl izlenmesi gereken nokta, hükümetlerin mali disiplini gerçekten sağlamaya başlaması ve krediye dayalı para sistemine olan güvenin yeniden güçlenmesi.