Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.

Altında dengeler tamamen değişiyor! Çok kutuplu dünyada rezerv olacak

Sprott yöneticisi Paul Wong’a göre altındaki sert düşüş, uzun vadeli yükseliş hikâyesini sona erdirmedi. Tam tersine, güçlenen dolar ülkeleri rezervlerini çeşitlendirmeye iterken altının küresel sistemdeki stratejik rolü giderek büyüyor.

Altında dengeler tamamen değişiyor! Çok kutuplu dünyada rezerv olacak
KAYNAK:
Ümit Büget
|
GİRİŞ:
14.07.2026
saat ikonu 10:20
|
GÜNCELLEME:
14.07.2026
saat ikonu 10:20

Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan sert gerileme, ilk bakışta değerli metalin uzun vadeli görünümünü zayıflatmış gibi duruyor. Ancak Sprott Inc. yönetici ortağı ve piyasa stratejisti Paul Wong’a göre tablo bundan biraz daha karmaşık.

Wong, güçlü doların kısa vadede altın fiyatlarını baskıladığını, buna karşın aynı gücünün ülkeleri alternatif rezerv arayışına yönelttiğini belirtiyor. Yani altını aşağı çeken gelişme, aslında uzun vadeli yatırım hikâyesini de besliyor.

Altında dengeler tamamen değişiyor! Çok kutuplu dünyada rezerv olacak

HAZİRAN AYINDA 532 DOLARLIK KAYIP

Wong’un aylık altın piyasası analizine göre spot altın, haziran ayında ons başına 532,24 dolar kaybederek yüzde 12’ye yakın geriledi ve ayı 4 bin 8 dolardan tamamladı. Böylece art arda dördüncü ayı da düşüşle kapattı.

Hazirandaki kayıp, Ekim 2008’den bu yana görülen en sert aylık düşüş oldu. 30 Haziran’da sona eren çeyrekte ise altının toplam kaybı 660,04 dolara, yani yüzde 14,14’e ulaştı. Bu da Fed’in 2008 küresel finans krizinden sonraki ilk faiz artırımı sürecine hazırlandığı 2013’ün ikinci çeyreğinden bu yana en kötü çeyreklik performans anlamına geliyor. Wong’a göre bu sert düzeltme, yatırımcıların altına yönelik beklentilerini aşırı kötümser bir noktaya taşıdı.

SATIŞ DALGASINI DOLAR VE FAİZ BEKLENTİLERİ TETİKLEDİ

Altındaki haziran satışlarının ilk dalgası, ABD ile İran arasında İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasının ardından başladı. Anlaşmayla birlikte petrol fiyatları sert biçimde gerilerken dolar yükseldi.

İkinci satış dalgası ise yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’ın haziran ayındaki Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısının ardından yaptığı açıklamaların piyasa tarafından şahin yorumlanmasıyla geldi. Bu toplantı, Warsh’ın Fed başkanı sıfatıyla katıldığı ilk FOMC toplantısıydı. Faiz artırımı beklentilerinin güçlenmesi kısa vadeli tahvil getirilerini yukarı taşıdı. Dolar da bu ortamda daha fazla değer kazandı. Wong, algoritmik işlem yapan fonların doların yükselmesini ve kısa vadeli faizlerin artmasını altın için olumsuz bir sinyal olarak değerlendirdiğini belirtti.

FONLARIN SATIŞLARI DÜŞÜŞÜ HIZLANDIRDI

Yatırım fonları, mart ile mayıs arasındaki dönemde yüksek kaldıraçlı pozisyonlarını kapatmak için altın satmıştı. Haziran ayında ise makroekonomik göstergelerin kötüleşmesi ve devlet bağlantılı kuruluşların altın alımlarını azaltması satış baskısını daha da artırdı. Wong’a göre hazirandaki sert düşüşte özellikle emtia danışmanları, niceliksel işlem yapan yatırımcılar ve algoritmik fonlar etkili oldu. Bu fonlar ya ellerindeki pozisyonları azalttı ya da sınırlı miktarda kısa pozisyona geçti. Buna rağmen altın fiyatındaki düşüşün, dolar ve federal fon faizindeki gerçek hareketten çok daha büyük olması dikkat çekti.

Wong, bu durumun güçlü dolar ve yüksek faiz kombinasyonunun olası olumsuz etkilerinin önemli ölçüde fiyatlara yansımış olabileceğini gösterdiğini ifade etti.

Altında dengeler tamamen değişiyor! Çok kutuplu dünyada rezerv olacak

ALTIN AŞIRI SATIM BÖLGESİNE İNDİ

Altının 2026’nın ilk yarısındaki performansı, geçmişte yatırımcı duyarlılığının aşırı kötüleştiği dönemlerle benzerlik gösteriyor.

Altın, haziran ayında Ekim 2023’ten bu yana ilk kez 200 günlük hareketli ortalamasının altına indi. Wong’a göre fiyatlar artık aşırı satım seviyelerine ulaşmış durumda. Son 10 yılda altın, fiyatı 200 günlük hareketli ortalamasının yüzde 90’ına kadar gerilediğinde genellikle destek buldu. Son düşüşle birlikte zirveden kayıp yüzde 26’ya ulaştı. Bu oran, 2016’daki dip seviyelerden bu yana görülen en büyük geri çekilmeye işaret ediyor. Bu sırada ABD Dolar Endeksi yılbaşından bu yana yüzde 2,91 yükseldi. ABD’nin iki yıllık tahvil faizi ise 70 baz puan arttı.

Yılın başında vadeli işlemler piyasası, 2026’nın geri kalanında 2,3 faiz indirimi bekliyordu. Son durumda beklenti 1,5 faiz artırımına dönmüş durumda.

FED’DE EN BÜYÜK SORU: WARSH ŞAHİN Mİ, PRAGMATİK Mİ?

Wong’a göre piyasaların önündeki en önemli başlıklardan biri, Fed içindeki politika çatışması. Yatırımcılar yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’ın enflasyonla mücadeleyi mi önceliklendireceğini, yoksa daha düşük faiz isteyen siyasi ve piyasa baskılarına mı uyum sağlayacağını anlamaya çalışıyor.

Warsh, beklenenden daha dirençli bir ekonomi devraldı. İş gücü piyasası güçlü, büyüme devam ediyor, varlık fiyatları yüksek ve enflasyon Fed’in yüzde 2’lik hedefinin belirgin biçimde üzerinde seyrediyor.

Diğer yandan Başkan Trump, faizlerin düşürülmesi gerektiğini defalarca dile getirdi.

Ortada açık bir gerilim var. Ekonomik veriler daha sıkı para politikasını işaret ederken siyasi beklentiler daha düşük faiz yönünde.

Altında dengeler tamamen değişiyor! Çok kutuplu dünyada rezerv olacak

ENFLASYON ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL

Wong’a göre Warsh’ın önündeki temel sorun, enflasyonun aslında hiçbir zaman tamamen ortadan kaybolmamış olması.

Ekonomi yavaşlamayı reddederken açık iş sayısı yüksek kalmaya devam ediyor. İstihdam artışı beklentilerin üzerinde geliyor, tüketici harcamaları güçlü seyrediyor, imalat ve hizmet sektörlerinde büyüme sürüyor. Buna karşılık enflasyon yapışkan görünümünü koruyor. Çekirdek kişisel tüketim harcamaları enflasyonu yüzde 3,3 ile yüzde 3,4 civarında seyrederken manşet tüketici enflasyonu yüzde 4’ün üzerinde kalıyor. Hizmet enflasyonunu kontrol altına almak ise hâlâ kolay değil.

Wong ayrıca yapay zekâ yatırımlarının yeni enflasyon baskıları yarattığına dikkat çekti. Bellek kıtlığı ve artan bileşen maliyetleri, tüketici fiyatlarına yansımaya başladı. Açıkçası yatırımcıların önemli bir bölümü, enflasyonun politika yapıcıların beklediğinden daha kalıcı olabileceğini düşünüyor.

PİYASALAR HÂLÂ “FED GÜVENCESİNE” İNANIYOR

Enflasyonun yüksek seyretmesine rağmen yatırımcıların bir bölümü, Warsh’ın para politikasında gerçekten şahin davranacağından emin değil. Piyasalarda, ciddi bir varlık fiyatı düşüşünün Fed’i sonunda faiz indirmeye zorlayacağı yönündeki “Fed güvencesi” anlayışı hâlâ güçlü.

Trump yönetiminin tercih ettiği tablo ise oldukça net: daha düşük faizler, güçlü büyüme, yükselen hisse senetleri ve devam eden yatırımlar. Ancak mevcut ekonomik görünüm daha gevşek bir para politikasını açık biçimde desteklemiyor. Bu nedenle Warsh, siyasi baskılar ile ekonomik gerçekler arasında sıkışmış durumda. Fed’in bağımsızlığını korumak, doğrusu önümüzdeki dönemin en zorlu başlıklarından biri olabilir. Wong’a göre enflasyon, siyaset ve güvenilirliği arasındaki bu gerilim, tarihsel olarak altını destekleyen bir ortam yaratıyor.

DOLAR GÜÇLÜ AMA SİSTEMDEKİ AĞIRLIĞI YAVAŞÇA AZALIYOR

Wong, ABD dolarının uzun vadede gerilediği yönündeki görüşünü de koruyor. Buradaki düşüş, yalnızca döviz kuru üzerinden değerlendirilmiyor.

Sprott’a göre doların satın alma gücü ve küresel para sistemindeki temel değer saklama aracı rolü zamanla aşınıyor. Yüksek bütçe açıkları, büyüyen borç yükü, sürekli parasal genişleme, merkez bankalarının artan altın alımları ve jeopolitik parçalanma, dolar merkezli sistemin yavaş yavaş zayıfladığına işaret ediyor.

Bununla birlikte dolar, zaman zaman güçlü yükselişler yaşamaya devam ediyor. Bu dönemlerde emtialar, değerli metaller, gelişmekte olan piyasalar ve riskli varlıklar baskı altında kalıyor. Altın uzun vadeli bir yükseliş trendinde olsa bile gümüş, bakır, petrol ve diğer reel varlıklarla birlikte sert düzeltmeler yaşayabiliyor. Yani zayıflayan para sistemi, doların zaman zaman güçlü biçimde yükselmesini engellemiyor.

Altında dengeler tamamen değişiyor! Çok kutuplu dünyada rezerv olacak

DOLAR KÜRESEL SİSTEM İÇİN HÂLÂ VAZGEÇİLMEZ

Wong’a göre bu görünür çelişkiyi anlamak için iki farklı eğilimi birbirinden ayırmak gerekiyor. Dolar, küresel finansal işlemlerin gerçekleştirilmesi açısından yapısal olarak vazgeçilmez olmayı sürdürüyor. Buna karşılık uzun vadeli rezerv para rolü yavaş yavaş aşınıyor. Başka bir ifadeyle dolar uzun vadede zayıflarken, yıllarca sürebilecek dönemsel güçlenmeler de yaşayabilir. Her büyük dolar rallisi, dünyanın geri kalanı üzerinde yeni bir ekonomik baskı oluşturuyor.

Güçlü dolar, yabancı borçluların borç ödeme maliyetlerini artırıyor, küresel likiditeyi daraltıyor, finansman maliyetlerini yükseltiyor ve yatırımcıları kaldıraçlı pozisyonlarını kapatmaya zorluyor. Aynı zamanda merkez bankalarını rezervlerini çeşitlendirmeye itiyor. Ülkeler, ABD politikalarının etkileyebildiği ve yaptırım aracı olarak kullanabildiği bir finansal sisteme olan bağımlılıklarını azaltmak istiyor. Çin’in CIPS ve mBridge gibi alternatif ödeme sistemlerinin kullanımını artırması da bu arayışın bir parçası. Birçok ülke ayrıca bölgesel ticaret anlaşmalarını ve farklı rezerv çeşitlendirme stratejilerini değerlendiriyor.

ALTIN, BLOKLAR ARASINDA TARAFSIZ BİR REZERV OLABİLİR

Wong’a göre altın, yeni çok kutuplu dünyanın rezerv varlığına dönüşüyor. Dolar ne kadar güçlenirse ülkelerin alternatif arama isteği de o kadar artıyor.

Ancak beklenen sonuç, doların yerini tek bir rezerv para biriminin alması değil. Daha olası senaryo, rezerv sisteminin zamanla çeşitlenmesi ve çok kutuplu hale gelmesi.

Dolar rezervlerde ve küresel finansmanda baskın kalmaya devam edebilir. Buna karşılık başka para birimleri ticarette daha fazla kullanılabilir, bölgesel para birimleri önem kazanabilir ve altın, rakip ekonomik bloklar arasında tarafsız bir rezerv varlığı görevi üstlenebilir. Rezerv yöneticileri dolardan tamamen çıkmaya çalışmıyor. Hâlâ dolara ihtiyaçları var, ancak ellerinde daha az dolar tutmak istiyorlar.

ALTININ EN BÜYÜK AVANTAJI: BİR ÜLKEYE BAĞLI DEĞİL

Altın bu yeni sistemde farklı bir konuma sahip. Egemen para birimlerinin aksine herhangi bir ülkeye veya siyasi yapıya bağlı değil. Devlet tahvilleri gibi karşı taraf riski taşımıyor. Yurt içinde tutulduğu sürece banka mevduatları gibi dondurulması ya da yaptırımlara konu edilmesi de kolay değil. Jeopolitik gerilimler arttıkça ve rezerv çeşitlendirmesi hızlandıkça merkez bankaları altını daha stratejik bir varlık olarak görmeye başladı. Altının rolü yalnızca enflasyondan korunma aracı olmaktan çıkıyor. Giderek bir parasal güvence, rezerv varlığı ve hatta gelecekte parasal teminat işlevi görebilecek bir araç haline geliyor.

Altında dengeler tamamen değişiyor! Çok kutuplu dünyada rezerv olacak

ALTININ REZERVLERDEKİ PAYI YÜZDE 34’E KADAR ÇIKTI

Wong’un aktardığı IMF verilerine göre Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinden önce altının küresel rezervlerdeki ortalama payı, 2000 yılından itibaren yaklaşık yüzde 12 seviyesindeydi. Rusya’nın döviz rezervlerinin dondurulması veya el konulması ve küresel para birimleri ile devlet tahvillerinin değer kaybına ilişkin endişeler, altına olan ilgiyi hızlandırdı. Altının toplam dünya rezervlerindeki payı yakın dönemde yaklaşık yüzde 34’e kadar yükseldi. Çeyrek sonunda ise yüzde 27 seviyesinde gerçekleşti. Wong’a göre altının stratejik rezerv varlığı olarak geri dönüşünü destekleyen uzun vadeli eğilim hâlâ güçlü.

KRİZ DÖNEMLERİNDE ALTIN NEDEN DÜŞÜYOR?

Altın genellikle kriz dönemlerinde güvenli liman olarak görülüyor. Ancak finansman ve likidite sıkışıklığı yaşandığında fiyatlar her zaman yükselmiyor. Wong’a göre bunun nedeni oldukça basit: Yatırımcıların kriz anında dolara ihtiyacı oluyor.

Piyasa katılımcıları dolar bulabilmek için ellerindeki en likit varlıkları satıyor. Altın da dünyanın en likit ve en fazla talep gören rezerv varlıklarından biri olduğu için nakit yaratma aracı olarak kullanılıyor. Bu durum 2008 finansal krizinde ve Mart 2020’deki pandemi şokunda görüldü. Gelecekte yaşanabilecek dolar sıkışıklıklarında da benzer bir tablo ortaya çıkabilir.

Wong, bunun altının başarısız olduğu anlamına gelmediğini vurguluyor. Tam tersine altın, böyle dönemlerde rezerv işlevini yerine getiriyor.

Altında dengeler tamamen değişiyor! Çok kutuplu dünyada rezerv olacak

KISA VADEDE ALTININ YÖNÜNÜ DOLAR BELİRLİYOR

Altın uzun vadede rezerv varlığı olarak güç kazanırken kısa vadeli fiyat hareketlerinde dolara bağlı kalmaya devam ediyor. Uzun dönemde altın ve dolar farklı nedenlerle aynı anda yükselebilir. Altın, tarafsız rezerv ve değer saklama aracı talebiyle değer kazanabilir. Dolar ise küresel finansman sistemindeki merkezi konumu nedeniyle güçlenebilir.

Ancak dönemsel hareketlerde altın ile ABD Dolar Endeksi arasında çoğu zaman ters yönlü bir ilişki bulunuyor. Doların güçlendiği dönemler, altın fiyatlarında geçici düzeltmelere veya yatay hareketlere yol açabiliyor.

Wong’a göre altının uzun vadeli parasal değer kazanımı ile kısa vadeli dolar hassasiyeti arasındaki farkı anlamak, piyasadaki oynaklığı doğru değerlendirmek açısından kritik önem taşıyor. Doların küresel hâkimiyeti uzun vadede azalırken para birimi yine de güçlü kalabilir. Benzer şekilde altın, uzun vadeli yükseliş trendini korurken sert düşüşler yaşayabilir.

Dolar rallileri, daralan likidite, emtia fiyatlarındaki gerileme ve altındaki düzeltmeler kısa vadeli döngüyü belirliyor. Uzun vadeli eğilim ise rezerv çeşitlendirmesi, merkez bankalarının altın alımları, alternatif ödeme sistemleri ve doların küresel rezervlerdeki payının kademeli biçimde azalması yönünde ilerliyor.

Wong’a göre iki eğilim aslında birbiriyle çelişmiyor. Her dolar yükselişi, ülkelerin rezervlerini çeşitlendirme isteğini biraz daha artırıyor. Her çeşitlendirme adımı da altının küresel para sistemindeki uzun vadeli rolünü güçlendiriyor.

ETİKETLER
#altın fiyatları
#Dolar
#merkez bankası
#Rezerv Para
#Paul Wong
#Ekonomi
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.