Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar enerjide Türkiye'nin 2040 hedefini açıkladı. Bakan Bayraktar, ''Artık Türkiye ekonomisini elektrikleştirecek yani enerji bağımsızlığına giderken, biz Türkiye’nin ekonomisinin her alanında daha çok elektriğin olduğu bir dünyaya gideceğiz. Elektrikleşme bu işin merkezinde olacak.'' dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın açıklamalarından öne çıkanlar:
Önümüzdeki hafta bütün dünya Antalya'ya geliyor. Birleşmiş Milletler İklim Konferansı var. Ve 31.sini düzenlenecek bu konferansta Türkiye'nin enerjiye dair, iklime dair çabalarının neler olacağını ve Türkiye'nin enerji güvenliğiyle, iklim değişikliğiyle mücadeleyi birlikte nasıl başaracağını aslında sizlere, kamuoyumuza ve dünya kamuoyuna paylaşacağımız bir ortam. Dolayısıyla istedik ki COP31 öncesinde böyle bir programla, böyle kapsamlı bütüncül bir programla Türkiye'nin enerjideki yol haritasını kamuoyumuzla paylaşalım. Ama başka motivasyonlarımız da var. Yani bu programa çalışırken dünya büyük bir dönüşümden geçiyor. Yani enerji dünyası değişiyor, dünya ekonomileri değişiyor. Dünya adeta krizler dünyası. Ve hayatımızın yeni normali sürekli devam eden krizler haline gelmiş durumda. Son 6 yıla bakın, işte pandemi 2022 yılında hemen bölgemizde, yanı başımızda Rusya-Ukrayna arasında başlayan savaş, ticaret savaşları, tarife savaşları, konvansiyonel savaşlar, çatışmalar işte bu yıl Şubat ayında İran'da başlayan savaş bütün bunlar hakikaten önemli krizler, şoklar ve bir kriz biterken diğeri başlıyor.
Yani adeta dünya bir kusursuz fırtınaya tutulmuş durumda. Dolayısıyla hayatımızda birçok şey değişiyor. Bu değişimlere göre mevcut programlarımızı revize etmek, yeni hedefler ortaya koymamız gerekiyor. Bir başka motivasyon kaynağımız bu çalışmayı yaparken dünyada yeni bir çağa giriyoruz. Bu yeni çağın adı yapay zeka çağı. Ve diyoruz ki enerjiye dair, ekonomiye dair ne biliyorsak bu yapay zeka çağında o değişecek. Yani ekonomini bütün alanlarında hayatımızı değiştirecek, kökten değiştirecek, ezberleri bozacak çok önemli bir değişim ve dönüşüm süreci yaşıyoruz.
Dolayısıyla ülkemizi buna hazırlamamız lazım. Şimdi yapay zeka çağında önümüzde iki tane önemli unsur var. Bir, kritik madenler. Yani madenler olmadan, madende önemli bir aşamaya gelmeden yapay zekada veya bu yeni teknolojilerde öne çıkmanız mümkün değil. İkinci husus, elektrik altyapınız, enerji altyapınız eğer güçlü değilse yine yapay zeka çağında sizin rekabetçi olmanız mümkün değil. İşte bütün bu sebepler bir araya geldi ve bizi aylarca süren bu çalışma inşallah şimdi burada işte sunumunu sizlere yapacağımız hale geldik ve inanıyoruz ki güçlü bir ekonomi için çok güçlü bir enerji altyapısına ihtiyacımız var. Biz de bu doğrultuda bu programı hazırladık. Çünkü ülkemizin ekonomisi büyüyor. Ülkemizin aynı zamanda yatırımların, istihdamın, ihracatın ve üretimin artması için de biraz önce ifade ettiğim gibi böyle bir kapsamlı programa ve güçlü bir enerji altyapısına ihtiyacımız var. Biz 2017'de milli enerji ve maden politikasını birlikte sunmuştuk. Ama şimdi 2026 yılında bu aşamada 2040'ın milli enerji sunumunu yapıyoruz. Hedefimiz 2027 ile alakalı da maden tarafıyla alakalı özellikle maden şurasıyla beraber bu açıklamayı sizlere inşallah yapacağız. Yani maden kısmında benzer bir lansmanı önümüzdeki yıl hedefliyoruz. Şimdi müsaadenizle sunuma geçiyorum.
Şimdi enerjide bizim önümüzde iki tane temel problemimiz var. Bir tanesi arz güvenliği yani bütün ülkeler enerji arz güvenliğini temin etmek için çok büyük bir çaba içerisinde. Ve özellikle bu bahsettiğimiz krizler dünyasında ülkelerin kendi kendine yetebiliyor olması, enerji arz güvenliklerini temin her geçen gün daha zor bir hale geliyor. Bir ikinci hususta tabii iklim değişikliğiyle alakalı. Bir taraftan da enerjimizi daha sürdürülebilir, temiz bir şekilde karşılamaya çalışıyoruz. Emisyonlarımızı düşürmeye çalışıyoruz. Şimdi arz tarafına baktığımızda yani Türkiye enerji talebi büyüyen bir ülke. Talep nereden büyüyor, ne tarafta, hangi faktörlerle büyüyor diye baktığımızda bir geleneksel faktörler var. Yani eğer sizin nüfusunuz artıyorsa, ekonominiz büyüyorsa, şehirleşmeniz devam ediyorsa bunun size getireceği bir enerji ve elektrik talebi var. Bunlara baktığımızda biz üçünde de Türkiye'de büyüme görüyoruz.
Hala şehirleşme devam ediyor. Türkiye'nin nüfusu TÜİK verilerine göre 91,5 milyona ulaşacak. iki bin kırk yılında. Inşallah daha yükseğe gider. Çünkü nüfusta ciddi bir aslında artış hızımızda azalma var. Ekonomimiz büyüyor. Yine strateji bütçe başkanlığımızın ortaya koyduğu çalışmalara göre Türkiye ekonomisi iki bin kırka kadar ortalama yüzde dört nokta dört büyüyor. Bugünkü gayri safi yurt içi hasıla yaklaşık bir nokta dokuz katına çıkacak.
Soğutma kaynaklı ki son yıllarda bunun etkilerini görmeye başladık. Geçen yıl soğutma kaynaklı elektrik talebi yüzde on dokuz büyüdü Türkiye'de. Artık hemen her ilimizde klimalar kullanılıyor, evin içerisinde birkaç tane odada klima kullanmaya başladık. Dolayısıyla bunların getirdiği talep faktörleri var. Başka bir şey su arıtmayla alakalı, deniz suyu arıtmayla alakalı ihtiyaç duyacağımız elektrik talebini öngörüyoruz. 2040 programı içerisinde çünkü bu alanda da yani su kıtlığına doğru özellikle küresel ısınmanın getirdiği bir etkiyle gittiğimiz bir dünyaya doğru gidiyoruz. Tabii bu iki tane birbiriyle aslında birbirini aynı anda gerçekleştirmesi zor iki hedef arz güvenliği ve eklim değişikliğiyle mücadelede Türkiye'nin uğraştığı başka bir mesele daha var. O da enerji ithalatının getirdiği, enerjide dışa bağımlılığın getirdiği çok büyük bir ithalat faturası var. 2022 yılı rakamı 96,5 milyar dolar. Ve son 4 yıla, 5 yıla baktığımızda bunun ortalaması neredeyse 65-70 milyar dolarlar mertebesinde. Yani Türkiye bu kadar büyük bir parayı her yıl dışarı ödediği zaman işte cari açık problemimiz var.
Dolayısıyla bu cari açık problemine bizim mutlaka bir çözüm bulmamız lazım. Bunun iki yolu var. Bir, sanayimiz katma değerli üretim yapacak. İşte yüksek katma değerli ihracatımız olacak. Savunma sanayinde yaptıklarımız bunun en güzel örnekleri. Ama ekonomimizin tamamında böyle bir, üretimimizin tamamında, sanayimizin tamamında böyle bir dönüşüme ihtiyaç var. İki, bununla beraber bizim enerji ithalat faturamızı düşürmemiz lazım. için biz bir taraftan arz güvenliğimizi temin ederken Türkiye'nin dışa bağımlılığını düşürmeye ve esas itibariyle bu programda da göreceğiniz Türkiye'yi enerjide bağımsız kılacak politikaları ve adımları atacağız.
2022-2025 arasında yaklaşık 33 milyar dolarlık bir cari açığı var Türkiye'nin. Ve bu süre içerisinde de %67-68'lik enerjide dışa bağımlılığı var. Bizim hesabımız o %68'i şöyle %48'lere ellerin altına düşürdüğümüz anda bu cari açık sıfırlanabiliyor.
Bizim hesabımız o %68'i şöyle %48'lere ellerin altına düşürdüğümüz anda bu cari açık sıfırlanabiliyor. Elbette başka faktörler var işte daha yüksek katma değerli ihracat vesaire ama bizim şu anda 2030'larda 2030 yılına geldiğimizde Türkiye'de bu anlamda bu %50'nin altına geriletmeyi hedeflediğimiz bir dışa bağımlılık var. Ama inşallah 2040, yani bu sunumun sonunda göreceksiniz, 2040 bizim Türkiye yüzyılında enerjide bağımsız bir Türkiye hedefiyle yola çıkıyoruz. Son 24 yılda, bu da çok çarpıcı bir rakam, yani AK Parti iktidarlarımızda yaklaşık 1.1 trilyon dolarlık enerji ve maden ithalatımız var. Bu çok büyük bir rakam ama bu büyüyen ekonominin bir anlamda gereği. Şimdi müsaadenizle bu enerji bağımsızlığına, Türkiye'nin cari açık problemine, enerjideki arz güvenliği problemine hangi yöntemlerle gideceğiz? Burada karşımızda beş tane temel sac ayağı var. Birincisi, her şeyden önemlisi, enerjisini verimli kullanan, ekonomisinin tamamında yani sanayiden ulaştırmaya, tarıma, binalara, elektriğe kadar her alanda enerjisini verimli kullanan bir Türkiye'ye ihtiyaç var. Dolayısıyla enerji verimliliği bizim birinci önceliğimiz. İkinci husus Türkiye mutlaka enerji sepetine nükleeri eklemek zorunda.
Yenilenebilir enerji adeta her derde deva bir ilaç. Çünkü temiz enerji, çünkü dışa bağımlılığa düşürmemize katkı sağlıyor ve arz güvenliğimize de bir taraftan önemli katkılar da sağlıyor. Dolayısıyla rekabetçi, marjinal maliyetleri oldukça düşük. Dolayısıyla bu ülkemizin bu potansiyelini bu alanda kullanmak istiyoruz. Ama burada başka bir husus daha var. Yerli ekipman üretimimiz, dolayısıyla sanayimizin burayı desteklemesi, yani burada kullanılan panellerin, rüzgar tribünlerinin, ilave ekipmanları yapılması da aynı zamanda bizim için önem arz ediyor. Dördüncü alan ekonomilerde yani burada COP öncesinde yine fosil yakıtlarla alakalı elbette bir şeyler söylememiz lazım. Çünkü biz inanıyoruz ki, görüyoruz ki petrol ve doğalgaz ve özellikle doğalgazı bir geçiş yakıtı olarak düşünürseniz hayatımızda olmaya devam edecek.
Elektrikli araçlar. Türkiye'deki hedeflediğimiz on beş, on yedi milyon elektrikli aracın her birisi iki buçuk, bataryasında iki buçuk Kilogram kalıcı mıknatısa ihtiyaç duyuyor. Yani 37.500 ton bizim o kalıcı mıknatısı üretmemiz lazım. Madenimiz var. Bu değer zincirini, o teknolojiye sahip olup kurduğumuzda kendi mıknatısını üreten, magnetini üreten bir ülke haline de gelmemiz lazım.