Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Boşanma sonrası ödenen nafakada yeni dönem başlıyor. Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” ödenebilmesini öngören düzenlemeyi iptal etti. Gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte, Türkiye'deki nafaka sisteminde köklü bir değişim süreci başladı.
Anayasa Mahkemesi’nin “süresiz nafaka” düzenlemesine ilişkin iptal kararının ardından gözler 30 Haziran 2027 tarihine çevrildi. Peki yeni dönemde nafaka kaç yıl ödenecek, mevcut nafakalar kesilecek mi ve mahkemeler süreyi hangi kriterlere göre belirleyecek? Avukat Mertcan Nacar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'un sorularını cevapladı.

Süresiz nafaka dönemi tamamen bitti mi? Yeni değişikliğin kapsamı ne?
Avukat Mertcan Nacar: Anayasa Mahkemesinin Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan süresiz olarak ibaresine ilişkin iptal kararı (E.2025/156, K.2026/131, Karar Tarihi: 04.06.2026, R.G. Tarihi: 30.09.2026) ile Türkiye’de yoksulluk nafakası uygulaması bakımından yeni bir hukuki süreç başlamıştır. Anayasa Mahkemesi söz konusu ibarenin her durumda ve hiçbir ölçüt gözetilmeksizin ömür boyu nafaka sonucuna yol açmasını Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddeleriyle bağdaşmaz bulmuştur.
Bununla birlikte, kamuoyundaki genel algının aksine, süresiz nafaka tamamen kaldırıldı şeklindeki genelleme hukuken doğru değildir. İptal kararı yoksulluk nafakasını bir bütün olarak ortadan kaldırmadığı gibi mevcut nafaka yükümlülüklerini de kendiliğinden sona erdirmemiştir. AYM, iptal kararında sabit bir azami yıl sınırı, somut süre baremi veya matematiksel hesaplama formülü tesis etmemiştir. Ayrıca iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup, iptalin yürürlük tarihi 30.06.2027’dir. Bu tarihe kadar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi mevcut hâliyle yürürlükte kalmaya devam etmektedir.

Boşanan kişi artık kaç yıl nafaka alabilecek?
Avukat Mertcan Nacar: 30.06.2027 tarihine kadar yürürlükte kalacak olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi metni şu şekildedir: "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz."
Mevcut yasal rejimde nafakanın kaç yıl süreceğine ilişkin sabit bir yıl sınırı yer almamaktadır. Ancak süresiz ibaresi, her şart altında nafakanın kesintisiz biçimde ömür boyu süreceği anlamına da gelmemektedir.
30.06.2027 tarihi sonrasında ise boşanan kişilerin kaç yıl nafaka alabileceğine dair kesin bir yıl sayısı (örneğin 3 yıl, 5 yıl ya da 10 yıl gibi) belirlemek hukuken mümkün değildir. AYM iptal kararında doğrudan bir azami yıl sınırı koymamıştır. Şayet yasama organı (TBMM) tarafından yürürlük tarihine kadar yeni bir yasal düzenleme yapılırsa, süreler ve geçiş hükümleri bu kanuna göre tatbik edilecektir. Yeni bir yasal düzenleme yapılmaması durumunda ise süre sınırı, hâkim tarafından somut olayın özelliklerine ve 4721 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki hakkaniyet takdirine göre belirlenecektir. Dolayısıyla tüm dosyalara şablon olarak uygulanacak genel geçer bir nafaka süresi bulunmamaktadır.

Nafaka neye göre belirlenecek? Mahkeme süreyi belirlerken hangi kriterlere bakacak?
Avukat Mertcan Nacar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi gereğince yoksulluk nafakasının belirlenmesinde aranan temel yasal koşullar şunlardır:
• Talepte bulunan eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması,
• Talepte bulunan eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması,
• Nafaka talep edilen eşin ekonomik ödeme gücünün bulunması (nafaka borçlusunun kusuru aranmaz).
Hâkim nafakayı belirlerken 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi gereğince bağlı olduğu takdir yetkisini kullanır: "Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir."
AYM’nin iptal gerekçesinde işaret ettiği evliliğin süresi, eşlerin yaşı, sağlık ve eğitim durumları, ekonomik bağımsızlık kazanma kapasiteleri gibi kriterler hâkime yol gösterici değerlendirme ilkeleridir; kanunda tanımlanmış otomatik bir puanlama sistemi değildir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun mevcut 175. maddesinde süre belirleme mekanizması düzenlenmemiştir. İptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte mahkemelerin süre takdirinde dikkate alacağı değerlendirme kriterleri şunlardır:
| Kategori | Hukuki Düzenleme ve Değerlendirme Kriterleri |
|---|---|
| Mevcut Durum ve Genel Hüküm | 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde süre belirleme mekanizması düzenlenmemiştir. İptal kararının yürürlüğe girmesiyle süre takdiri mahkemelerce yapılacaktır. |
| Nafaka Süresinin Takdirinde Dikkate Alınacak Kriterler | Evlilik ve Genel Durum: • Evliliğin fiili ve hukuki süresi • Eşlerin boşanma tarihindeki yaşları • Eğitim, meslek ve çalışma kapasiteleri • Sağlık durumları ve iş gücü kaybı bulunup bulunmadığı |
| Nafaka Alacaklısına İlişkin Kriterler: • Çalışma hayatına fiilen katılıp katılamayacağı ve kendi geliriyle geçimini sağlama imkânı • Ekonomik bağımsızlığını ne kadar sürede yeniden kazanabileceği | |
| Nafaka Borçlusuna İlişkin Kriterler: • Yaşı, geliri, malvarlığı ve zorunlu geçim giderleri • Yeni aile yükümlülükleri, yeniden evlenmesi veya çocuklarının bakım giderleri • Nafaka yükünün boşanma sonrası kişisel ve mesleki yaşamına ölçüsüz bir külfet getirip getirmediği | |
| Kriterlerin Uygulanma Esasları | Kriterlerin hiçbiri tek başına kesin ve bağlayıcı değildir. Evliliğin uzunluğu doğrudan ömür boyu nafakayı, kısalığı ise mutlaka çok kısa süreli nafakayı gerektirmez. |
| Hâkimin Takdir Yetkisi ve Hakkaniyet İlkesi (TMK m. 4) | Hâkim, menfaat dengesini somut olayın koşullarına göre hakkaniyetle kuracaktır. |
| Durumun Değişmesi Hâli (TMK m. 176) | Şartların değişmesi hâlinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması her zaman talep edilebilir. |
Nafaka miktarı nasıl hesaplanacak?

Avukat Mertcan Nacar: Yoksulluk nafakasının miktarının tayininde yürürlükteki mevzuatta veya AYM kararında sabit bir yüzde, gelir katsayısı ya da matematiksel formül yer almamaktadır. TMK’nın 175. maddesindeki temel kural, nafakanın alacaklının geçimi için ve borçlunun malî gücü oranında hakkaniyetle tayin edilmesidir.
Miktar takdir edilirken iki sınır birlikte gözetilir:
1. Nafaka alacaklısının zorunlu ve asgari geçim gereksinimleri,
2. Nafaka borçlusunun gerçek ve sürdürülebilir ödeme gücü.
Nafaka borçluya bir ceza olarak yüklenemez; aynı şekilde borçluyu kendi geçimini sağlayamayacak bir sefalete de sürükleyemez. TMK’nın 176. maddesi gereğince nafakanın irat biçiminde veya toptan ödenmesine karar verilebilir; irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceği de karara bağlanabilir.

Maaş, kira, mal varlığı ve yaşam standardı ne kadar belirleyici olacak?
Avukat Mertcan Nacar: Tarafların maaşları, kira gelirleri, taşınır ve taşınmaz malvarlıkları, borçları ve hayat standartları nafakanın hem belirlenmesinde hem de miktarında temel araştırma konusudur. Ancak kanunda bunlar için önceden belirlenmiş sabit katsayılar yoktur. 4721 sayılı Kanun’un 184. maddesinin 4. bendi uyarınca boşanmanın mali sonuçlarında hâkim delilleri serbestçe takdir eder.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.10.2022 tarihli, E.2019/807, K.2022/1221 sayılı kararında yoksulluk ve gelir tespiti bakımından şu hususların önemi vurgulanmıştır:
• Gelirin "sürekli ve düzenli" nitelikte olup olmadığı,
• Alacaklının "yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim" gibi zorunlu gereksinimlerini kendi imkânlarıyla karşılayıp karşılayamadığı,
• Dosya kapsamında "kadının çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa yoksulluktan kurtaracak düzeyde düzenli ve sürekli bir gelirinin olup olmadığı" olgusunun titizlikle araştırılması gerekliliği.
Bir kişinin salt çalışmıyor görünmesi doğrudan yoksul kabul edilmesini gerektirmediği gibi, asgari düzeyde bir gelire sahip olması da yoksulluk nafakasını kendiliğinden engellemez. Mahkemelerce SGK kayıtları, banka hareketleri, tapu ve araç kayıtları, kira sözleşmeleri ve kolluk marifetiyle yapılan sosyal-ekonomik durum araştırmaları incelenerek gerçek malî güç ortaya çıkarılır.

Yıllardır nafaka ödeyen kişiler için yeni karar ne anlama geliyor?
Avukat Mertcan Nacar: AYM’nin iptal kararı, yıllardır nafaka ödemekte olan kişilerin nafaka borçlarını kendiliğinden sona erdirmez. Nafaka borçlusunun mahkeme kararı olmaksızın kendi inisiyatifiyle nafaka ödemeyi durdurması hukuka aykırıdır.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin 2. fıkrası ile Anayasa’nın 153. maddesinde yer alan temel kural şudur: "İptal kararları geriye yürümez."
Bu nedenle geçmişte kesinleşmiş yargı kararları doğrudan iptal kararının yayımlanmasıyla geçersiz hâle gelmez; birikmiş nafaka alacakları geçmişe etkili olarak silinmez. Ancak yoksulluk nafakası geleceğe yönelik devam eden bir irat niteliğinde olduğundan, koşulları değişen borçlular TMK’nın 176. maddesi kapsamında mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılmasını veya azaltılmasını talep edebilirler. Anayasa Mahkemesinin 17/05/2012 tarihli, E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında da belirtildiği üzere, irat alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde mahkeme kararıyla sona erdirilir.

Yıllardır nafaka alan kişiler için değişiklik olacak mı?
Avukat Mertcan Nacar: Nafaka alan kişiler yönünden de 30.09.2026 Resmî Gazete yayımı veya 30.06.2027 yürürlük tarihi itibarıyla mevcut nafakaların otomatik olarak kesilmesi söz konusu değildir. Geçmişte kesinleşmiş ilamlar hukuki geçerliliğini korur.
Bununla birlikte, kesinleşmiş bir nafaka hükmü nafaka alacaklısına şartlar değişse dahi sonsuza dek dokunulamaz bir hak bahşetmez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi gereğince:
• Nafaka alacaklısının resmen yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin vefatı hâlinde irat kendiliğinden düşer,
• Alacaklının evlilik dışı fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde açılacak dava neticesinde mahkemece kaldırılır,
• Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyet gereğince nafaka miktarı artırılabilir veya azaltılabilir.
Dolayısıyla nafaka alan kişinin hukuki durumu geçen yıllara göre değil; kesinleşmiş ilamın varlığı, yoksulluk hâlinin ve kanuni koşulların güncel olarak devam edip etmediği esas alınarak belirlenir.

Çocuk sahibi olmak nafakanın süresini veya miktarını etkiler mi?
Avukat Mertcan Nacar: Eş lehine bağlanan yoksulluk nafakası (TMK m. 175) ile müşterek çocuklar yararına bağlanan iştirak nafakası (TMK m. 182, 328, 330) tamamen farklı hukuki kurumlardır. Çocuk sahibi olunması, boşanılan eş lehine yoksulluk nafakasının süresini kanunen uzatmaz veya miktarını doğrudan katlamaz.
Çocukların bakım ve eğitim giderleri ana ve babaya aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesi şöyledir: "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler."

İştirak nafakasının miktarına ilişkin TMK’nın 330. maddesi hükmü ise şöyledir: "Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir."
Dolayısıyla ortak çocuğun varlığı iştirak nafakasının konusudur. Ancak velayeti üstlenen eşin fiilen çocuğa bakması sebebiyle çalışma hayatına katılamaması veya gelir elde etme kabiliyetinin kısıtlanması, eşin yoksulluk durumunun ve geçim ihtiyacının hâkim tarafından hakkaniyetle değerlendirilmesinde dolaylı bir etken teşkil edebilir. Ayrıca boşanma davası sürecindeki geçici tedbir nafakası (TMK m. 169) veya hısımlar arasındaki yardım nafakası (TMK m. 364) yoksulluk nafakasıyla karıştırılmamalıdır.

Ne zaman uygulanmaya başlayacak?
Avukat Mertcan Nacar: Anayasa Mahkemesinin iptal kararı 30.09.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Ancak Anayasa’nın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca iptal hükmünün yürürlüğe giriş tarihi Resmî Gazete yayımından itibaren 9 ay ertelenmiştir. Bu doğrultuda iptal hükmünün yürürlük tarihi 30.06.2027’dir.
Zaman bakımından uygulama esasları şu şekildedir:
• 30.06.2027 tarihine kadar açılmış veya açılacak tüm davalarda TMK’nın 175. maddesindeki süresiz olarak ibaresi pozitif hukuk kuralı olarak uygulanmaya devam eder.
• 30.06.2027 tarihinden önce kesinleşmiş nafaka kararları ve doğmuş alacaklar bakımından iptal kararı geriye yürümez.
• 30.06.2027 tarihine kadar TBMM tarafından yeni bir kanuni düzenleme yapılması hâlinde, bu tarihten sonraki davalar ve süre kuralları çıkarılacak kanun hükümlerine göre belirlenecektir.
• Yasama organınca yeni bir kanun çıkarılmadığı takdirde, 30.06.2027 sonrasında ortaya çıkacak norm boşluğu TMK m. 175’in kalan metni, TMK m. 176 ve hâkime takdir yetkisi tanıyan TMK m. 4’teki hakkaniyet ilkesi çerçevesinde mahkeme içtihatlarıyla doldurulacaktır.
| Hukuki Konu / Soru | 30.06.2027 Öncesi (Mevcut Durum) | 30.06.2027 Sonrası (İptal Yürürlüğü ve Gelecek Dönem) |
|---|---|---|
| Nafaka Süresi (Yıl Sınırı) | TMK 175 uyarınca talep süresiz olarak yapılabilir; kesin bir azami yıl sınırı yoktur. | AYM maktu bir süre getirmemiştir. Yeni yasa çıkarsa ona göre, çıkmazsa TMK m. 4 hakkaniyetine göre hâkimce belirlenir. |
| Nafaka Miktarının Hesabı | Sabit oran veya matematiksel formül yoktur; alacaklının geçimi ve borçlunun malî gücü dengelenir. | Sabit oran veya formül yine bulunmamaktadır; menfaat dengesi ve hakkaniyet esas alınır. |
| Mevcut / Kesinleşmiş Nafakalar | Kesinleşmiş ilamlar geçerlidir; nafaka koşullarında değişiklik varsa TMK 176 davaları açılabilir. | İptal geriye yürümez; kendiliğinden sona erme olmaz. Değişen koşullara göre TMK 176 kapsamında uyarlama istenebilir. |
| Çocukların Etkisi | Çocuklar için iştirak nafakası (TMK 182, 330) ayrıdır; eşin yoksulluk nafakasını doğrudan uzatmaz. | İştirak nafakası bağımsızlığını korur; çocuğun bakım yükü eşin çalışma kapasitesinde dolaylı veri olabilir. |
| Yasal Dayanak ve İptalin Etkisi | TMK m. 175 aynen yürürlüktedir. | Süresiz ibaresi yürürlükten kalkar; yeni kanun veya yargısal takdir uygulanır. |