Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Washington’da siyasi dengelerin değişmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün yaptığı açıklamasında ABD'deki ara seçimlerin Türkiye-ABD ilişkilerine etkisine ilişkin değerlendirmede bulundu. Erdoğan, ilişkiler üzerine değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu söyledi. İki ülke arasındaki ilişkilerin köklü ve sağlam temellere dayandığını vurgulayan Erdoğan, "Bu amaçla hem Amerikan Yönetimiyle hem de Temsilciler Meclisi ve Senato'yla yakın diyalog halinde olmaya devam edeceğiz" dedi.
Trump ile Erdoğan arasındaki yakın ilişkiye rağmen Kongre’nin artan etkisi, Ankara’nın F-35 beklentisinden Suriye politikasına kadar kritik başlıkları etkileyebilir mi? Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Esat Arslan, ABD’deki yeni dönemin Türkiye’ye olası yansımalarını ve Washington-Ankara hattında değişen güç dengelerini Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a değerlendirdi.

Trump'ın Kongre'de çoğunluğu kaybetmesi Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönem başlatır mı?
Prof. Dr. Esat Arslan: Evet, yeni bir dönem başlıyor ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan-Trump dostluğundaki rahat ilişkiler yerini Kongre'ye dayalı zorlu modele bırakabilir. Malum, biliyorsunuz, 14 milyon doların üzerinde olan her satış Kongre denetimine tabidir.

Seçimi kısaca hatırlayalım: Yeni Kongre, 3 Ocak 2027'de göreve başlayacak. O tarihe kadar Trump hâlâ eski Cumhuriyetçi Kongre ile çalışıyor olacaktır. Bu ne demek Türkiye için?
Trump ile Sayın Cumhurbaşkanımızın kankardeş yani Brother Romance (bromance) dönemi yerini “Kurumsal Vesayet" dönemine bıraktı diyebilirim.
Trump, Temmuz 2026'da Ankara'daki NATO Zirvesi'nde "Kimyamız uyuyor, yaptırımları kaldıracağız, F-35'i kesinlikle düşünürüz, dostlara yaptırım uygulamayız." dedi. Ama verdiği sözlerin hiçbirini hayata geçiremedi. Çünkü ABD'de başkan, başkomutan olarak istese bile Kongre'nin yazdığı yasayı tek başına delmesi mümkün değildir. Buna mâni olan, denetim ve denge (Check and Balance) sistemidir.
Gelelim 3 Ocak 2027'den sonraki duruma: Demokrat Kongre ile o kanal daha da daralacak.
Demokratlar şunları yapabilecek:
| Dönem | Aktör | Olası Hamleler / Yetkiler | Karşı Hamle / Kısıt |
|---|---|---|---|
| 3 Ocak 2027 Sonrası | Demokrat Kongre |
| Trump'ın veto hakkı bulunuyor. |

Burası en kritik yanılgı noktası: CAATSA'yı kaldırmak ile F-35'e dönmek aynı anlama gelmiyor.
İki ayrı yasa var:
a) CAATSA yaptırımları: 2020'de Savunma Sanayii Başkanlığına (SSB) uygulandı. Trump bunu başkan olarak kaldırma sürecini başlatabilir, Kongre 30-90 gün inceleme yapar. Demokrat Kongre buna itiraz kararı çıkarabilir ama Trump veto ederse 3'te 2 lazım.
b) FY2020 NDAA Madde 1245: F-35 transferini yasaklıyor. Şartı net: Türkiye "artık S-400'e sahip değil" diye Dışişleri ve Savunma bakanları Kongre'ye onay vermeli. Dışişleri, 22 Temmuz 2026'da Kongre'ye yazıyla bildirdi: "Türkiye bu koşulları henüz karşılamadı."

Demokratlar arasında Yunanistan ve Ermeni lobisi ile İsrail'e yakın isimler güçlü. Temmuz'da Bilirakis (Cumhuriyetçi) ve Schneider (Demokrat) önergesiyle F-35 için Türkiye'nin Hamas'a destek vermediğini, İsrail'e tehdit oluşturmadığını kanıtlaması şartı ileri sürülmüştür.
“Titus ve Markey tarafından sunulan Türkiye İnsan Hakları Yasası kapsamında, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere siyasi tutukluların durumunun ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasının şart koşulması; bu koşullar yerine getirilmediği takdirde Türkiye'ye yönelik askerî yardımların durdurulması öneriliyor.”
Başka bir ifadeyle Trump "verelim" dese bile Demokrat Kongre "önce S-400'ü çıkar, sonra Hamas dosyasını kapat, sonra insan hakları" diye üç yeni şart ekleyebilecek.

Türkiye'nin elindeki en önemli kozlardan biri ise KAAN savaş uçağı projesi için ABD'nin temmuz ayında onayladığı 80 adet F110 motoru ile Eurofighter tedariki oldu. Ankara, savunma sanayisinde alternatiflerini çeşitlendirerek F-35'e bağımlılığını azaltırken, Washington da Türkiye'nin artık tek seçeneğinin ABD olmadığının farkında. Bu tablo, F-35 dosyasında Türkiye'nin pazarlık gücünü artırabilecek önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
| Aktör / Konu | Durum / Talep / Gelişme |
|---|---|
| Donald Trump | F-35 satışı konusunda istekli olsa da Kongre engeliyle karşılaşma ihtimali bulunuyor. |
| Demokrat Kongre'nin Şartları |
|
| F-35 Beklentisi | Ankara'nın 2027 yılı için F-35 teslimatına yönelik umudu azalmış durumda. |
| Türkiye'nin Alternatifleri ve Kozları |
|
| Stratejik Durum | Türkiye F-35'e bağımlı olmadığını gösterirken, ABD yönetimi de bu alternatiflerin farkında. |
Trump'ın CAATSA'yı kaldırma sözü havada kaldı. Demokratların bunu kendi lehlerine kullanacağı değerlendirilmektedir. Ancak aynı zamanda Trump'ın İran savaşındaki İran'a yaptırım politikasını da sorgulayacaklar. Bu, Türkiye'ye nefes aldırabilir çünkü Türkiye İran'a komşu ve enerji ticaretinde muafiyet istiyor.

Burada sahada zaten büyük değişim oldu. Seçim bunu geri sarmayacak ama yönünü değiştirecek.
Sahadaki gerçek: Esad Aralık 2024'te düştü. Şaraa yönetimi geldi. ABD, 24 Ağustos 2026'da Suriye'yi terör destekçisi listesinden çıkardı. 25 Ağustos 2026'da SDG (Suriye Demokratik Güçleri) komutanı Ferhat Abdi, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olduğunu, örgütün feshedildiğini açıkladı. ABD Büyükelçisi Barrack da "SDG artık ana müttefikimiz değil." dedi. Ankara bunu olumlu olarak not etmiştir.
| Tarih / Dönem | Olay / Gelişme | İlgili Aktörler | Detaylar |
|---|---|---|---|
| Aralık 2024 | Yönetim Değişikliği | Esad Rejimi, Şaraa Yönetimi | Esad yönetimi düştü, yerine Şaraa yönetimi geldi. |
| 24 Ağustos 2026 | Terör Listesi Güncellemesi | ABD, Suriye | ABD, Suriye'yi terör destekçisi ülkeler listesinden çıkardı. |
| 25 Ağustos 2026 | SDG'nin Feshi ve Entegrasyonu | SDG (Ferhat Abdi), Suriye Ordusu | SDG komutanı Ferhat Abdi, örgütün feshedildiğini ve Suriye ordusuna entegre olduğunu duyurdu. |
| 25 Ağustos 2026 Sonrası | Müttefiklik Statüsünün Değişmesi | ABD (Büyükelçi Barrack) | Büyükelçi Barrack, SDG'nin artık ana müttefikleri olmadığını açıkladı. |
| Belirtilmemiş | Türkiye'nin Yaklaşımı | Türkiye (Ankara) | Ankara, sahadaki bu gelişmeleri olumlu olarak değerlendirdi ve not etti. |

Şubat 2026'da Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nde yapılan oturumda Başkan Brian Mast, "Türkiye destekli gruplar Şam'da SDG'ye saldırıyor, bu kabul edilemez." dedi. Graham (Cumhuriyetçi) ve Blumenthal (Demokrat) birlikte "Kürtleri Kurtar Yasası"nı sundular. Şam'a ve ona destek veren yabancılara yaptırım, HTŞ'yi (Heyet Tahrir Şam - Şam'ı Kurtarma Heyeti) yeniden terör örgütü ilan etme gündeme gelebilir.
Demokratlar ocak ayından sonra:
SDG entegrasyonunun gerçekten mi olduğunu, yoksa "tabelayı değiştirip komutanları Şam ordusuna general yaparak mı" olduğunu denetleyecek. Nitekim eski SDG komutanı Sipan Hamo'nun Suriye Savunma Bakan Yardımcısı olması Ankara'yı zaten rahatsız etmiştir.
Demokratların, cezaevlerinde tutulan yaklaşık 9 bin DEAŞ mensubunun sorumluluğunu kimin üstleneceği ve bu kişilerin güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusunu sorgulayacağı değerlendirilmektedir.
Bütün bu gelişmelere rağmen Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin tamamen çıkmaza girmesi beklenmiyor. Türkiye, savunma sanayisinde attığı adımlar, KAAN projesi ve farklı ülkelerle geliştirdiği askerî iş birlikleri sayesinde alternatiflerini artırıyor. F-35 ve yaptırımlar konusunda Kongre kaynaklı engeller yaşansa da iki ülkenin NATO müttefiki olması ve ortak güvenlik çıkarları ilişkilerin sürmesini zorunlu kılıyor. Ankara'nın önündeki en önemli fırsat ise Washington'daki yeni dengeleri doğru değerlendirerek Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda yeni bir iş birliği zemini oluşturmak olacak