Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Altında yeni marj açılıyor mu, yoksa zaten zirve noktası görüldü mü? ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) kararları, jeopolitik gelişmeler, merkez bankalarının altın alımları, tahvil faizleri ve küresel büyüme beklentileri aynı anda fiyatlanıyor.
Peki gram altında 6.200 lira sınırında hareketlilik sürerken, beklenen düzeltme kapıda mı? Ekonomist Dr. Sefer Humar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a piyasaları değerlendirerek yaz sonu için kritik rakamları açıkladı.

Yaz sonuna yaklaşırken altın ve ons cephesinde olası bir düzeltme ya da soluklanma dönemi için yatırımcı hangi sinyalleri takip etmeli?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Altın uzun vadede serveti koruyan önemli yatırım araçlarından biridir. Ancak "Altın her zaman yükselir." düşüncesi doğru değildir. Doğru ifade şudur: Altın uzun vadede değerini koruma eğilimindedir; fakat bu yolculuk düz bir çizgi değildir. Bazen aylarca yükselir, bazen de yatırımcısını sabırla sınayan uzun yatay dönemler yaşatır.
Bugün ons altın tarafında yaşanan hareketler de aslında bunun tipik örneğidir. Fed'in faiz indirimi beklentileri altını desteklerken, ABD tahvil faizlerinin yüksek kalması ve doların güçlü görünümü yükselişi sınırlıyor. Bir başka ifadeyle altının önünde hem gaz hem de fren aynı anda çalışıyor.
Bu süreçte yatırımcıların özellikle dört göstergeyi yakından izlemesi gerekiyor:
• ABD 10 ve 30 yıllık tahvil faizleri,
• Dolar Endeksi (DXY),
• Fed üyelerinin faiz açıklamaları,
• Jeopolitik risklerin seyri.
Örneğin 30 yıllık ABD tahvil faizlerinin son yılların yüksek seviyelerinde kalması, yatırımcının risksiz faiz getirisine yönelmesine neden olabilir. Böyle dönemlerde altın kısa süreli baskı altında kalabilir. Buna karşılık faiz indirimi beklentileri güçlenirse veya küresel riskler yeniden artarsa altın tekrar destek bulabilir.

Bir başka önemli konu ise psikolojidir. Son dönemde sık sık "Merkez bankaları son üç ayda yüzlerce ton altın aldı.", "Altın yeniden rekor kıracak." gibi manşetler görüyoruz. Ancak yatırım sadece manşet okuyarak yapılmaz. Çünkü büyük oyuncuların yaptığı her alımın zamanı ve amacı farklıdır.
Bir çiftçi örneğini düşünelim...
Çiftçi tohumu eker ekmez ertesi gün tarlaya gidip "Neden ürün çıkmadı?" diye toprağı kazmaz. Çünkü bilir ki toprağın da zamana ihtiyacı vardır. Finansal piyasalarda da durum aynıdır.
Her gün ekrana bakarak panikle alım satım yapan yatırımcı çoğu zaman kazançtan çok stres satın alır. Unutulmamalıdır ki; piyasalarda fırsatı kaçırma korkusu (FOMO), çoğu zaman gerçek zararın başlangıcıdır.

Yaz sonu ve sonbahar geçişinde tepe seviyeler görüldü mü, yoksa yeni bir marj açılıyor mu?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Elbette piyasalarda hiç kimse kesin olarak "Tepe görüldü" ya da "Buradan mutlaka yükselecek" diyemez. Ancak yatırımcılar olasılıkları değerlendirmek zorundadır. Benim kişisel değerlendirmem, gram altında 6.200 TL civarındaki fiyatlamaların önemli ölçüde beklentileri satın aldığı yönünde.
Bu nedenle kısa vadede belirli bir düzeltme yaşanmasını şaşırtıcı bulmam. Özellikle 5.500 TL ve altına doğru oluşabilecek kademeli geri çekilmelerin, uzun vadeli düşünen yatırımcı açısından daha sağlıklı maliyet oluşturabileceğini düşünüyorum.
Bunun nedeni sadece teknik analiz değildir.
Piyasalarda hiçbir yükseliş sonsuza kadar devam etmez. Nasıl ki çok hızlı koşan bir sporcunun nefeslenmeye ihtiyacı varsa, finansal piyasalarda da güçlü yükselişlerin ardından dinlenme dönemleri yaşanır.


Bugün altının karşısında üç önemli unsur bulunuyor:
• Kâr satışları,
• Güçlü dolar,
• Yüksek tahvil faizleri.
Diğer tarafta ise onu destekleyen unsurlar hâlâ masada:
• Küresel belirsizlik,
• Merkez bankalarının altın talebi,
• Olası faiz indirimleri.
Yani piyasa iki farklı gücün mücadelesini yaşıyor.

Ben mevcut veriler ışığında, kısa vadede 7.000 TL'nin çok üzerinde kalıcı fiyatlamaların kolay oluşmayacağı görüşündeyim. Bu, elbette kesin bir öngörü değil; bugünkü ekonomik tabloya dayanan kişisel beklentimdir. Beklenmedik jeopolitik gelişmeler veya para politikalarında ani değişiklikler bu görünümü değiştirebilir.

Burada yatırımcıların yaptığı en büyük hata şudur:
Altın yükselirken "Daha da çıkacak." diye zirveden almak…
Bir süre sonra küçük bir geri çekilmede ise panikle zararına satmak…
Oysa profesyonel yatırımcı tam tersini yapmaya çalışır.
Fiyat yükselirken heyecanını kontrol eder.
Fiyat düşerken de korkusunu yönetir.
Çünkü piyasalar sabırsız olanın parasını sabırlı olana devrettiği büyük bir mekanizmadır.

Doların uluslararası paritelerdeki seyri göz önüne alındığında, dövizde beklemek mi yoksa çeşitlendirmeye gitmek mi daha güvenli?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Bugün dolar yaklaşık 47,43 TL, euro ise 54,50 TL seviyelerinde işlem görüyor. Küresel tarafta Japonya Merkez Bankası'nın politika faizini %1 seviyesinde sabit bırakması, büyüme tahminini yukarı çekerken enflasyon beklentisini aşağı çekmesi piyasalar tarafından "şimdilik gevşek duruş devam ediyor" şeklinde yorumlandı. Bu durum yen üzerinde baskı oluştururken doların uluslararası piyasalardaki güçlü görünümünü destekledi.
Ancak doların önünde de önemli sınavlar bulunuyor. Fed'in bundan sonraki faiz adımları, ABD büyüme verileri, enflasyon rakamları ve küresel ekonomik görünüm doların yönünü belirleyecek temel faktörler arasında yer alıyor.
Ben yıl sonuna kadar dolar ve euro tarafında çok sert ve olağanüstü yükselişler beklemiyorum. Kur hareketlerinin kontrollü ve daha sınırlı seyretmesinin daha olası olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte, bunun bir beklenti olduğunu ve piyasaların her zaman farklı senaryolar üretebileceğini unutmamak gerekir.
Bu nedenle yatırımcının tek bir varlıkta beklemek yerine portföyünü dengelemesi daha sağlıklı olabilir.

Örneğin 1 milyon liralık birikimi olan bir yatırımcı bütün parasını tek bir yatırım aracına bağladığında, o varlıkta yaşanacak %10'luk bir geri çekilme doğrudan 100 bin liralık değer kaybı anlamına gelir. Oysa aynı portföy; döviz, altın, TL faizli enstrümanlar ve farklı varlıklar arasında dengeli şekilde dağıtıldığında, tek bir piyasadaki dalgalanmanın etkisi daha sınırlı kalabilir.
Hayatta da bunun çok güzel bir örneği vardır. Uzun bir yolculuğa çıkarken bütün suyunuzu tek bir şişeye koymazsınız. Şişe düşerse susuz kalırsınız.
Ama suyunuzu birkaç farklı şişeye paylaştırırsanız, biri zarar görse bile yolunuza devam edebilirsiniz.
İşte finans dünyasında bunun adı çeşitlendirmedir. Çünkü yatırımın amacı sadece daha fazla kazanmak değildir. Asıl amaç, kazanılanı koruyabilmektir. Ve unutulmaması gereken son cümle şudur:
Ne altın sonsuza kadar yükselir… Ne dolar her zaman kazandırır… Ne de tek bir yatırım aracı bütün dönemlerin yıldızı olur. Gerçek servet; doğru zamanda işlem yapanların değil, riskini yöneten, planına sadık kalan ve sabırla hareket eden yatırımcıların elinde büyür.